Mısır olayları ve tarihi arka plan ? 5

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,

kullarına İslam ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve

selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine,

O na uyanlara, O nun yolundan giden müminlere olsun.

Musa (a.s) ile Harun (a.s) un ortaya koyduğu mucizeler

karşısında yenilen Firavun, başına gelen bela ve musibetlerden ibret almamış ve

inkârcılığına devam etmiştir. Şuursuz bir şekilde Allah a cürette bulunmaktan

geri durmamış, Allah ı yenebileceğini zannetmiştir.

Bir gün Firavun: Ey Mısır ın ileri gelenleri, ben sizin

benden başka İlahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, bana yük¬sek bir kule yap.

Belki ben göklerin yollarına ulaşır, Musa nın İlahına yükselip çıkarım

dedi.  Bu kule yedi yılda yapılıp

bi¬tirildi. Firavun, yapılan yüksek kulenin üzerine çıktı. Kendisine, bir yay

getirilmesini emretti. Sema ya doğru nişan alıp ok attı. Ok, kanlı olarak geri

geldi. Bunun üzerine Firavun: Ben, Musa nın İlahını öldürdüm! dedi. Bu bir

imtihandı, belki de büyük bir azabın ve helak olmanın habercisiydi. Ölecek,

helak olacak olan Firavun ve adamlarıydı.

Musa (A.S) Ve Sihirbazlar

Firavun, mucizeleri sihir, Musa (a.s) yı da sihirbaz

zannediyordu. Etrafıyla konuştu, ülkenin ne kadar büyük, tanınmış sihirbazı

varsa hepsini toplamaya karar verdi. Musa yı yenmeleri halinde sihirbazlara

büyük ödüller vaat etti. Sihirbazlar toplandılar, tuzaklarını kurdular. Ey

Musa, sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin dediler. Buluşma günü

belirlendi. Panayır ve bayram günü gelmiş vakit de kuşluk vak¬tiydi. Kahire de

gösterinin yapılacağı meydana (Tahrir) büyük çadırlar kurdular. Firavun ve

adamları çadırlarda kendileri için hazırlanan yere oturdular. Gösteriyi

izlemeye gelen halk, Firavunun karşısına sıra sıra dizildiler. 15 bin sihirbaz

alanda saf bağladılar. 60 deve ile taşıdıkları iplerini yanı başlarına

koydular. Yarışacak baş sihirbazlar, gösteriyi kazanacaklarından, Musa ya güya

haddini bildireceklerinden emindiler. Firavun, Musa (a.s) nın karşısına

çıkardığı sihirbazlara: Bu gün, karşısındakine üstün gelen umduğuna

kavuşacaktır diyor ve onları cesaretlendiriyordu. Musa (a.s) yanında kardeşi

Harun (a.s), elinde asası olduğu halde meydana geldi. Sihirbazlara: Kendinize

yazık etmeyiniz. Allah a karşı yalan düzmeyiniz. Sonra Allah size azap eder de

kökünüzü kurutur. Allah a karşı yalan uyduran herkes kesinlikle kaybedenlerden

olmuştur diyerek onlara nasihatte bulundu. Sihirbazlar: Bu söz, sihirbaz sözü

değildir dediler. Ancak onlar uyarıya aldırış etmediler. Başlarına

geleceklerden habersiz olarak Musa (a.s) ya: Ey Musa! Önce sen mi başlamak

istersin, yoksa biz mi başlayalım dediler. Musa (a.s) onlara: Ne atacaksanız

önce siz atınız, ne yapacaksanız önce siz yapınız dedi. Onlar: Firavunun

izzeti ve hakkı için galip olanlar biz olacağız biz diyerek iplerini ve

sopalarını attılar. Halkın gözünü sihirlediler, korkunç bir şeyi ortaya koyarak

izleyenleri büyülediler.

Musa (a.s) olanları izliyor ve onlara: Bu sizin

yaptığınız şeyler gerçek değil sihirdir. Allah bu yaptıklarınızın bir yalan

olduğunu size gösterecektir. Çünkü Allah ifsatçıların, bozguncuların işini boşa

çıkarır. Allah, günahkârlar hoşlanmasalar da, hakkın hak olduğunu herkese

bildirir diyerek ikazlarını sürdürdü.

