Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,
iki cihan saadetinin tek çaresi İslam ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c) a
hamd ederim. Salât ve selâm, her şeyi tanzim edici olarak gönderilen rahmet
peygamberi, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine, O na
uyanlara, O nun yolundan giden müminlere olsun.
İnsanlık ve İslam tarihi Âdem (a.s) ın Allah tarafından
yaratılmasıyla başlar. Allah (c.c) Âdem i yarattıktan sonra ondan eşi Havva
validemizi yaratmıştır. İkisini önce cennete koymuştur. Cennette bir müddet
huzur içinde yaşamışlardır. İblis, ikisinin yasak meyveden yemesini temin
ettikten sonra, Allah onları yeryüzüne indirmiştir.
Araf 24-25: Allah: Birbirinize düşman olarak (Cennetten
yeryüzüne) inin. Bir zamana kadar yeryüzünde sizin için yerleşecek yer ve
geçinmek vardır, buyurdu. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan
(diriltilip) çıkarılacaksınız dedi. Bu indiriliş iman edenler ile inkâr
edenlerin, şükredenler ile nankörlük edenlerin tespiti için tanzim edilmiş bir
imtihan içindir.
Taha 123-127: Artık size benden bir hidayet (kitap, din
ve peygamber) geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapıtmaz ve sıkıntıya
düşmez. Kim benim zikrimden (Kur an dan) yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı
bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşr ederiz. O (İnkârcı
nankör): `Rabbim! Beni niçin kör olarak haşr ettin Oysa ben, hakikaten görür
idim der. (Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana ayetlerimiz geldi; ama sen
onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun! Doğru yoldan sapanı ve
Rabbinin ayetlerine inanmayanı işte böyle cezalandırırız. Ahiret azabı, elbette
daha şiddetli ve daha süreklidir.
Adem (a.s) evlatlarına gönderilmiş ilk peygamberdir.
Ondan sonra sırasıyla Şis, İdris ve Nuh (a.s) peygamber olarak gönderilmiştir.
İnsanlık bir müddet İslam dini üzere hayat sürmüş, ancak bir müddet sonra
İblisin hile ve tuzaklarına kapılarak şirk ve inkâra yönelmiştir. Nuh (a.s)
kavmini uyarmış ancak onlar inkârlarında ve şirke dayalı düzenlerinde ısrarcı
olunca Allah bu kavmi helak etmiştir. Nuh un gemisine binenlerin dışında
yeryüzünde bir tek insan kalmamıştır.Saffaat 75-77: Yemin olsun ki, Nuh bize
nida etti, yalvarıp yakardı. (biz de) duaya ne güzel karşılık veririz.
Kendisini ve ailesini büyük felaketten kurtardık. Biz, yalnız Nuh un soyunu
kalıcı kıldık. Tufandan sonra insanlık Nuh (a.s) un çocuklarından çoğalmıştır.
Peygamberimiz: Nuh un Sam, Ham, Yafes adında üç oğlu vardı. Sam Arapların,
Yafes Rumların, Ham Habeşlilerin babasıdır. buyurmuştur. (Tirmizi)
NUH (A.S) UN ÜÇ OĞLU
Nuh (a.s), yeryüzünü, üç oğluna pay etmiştir. Oğlu Sam a,
yeryüzünün orta, üstün kısmını tahsis etmiştir. Bu bölge Filistini, Nil, Fırat,
Dicle, Seyhan, Ceyhan ve Feysun (Belh ırmağı) ırmaklarını ve bu beş ır¬mağın
suladığı yerleri içine alır.
Nuh (a.s), oğlu Ham a, Nil in batısına ve arka tarafına
düşen yerleri yani Afrika kıtasını tahsis etmiştir. Nuh (a.s), oğlu Yafes e de,
Feysun (Belh ırmağı) ile onun arka tarafına düşen yerleri tahsis etmiştir.
Burası Orta asya topraklarıdır. Yafes, doğu ile batı arasında konaklamıştır.
Türklerden, Hazerlerden ve daha başkalarından gelen ve Arab olmayan bü¬tün
krallar, Yafes in çocuklarındandırlar. Ham ın, Küş, Kenan, Kut, adındaki
oğullarından Kut, Hind ve Sind toprakları¬na gidip yerleşti. Oraların halkı,
Kut un çocuklarından çoğalmıştır. Sudan, Habeşe, Kıbt ve Berber cinsleri de,
Ham ın, Küş ve Kenan adındaki oğullarından türemişlerdir. Nuh(a.s) oğlu Sam;
Arz-ı Haram a ve çevresine yerleşmiş, Yemen e, oradan Hadramevt e, oradan
Amman a, kadar bütün bölgeye yayılmıştır.
