Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,
kullarına İslam ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve
selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine,
O na uyanlara, O nun yolundan giden müminlere olsun.
Musa (a.s) ile Harun (a.s) un ortaya koyduğu mucizeler
karşısında yenilen Firavun, başına gelen bela ve musibetlerden ibret almamış ve
inkârcılığına devam etmiştir. Şuursuz bir şekilde Allah a cürette bulunmaktan
geri durmamış, Allah ı yenebileceğini zannetmiştir.
Bir gün Firavun: Ey Mısır ın ileri gelenleri, ben sizin
benden başka İlahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, bana yük¬sek bir kule yap.
Belki ben göklerin yollarına ulaşır, Musa nın İlahına yükselip çıkarım
dedi. Bu kule yedi yılda yapılıp
bi¬tirildi. Firavun, yapılan yüksek kulenin üzerine çıktı. Kendisine, bir yay
getirilmesini emretti. Sema ya doğru nişan alıp ok attı. Ok, kanlı olarak geri
geldi. Bunun üzerine Firavun: Ben, Musa nın İlahını öldürdüm! dedi. Bu bir
imtihandı, belki de büyük bir azabın ve helak olmanın habercisiydi. Ölecek,
helak olacak olan Firavun ve adamlarıydı.
Musa (A.S) Ve Sihirbazlar
Firavun, mucizeleri sihir, Musa (a.s) yı da sihirbaz
zannediyordu. Etrafıyla konuştu, ülkenin ne kadar büyük, tanınmış sihirbazı
varsa hepsini toplamaya karar verdi. Musa yı yenmeleri halinde sihirbazlara
büyük ödüller vaat etti. Sihirbazlar toplandılar, tuzaklarını kurdular. Ey
Musa, sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin dediler. Buluşma günü
belirlendi. Panayır ve bayram günü gelmiş vakit de kuşluk vak¬tiydi. Kahire de
gösterinin yapılacağı meydana (Tahrir) büyük çadırlar kurdular. Firavun ve
adamları çadırlarda kendileri için hazırlanan yere oturdular. Gösteriyi
izlemeye gelen halk, Firavunun karşısına sıra sıra dizildiler. 15 bin sihirbaz
alanda saf bağladılar. 60 deve ile taşıdıkları iplerini yanı başlarına
koydular. Yarışacak baş sihirbazlar, gösteriyi kazanacaklarından, Musa ya güya
haddini bildireceklerinden emindiler. Firavun, Musa (a.s) nın karşısına
çıkardığı sihirbazlara: Bu gün, karşısındakine üstün gelen umduğuna
kavuşacaktır diyor ve onları cesaretlendiriyordu. Musa (a.s) yanında kardeşi
Harun (a.s), elinde asası olduğu halde meydana geldi. Sihirbazlara: Kendinize
yazık etmeyiniz. Allah a karşı yalan düzmeyiniz. Sonra Allah size azap eder de
kökünüzü kurutur. Allah a karşı yalan uyduran herkes kesinlikle kaybedenlerden
olmuştur diyerek onlara nasihatte bulundu. Sihirbazlar: Bu söz, sihirbaz sözü
değildir dediler. Ancak onlar uyarıya aldırış etmediler. Başlarına
geleceklerden habersiz olarak Musa (a.s) ya: Ey Musa! Önce sen mi başlamak
istersin, yoksa biz mi başlayalım dediler. Musa (a.s) onlara: Ne atacaksanız
önce siz atınız, ne yapacaksanız önce siz yapınız dedi. Onlar: Firavunun
izzeti ve hakkı için galip olanlar biz olacağız biz diyerek iplerini ve
sopalarını attılar. Halkın gözünü sihirlediler, korkunç bir şeyi ortaya koyarak
izleyenleri büyülediler.
Musa (a.s) olanları izliyor ve onlara: Bu sizin
yaptığınız şeyler gerçek değil sihirdir. Allah bu yaptıklarınızın bir yalan
olduğunu size gösterecektir. Çünkü Allah ifsatçıların, bozguncuların işini boşa
çıkarır. Allah, günahkârlar hoşlanmasalar da, hakkın hak olduğunu herkese
bildirir diyerek ikazlarını sürdürdü.