Allah (c.c) Musa ya: Korkma, çünkü bugün üstün gelecek

olan sensin, elindeki asayı yere bırak emrini verince Musa (a.s) elindeki

asasını yere bırakıverdi. Musa (a.s) nın Ejderha olan asası, sihirbazların asa

ve iplerden oluşan bütün sihirlerini bir anda yutuverdi. Sihirbazlar, olayı

izleyen halk, Firavun ve adamları şaşırıp kaldılar. Sihirbazlar, bu Mucize

karşısında: Bu ancak Yüce Allah ın bir işidir! dedikten sonra secdeye

kapandılar ve: Âlemlerin Rabbi ne, Musa ile Harun un Rabbi ne iman ettik!

dediler.

Bir kez daha hak karşısında yenilmiş olan ve devlet

gücüne sığınarak iman edenleri tehdit etme yolunu seçen Firavun: Ben, size

izin vermeden siz ona iman edemezsiniz. Size sihri öğreten benim. Bu banim

düzenimi yıkmak, iktidarıma son vermek için yapılmış bir tertiptir. Sizi

cezalandıracağım. Ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi hurma

dallarına asacağım. Kimin azabının daha çetin ve sürekli olduğunu size

göstereceğim diyecektir. İnananlar bu tehdide aldırmadılar ve:  Bu ölüm tehdidi bizim çekineceğimiz bir şey

değildir. Zaten biz öleceğiz ve Rabbimize döneceğiz dediler. Firavun dediğini

yaptı. Onların ellerini, ayaklarını kestirdi ve kendilerini, hur¬ma dallarına

astırdı ve onlar öldürülürlerken: Ey Rabbimiz! Üstümüze sabır yağdır. Bizi,

Müslümanlıkta sabit kimseler olarak öldür! duasında bulundular. Günün başında

kâfir olan bu sihirbazlar, günün sonunda şehitler kafilesine dâhil oldular.

Firavunun kavmi, yenilgi ve korku içinde, toplantı yerinden, birbirlerini

çiğne¬yerek evlerine döndüler. Firavun ise, yenilgiye ve lanete uğramış olarak

sarayına döndü ve inkârcılığına ve zulmüne devam etti. Bugün Mısır da Müslüman

Kardeşler ile General Sisi arasında yaşananlar, o gün Musa ile Firavun arasında

yaşanan olayların bir tekrarıdır.  

Firavun Müslüman Avında

Firavun bu olaydan sonra gördüğü her Müslüman ı öldürme

kararı almış ve işe kendi sarayının içinden başlamıştır. Hanedandan Hızkıl,

Musa (a.s) nın sihirbazları yenmesinden sonra imanını açıklamış ve

sihirbazlarla birlikte o da idam edilmiştir. Hızkıl ın hanımı, Firavunun

kızlarının kuaförü Mümine kadınlardandı. Kendisi bir gün, Firavunun kızının

başını tararken, tarak, elinden düşünce Bis¬millah demişti. Firavunun kızı durumu

babasına haber verdi. Firavun bu kadını, biri yeni doğmuş emmekte olan çocuğu

olmak üzere bütün çocuklarını huzuruna getirtti. Onları yaktırdığı bir tandıra

teker teker attırarak şehit etti.

Firavunun hanımı Asiye hatun mümin kadınlarındandı. Asiye

hatun, Firavunun, O kadın ve çocuklarını nasıl işkencelerle öldür¬düğünü,

köşkün penceresinden üzülerek izlemekte idi. O sırada Firavun, Asiye hatunun

yanına girdi ve ona Hızkıl ın hanımı kuaför kadına yaptığını anlattı. Asiye

hatun ile Firavun arasında bir dizi konuşma geçti. Bu konuşmalar esnasında

O nun da mümine olduğunu öğrendi. Asiye hatun imanından dönmeyince Firavun,

yere dört kazık çaktırdı ve onların arasında can verinceye kadar Asiye hatuna

işkence yaptırdı ve onu da şehit etti. Rabbimiz buyuruyor: Tahrim 11: Allah,

inananlara da Firavun un karısını misal gösterdi. O: `Rabbim! Bana katında,

cennette bir ev yap; beni Firavun dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni

zalimler topluluğundan kurtar demişti. Asiye hatun, bu asil duruşla Allah a

kavuşmuştur.