NUH (A.S) TAN İBRAHİM (A.S) E
Nuh (a.s) kendisinden sora oğlu Sam ı yeri¬ne vekil
bıraktı ve kendisine, peygamberlik sırlarını, hikmetin inceliklerini öğretti.
Diğer iki oğluna da Sam a tabi olup itaat etmelerini vasiyet etti. Nuh
(a.s) tan sonra, oğlu Sam, Allah a ibadet ve itaat ederek üze¬rine düşen
vazifeleri yerine getirdi. Sam kendisinden sonra oğlu Erfahşed i, Erfahşed
yerine oğlu Şalıh ı, Şalıh kendisinden sonra oğlu Abir i, Abir, kendisinden
sora oğlu Falığ ı, Fâlığ, yerine Ergu yu, Ergu, yerine oğlu Sarug u, bıraktı.
Sarug un devrinde zalim ve zorbalar, çoğalmış, putperestlik yaygın hale
gelmişti. Halkın, kimisi puta, kimisi taşa, kimisi ağaca, kimisi suya, kimisi rüzgâra
tap¬maya başlamıştı. Sarug kendisinden sonra oğlu Nahor u, yerine bıraktı ve
ona, Allah a ibadet ve itaati emretti. Nahor un devrinde Allah, yeri dehşetli
bir sarsıntı ile sarstı. Bütün putlar yuvarlanıp yere düştü, uyanmadılar. Allah
Ad kavmine, kardeşleri Hud (a.s) u peygamber olarak gönderdi. Onlar onu,
yalanladılar. İnkârlarından dolayı Allah onları helak etti.
Allah Hıcr bölgesine yerleşen Semud kavmine kardeşleri
Salih (a.s) i Peygamber ola¬rak gönderdi. Onu yalanladılar. İnkârlarından
dolayı Allah Semud kavmini de helak etti. İrem b. Sam ın oğlu Lavez in oğulları
Tasm ve Cedis Yemâme ye ve Bah¬reyn e yerleştiler. Amlık (Imlak) b Lavez ın
soyundan gelenlerden bazıları Haram e, bazıları da, Şam a yerleştiler. İşte,
Âmalık diye anılan kavimler, bunlardandı ve her beldeye dağılmışlardı. Zorba
Mısır Firavunları, Zalimler, Fars Şahları ve Horasan Hükümdarları bunlardandı.
Bunların kardeşi olan Ümeym b. Lavez, Fars toprağına yerleşmişti. Farslıların
her cinsi, Ümeym b Lâvez in çocuklarındandır. İrem in oğlu Maş ise, Babil e
yerleşmişti. Maş ın oğlu Nemrud, orada doğmuştur. Nemrud, Babildeki köşkü yaptıran ve beş yüz yıl
hükümdarlık yapan kimsedir. Allah,
İbrahim (a.s) da, bu Nemrud un zamanında Babil halkı¬na Peygamber olarak
göndermiştir. İbrahim (a.s) Nuh (a.s) un oğlu Sam ın torunlarındandır. İbrahim
(a.s) Babil halkını uyarmış, bir olan Allah ın kendisine bildirdiği hanif
dinine tabi olmalarını istemiş, ancak Zorba Nemrut elinde bulundurduğu güç ile
İbrahim (a.s) ateşe atmıştır. Ateş de Allah ın emrindedir. Allah peygamberini
korumuş ve Nemrut zelil bir şekilde helak olup gitmiştir. Babil de Hakka dayalı
bir medeniyet kurulmuştur. Bu olaydan sonra İbrahim (a.s) inananlarla birlikte
Allah ın emriyle Şam diyarına hicret etti. İman edenler arasında kardeşi
Haran ın oğlu Lut (a.s) ile amcasının kızı Sare de, bulunuyordu. İbrahim (a.s),
Allah ın dilemesi ile Sare ile evlendi.
İbrahim (a.s) ve muhacirler, Harran a varıp orada bir
müddet oturdular. Allah ın emri gereği İbrahim (a.s), Kenanilerin yurduna, Filistin
topraklarına gitti. O zaman Kenanilerin yurdunda kıtlık ve açlık vardı. İbrahim
(a.s) oradan Ürdün e, Ürdün den de, Mısır a gitti. Mısır da ilk Firavunlardan Totıs bulunuyordu.
Totıs babasını öldürüp tahta oturan zalim, zorba, bir Firavundu. Kan akıtmayı
çok severdi.
İBRAHİM (A.S) MISIR DA
İbrahim (a.s) eşi Sare ile birlikte Mısır a varınca
şehrin giriş kapısında bulunan görevliler, Sare yi görür görmez güzelliği¬ne
hayran oldular ve Firavun a ha¬ber verdiler. Firavun, hemen Vezir ini gönderip
İbrahim (a.s) i huzuruna getirtti. Ona, kim olduğunu, Mısır a niçin geldiğini
ve nereli olduğunu sordu. İbrahim (a.s) sorularına cevap verdi.