Allah (c.c) Musa ya: Korkma, çünkü bugün üstün gelecek
olan sensin, elindeki asayı yere bırak emrini verince Musa (a.s) elindeki
asasını yere bırakıverdi. Musa (a.s) nın Ejderha olan asası, sihirbazların asa
ve iplerden oluşan bütün sihirlerini bir anda yutuverdi. Sihirbazlar, olayı
izleyen halk, Firavun ve adamları şaşırıp kaldılar. Sihirbazlar, bu Mucize
karşısında: Bu ancak Yüce Allah ın bir işidir! dedikten sonra secdeye
kapandılar ve: Âlemlerin Rabbi ne, Musa ile Harun un Rabbi ne iman ettik!
dediler.
Bir kez daha hak karşısında yenilmiş olan ve devlet
gücüne sığınarak iman edenleri tehdit etme yolunu seçen Firavun: Ben, size
izin vermeden siz ona iman edemezsiniz. Size sihri öğreten benim. Bu banim
düzenimi yıkmak, iktidarıma son vermek için yapılmış bir tertiptir. Sizi
cezalandıracağım. Ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi hurma
dallarına asacağım. Kimin azabının daha çetin ve sürekli olduğunu size
göstereceğim diyecektir. İnananlar bu tehdide aldırmadılar ve: Bu ölüm tehdidi bizim çekineceğimiz bir şey
değildir. Zaten biz öleceğiz ve Rabbimize döneceğiz dediler. Firavun dediğini
yaptı. Onların ellerini, ayaklarını kestirdi ve kendilerini, hur¬ma dallarına
astırdı ve onlar öldürülürlerken: Ey Rabbimiz! Üstümüze sabır yağdır. Bizi,
Müslümanlıkta sabit kimseler olarak öldür! duasında bulundular. Günün başında
kâfir olan bu sihirbazlar, günün sonunda şehitler kafilesine dâhil oldular.
Firavunun kavmi, yenilgi ve korku içinde, toplantı yerinden, birbirlerini
çiğne¬yerek evlerine döndüler. Firavun ise, yenilgiye ve lanete uğramış olarak
sarayına döndü ve inkârcılığına ve zulmüne devam etti. Bugün Mısır da Müslüman
Kardeşler ile General Sisi arasında yaşananlar, o gün Musa ile Firavun arasında
yaşanan olayların bir tekrarıdır.
Firavun Müslüman Avında
Firavun bu olaydan sonra gördüğü her Müslüman ı öldürme
kararı almış ve işe kendi sarayının içinden başlamıştır. Hanedandan Hızkıl,
Musa (a.s) nın sihirbazları yenmesinden sonra imanını açıklamış ve
sihirbazlarla birlikte o da idam edilmiştir. Hızkıl ın hanımı, Firavunun
kızlarının kuaförü Mümine kadınlardandı. Kendisi bir gün, Firavunun kızının
başını tararken, tarak, elinden düşünce Bis¬millah demişti. Firavunun kızı durumu
babasına haber verdi. Firavun bu kadını, biri yeni doğmuş emmekte olan çocuğu
olmak üzere bütün çocuklarını huzuruna getirtti. Onları yaktırdığı bir tandıra
teker teker attırarak şehit etti.
Firavunun hanımı Asiye hatun mümin kadınlarındandı. Asiye
hatun, Firavunun, O kadın ve çocuklarını nasıl işkencelerle öldür¬düğünü,
köşkün penceresinden üzülerek izlemekte idi. O sırada Firavun, Asiye hatunun
yanına girdi ve ona Hızkıl ın hanımı kuaför kadına yaptığını anlattı. Asiye
hatun ile Firavun arasında bir dizi konuşma geçti. Bu konuşmalar esnasında
O nun da mümine olduğunu öğrendi. Asiye hatun imanından dönmeyince Firavun,
yere dört kazık çaktırdı ve onların arasında can verinceye kadar Asiye hatuna
işkence yaptırdı ve onu da şehit etti. Rabbimiz buyuruyor: Tahrim 11: Allah,
inananlara da Firavun un karısını misal gösterdi. O: `Rabbim! Bana katında,
cennette bir ev yap; beni Firavun dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni
zalimler topluluğundan kurtar demişti. Asiye hatun, bu asil duruşla Allah a
kavuşmuştur.