Hicret Ve Zafer

Musa (a.s), Allah ın emrine uyarak İsrailoğullarından bir

gece vakti Mısır dan ayrılmak için yola çıkmak üzere hazırlık yapmalarını

istedi. Bunun için her dört ev halkının bir evde toplanarak yola çıkmalarını,

Kıbtilerden süs eşyalarını emanet olarak almalarını, aralarında yüksek sesle

konuşmamalarını, lambaların sabaha kadar yanık bırakılmasını, yola çıkanlardan

kim oldukları sorulunca, parola olarak Amr diye cevap ve¬rmelerini, evinden

ayrılan kimsenin yola çıktığı bilinmek üzere kapısına kan sürmesini,

mayalanmasını beklemeden ekmeklerini pişirmelerini emretti. Bu hazırlıklardan

sonra, Musa ve Harun (a.s), İsrail oğullarıyla birlikte gizlice Mısır dan yola

çıktılar. Çıkarken Yusuf (a.s) un tabutunu da yanlarına aldılar. Musa (a.s)

kavmi ile birlikte Şam yoluna değil, denize doğru yürüdü. Bir adam, Musa (a.s)

için: Yolu bıraktı deyince Musa (a.s): Ben böyle emrolundum dedi.  Firavun, Musa (a.s) ile kavminin Mısırdan

çıkıp gittiklerini an¬cak, gecenin sonuna doğru öğrenebildi. Firavun milyonluk

ordusunu topladı ve Musa (a.s) ile kavmini arkadan takibe başladı. Bu takip

çeşitli nedenlerden dolayı ancak güneş doğarken başlayabildi. Bu ordunun öncü

komutanı Haman idi. Hanedanın bütün mensupları, oğullar, torunlar ve onların çocukları

ordunun içinde idiler. Firavun, orduları ile birlikte Musa (a.s) ile kavmini

arkalarından takibe koyuldu. Musa (a.s) ve kavminin önünde deniz, arkalarında

güçlü firavun ordusu bulunuyordu. Firavun ve ordusu yaklaşmakta idi. Bu durumu

hisseden kavmi Musa (a.s) ya: Firavun ve ordusu bize ulaşmak üzeredir

dediler.

Musa (a.s) onlara: Endişelenmeyiniz, Rabbim benimle

beraberdir. O, beni bütün bu sıkıntılardan kurtaracaktır. Rabbiniz, düşmanınızı

helak edecek, sizi de bu yerde hükümdar ya¬parak imtihan edecek, nasıl hareket

edeceğinize bakacaktır müjdesini verdi.

Onlardan bazıları: Ey Musa, bize haber verdiğin yardım ve

zafer nerededir Sen bize peygamber olarak gelmezden önce de sonra da biz

işkenceye uğratıldık. Onlar, oğullarımızı öldürüyor, kızlarımızı sağ

bırakıyorlardı. Bugün ise Firavun arkamızdadır, bizi yakalayacak ve

öldürecektir. Önümüzde deniz, arkamızda Firavun var, iki ölüm arasında kaldık

dediler.

İş  büyümüş,  gözler yerinden  kaymış,  yürekler boğazlara gelmişti. Çetin bir imtihandı. Allah(c.c) Musa (a.s) ya:

Asanı denize vur diye emretti. Musa (a.s) asasını denize vurdu ve denizde

İsrail oğullarının on iki kabilesi için on iki yol açıldı. Her kabile bir yola

girip ilerlemeğe başladılar. Musa (a.s) ile kavmi, denizi karşıya geçtiler ve

toptan kurtuldular. Allah; Firavunla ordularını, denize yaklaştırdı.  Firavun ve orduları birlikte deniz yoluna

girdiler. Ordunun önü ve arkası denize girince, denizin kocaman dağlar gibi

havaya kalkmış bulunan su yı¬ğınları, Firavun ve ordularının üzerine

kapanıverdi. Firavun: Musa ve Harun (a.s) un Rabbine iman ettim demiş

olmasına rağmen helak olmaktan kurtulamadı. Dün inkârcıların sonu bu olmuştur,

bugünde yine aynı olacaktır. Musa ve Harun (a.s) ile birlikte olmak, Firavunun

karşısında bulunmak için Milli Görüş te ittifak edelim vesselam.