Firavun: O kadın kimdir, senin neyin olur diye sordu.
İbrahim (a.s) öldürüleceğinden çekinerek, Benim hanımımdır! deme yerine Kız
kardeşimdir! dedi. Firavun Sare yi görmek istedi. Kendisine, muhalefet
edilemezdi. Allah, İbrahim (a.s) Firavun un, Sare ye kötülük yapama¬yacağını,
bildirdi. İbrahim (a.s), hemen, Sare nin yanına geldi ve O na: Bu zorba,
senin, benim eşim olduğunu öğrenirse, senin için, beni öldürebilir. Bunlar,
seni bana sordular, Kız kardeşimdir! diye cevap verdim. dedi. Firavun,
Sare yi, yanına getirtti. Sare, Firavun un huzuruna girince, Firavun, ayağa
kalktı. Sare, abdest alarak namaza durdu. Namazını bitirince: Ey Allah ım!
ben, Sana ve Senin Peygamberine inanmış; kadınlığımı da, ko¬camdan başkasına
karşı, temelli olarak korumuş bir kulun isem, şu kâfiri, bana iliştirme
diyerek dua etti. Firavun, Sare ye, elini uzatmak istedi, Allah onun elini
katılaştırdı. Sare ye: Allah a, dua et de, elimi, salsın, sana, bir zarar
vermeyeceğim! dedi. Sare, Allah a, dua etti. Firavun un eli, normal halini
aldı. Firavun, birkaç kez Sare ye ilişmek istediyse de Allah Onu korudu.
Rivayate göre: Firavun un, her saldırışında, eli, tutulmakla kalmamış, aynı
zamanda, nefesi daralmış, horlamağa ve yerleri tepmeye başlamış. Firavun
Sare yi getiren görevlilere: Siz, bana, bir insan getirmemişsiniz, ancak, bir
şeytan getirmişsiniz. Onu, İbrahim e geri veriniz. Ülkemden, hemen dışarı
çıkarınız. Hacer i de, ona veriniz! dedi. Sare ye elbiseler hediye etti. Firavun Sare ye: Gerçekten senin Rabb in,
çok büyükmüş! dedi ve İbrahim (a.s) in neyi olduğunu, sordu. Sare: Kocam ve
akrabam olur. dedi. Firavun: O, kız kardeşi olduğunu söylemişti. dedi. Sare:
Doğrudur, ben onun dinde kız kardeşiyim. Bizim dinimizde olan herkes, din
kardeşimiz sayılır. dedi. Firavun: Sizin dininiz, ne güzel dinmiş dedi. Ve
Sare yi görüşsün diye kızı Hurya ya gönderdi. Firavun un kızı Hurya, çok akıllı
ve üstün vasıflı bir kadındı. Allah, onun kalbinde, Sare ye karşı, büyük sevgi
ve saygı uyandırdı. Onu en güzel bir şekilde karşıladı ve ağırladı. Kendisine,
mal ve mücevherat hediye etti.
Sare, verilen hediyelerle birlikte İbrahim (a.s) in yanına
geldi. O sırada, İbrahim (a.s), namaz kılıyor, Allah a, dua ediyordu. Sare nin
geldiğini hissedince, namazını bitirdi. Sare ye, eliyle işaret ederek: Ne
haber dedi. Sare: Hayır haber, İzzet ve Celal sahibi olan Allah, o facirin
elini benden men, kötülüğünü uzak ve kendisini de zelil etti. Bana da, bir
hizmetçi olarak Hacer i, verdi! dedi. İbrahim (a.s), Hurya nın hediye ettiği mal ve mücevherat hakkında:
Götür, geri ver! Bunlar, bize gerekmez! dedi. Sare, onları, götürüp geri
verdi. İsrar üzerine Hacer i kabul etmek zo¬runda kaldı.
MISIR DAN AYRILIŞ
İbrahim (a.s) ve Sare yanlarında, Hacer olduğu halde
Firavun dan ve şerrinden sakındığı için Şam a dön¬mek üzere, Mısır dan ayrıldı.
İbrahim (a.s) eşi ve cariyesi, Filistin toprağında, Filistin ile Ku¬düs
arasında, Şam çölündeki Seb diye anılan yere varıp indiler. İbrahim (a.s), orada bir kuyu kazdı ve bir
Mescid yaptı.
Seb halkı, İbrahim (a.s) i rahatsız edecek bazı uygunsuz
hareketler¬de bulunmaya başladılar.
İbrahim (a.s) de, başka bir yerde oturmak üzere, hemen
oradan ayrıldı. Seb den ayrıldıktan sonra Filistin de, Remle ile Kudüs arasında
bir yere gelip yerleşti. Allah, ona, rızık ve geçim bolluğu, servet ve
hizmetçiler ihsan etti. Devamı inşaallah haftaya vesselam.