Hicret Ve Zafer
Musa (a.s), Allah ın emrine uyarak İsrailoğullarından bir
gece vakti Mısır dan ayrılmak için yola çıkmak üzere hazırlık yapmalarını
istedi. Bunun için her dört ev halkının bir evde toplanarak yola çıkmalarını,
Kıbtilerden süs eşyalarını emanet olarak almalarını, aralarında yüksek sesle
konuşmamalarını, lambaların sabaha kadar yanık bırakılmasını, yola çıkanlardan
kim oldukları sorulunca, parola olarak Amr diye cevap ve¬rmelerini, evinden
ayrılan kimsenin yola çıktığı bilinmek üzere kapısına kan sürmesini,
mayalanmasını beklemeden ekmeklerini pişirmelerini emretti. Bu hazırlıklardan
sonra, Musa ve Harun (a.s), İsrail oğullarıyla birlikte gizlice Mısır dan yola
çıktılar. Çıkarken Yusuf (a.s) un tabutunu da yanlarına aldılar. Musa (a.s)
kavmi ile birlikte Şam yoluna değil, denize doğru yürüdü. Bir adam, Musa (a.s)
için: Yolu bıraktı deyince Musa (a.s): Ben böyle emrolundum dedi. Firavun, Musa (a.s) ile kavminin Mısırdan
çıkıp gittiklerini an¬cak, gecenin sonuna doğru öğrenebildi. Firavun milyonluk
ordusunu topladı ve Musa (a.s) ile kavmini arkadan takibe başladı. Bu takip
çeşitli nedenlerden dolayı ancak güneş doğarken başlayabildi. Bu ordunun öncü
komutanı Haman idi. Hanedanın bütün mensupları, oğullar, torunlar ve onların çocukları
ordunun içinde idiler. Firavun, orduları ile birlikte Musa (a.s) ile kavmini
arkalarından takibe koyuldu. Musa (a.s) ve kavminin önünde deniz, arkalarında
güçlü firavun ordusu bulunuyordu. Firavun ve ordusu yaklaşmakta idi. Bu durumu
hisseden kavmi Musa (a.s) ya: Firavun ve ordusu bize ulaşmak üzeredir
dediler.
Musa (a.s) onlara: Endişelenmeyiniz, Rabbim benimle
beraberdir. O, beni bütün bu sıkıntılardan kurtaracaktır. Rabbiniz, düşmanınızı
helak edecek, sizi de bu yerde hükümdar ya¬parak imtihan edecek, nasıl hareket
edeceğinize bakacaktır müjdesini verdi.
Onlardan bazıları: Ey Musa, bize haber verdiğin yardım ve
zafer nerededir Sen bize peygamber olarak gelmezden önce de sonra da biz
işkenceye uğratıldık. Onlar, oğullarımızı öldürüyor, kızlarımızı sağ
bırakıyorlardı. Bugün ise Firavun arkamızdadır, bizi yakalayacak ve
öldürecektir. Önümüzde deniz, arkamızda Firavun var, iki ölüm arasında kaldık
dediler.
İş büyümüş, gözler yerinden kaymış, yürekler boğazlara gelmişti. Çetin bir imtihandı. Allah(c.c) Musa (a.s) ya:
Asanı denize vur diye emretti. Musa (a.s) asasını denize vurdu ve denizde
İsrail oğullarının on iki kabilesi için on iki yol açıldı. Her kabile bir yola
girip ilerlemeğe başladılar. Musa (a.s) ile kavmi, denizi karşıya geçtiler ve
toptan kurtuldular. Allah; Firavunla ordularını, denize yaklaştırdı. Firavun ve orduları birlikte deniz yoluna
girdiler. Ordunun önü ve arkası denize girince, denizin kocaman dağlar gibi
havaya kalkmış bulunan su yı¬ğınları, Firavun ve ordularının üzerine
kapanıverdi. Firavun: Musa ve Harun (a.s) un Rabbine iman ettim demiş
olmasına rağmen helak olmaktan kurtulamadı. Dün inkârcıların sonu bu olmuştur,
bugünde yine aynı olacaktır. Musa ve Harun (a.s) ile birlikte olmak, Firavunun
karşısında bulunmak için Milli Görüş te ittifak edelim vesselam.