Mısır eksenli demagoji savaşı!

Abone Ol

Mısır daki gelişmeler demagoji odaklarını da ortaya

çıkardı. Demagoji. mugalata ve kandırmaca anlamına gelmektedir. Mısır daki

gelişmeler tarihin yanlış tarafında bulunanlar tarafından demagojiye alet

ediliyor. Haksız taraftakiler tutumlarını demagojiyi kullanarak meşrulaştırmaya

çalışıyor. Bunlardan birisi Suriye nin sakallı Tanıtma Bakanı İmran Zubi.

Suriye Tanıtma Bakanı Zubi, Mursi nin karşılaştığı zorluklarla ilgili bir yorum

yapmış ve şunu söylemiştir: Mısır daki gelişmeler gösterdi ki, İhvan modeli

ebedi olarak çökmüştür. Mısır daki gelişmeler üzerine İhvan tecrübesinin ve

modelinin ebedi olarak tarihe karıştığını söyleyebiliriz. Geride bu ölen

modelin sadece defin işlemi kalmıştır. Bu onun olayları okuması ve

yorumlamasından ziyade biraz da temennisidir. Bununla birlikte daha da ileri

giderek Mısır a bir yıllık İhvan ve Mürsi iktidarının Nasır dan beri devam eden

kazanımları ve altyapıyı berheva ve yok ettiğini ileri sürmektedir. İmran Zubi,

İhvan deneyimi ve modelinin mutlak kötüyü temsil ettiğini ve bir yıl içinde

İhvan ın devletin imajını yerle bir ettiğini ileri sürmüş ve sonrasında

şaşırtan bir vurguda bulunmuştur: Cemal Abdunnasır devriminden beri üst üste

konulan yapıyı bir yıl içinde eritmiş ve yıkmıştır Aslında Abdunnasır ın

birlik deneyimine (Mısır-Suriye ortaklığı) ilk başkaldıran ve ihanet eden

Suriyeli azınlıklar ve onlar arasında baba Esat olmuştur. Bu yüzden de 40 gün

Mısır da Ebu Zabel Cezaevi nde yatmıştır. İmran Zubi açıklamasında Mürsi den

girip Türkiye den çıkmış ve Türkiye deki iktidarın çoğulcu bir yapıyı yönetemediğini

söylemiştir. Demek istediği, Türkiye deki yönetimin azınlıklara uygun bir

yönetim olmadığıdır! Ona göre azınlıklar yönetse daha iyi olur. Nitekim ABD de

öyle düşünüyor. Ama ona göre Esat, çoğunluğu yönetmeye ehildir.

*

 Bu demogojiyi

teryüz eden Yusuf Karadavi ise Mısırlılardan Mürsi ye fırsat vermelerini

istemiş ve denklemi ters olarak kurmuştur. Mürsi nin 60 yıllık bir enkaz

devraldığını belirtmiş ve la yüslihu attarun bima efsedehu d dehr/Zamanın

bozduğunu doktor/attar nasıl düzeltebilir mealindeki deyim çerçevesinde 60

yıllık enkazın bir yıl içinde kaldırılmasının mümkün olmadığını hatırlatmıştır.

Bu benzetme veya karşılaştırmada kim haklı kim haksızdır Karadavi mi haklı

yoksa Esat ın sözcüsü İmran Zubi mi Arap Baharı ve Mısır daki devrimden önce

yazılan kitaplar Karadavi yi haklı çıkarıyor ve doğruluyor. Tarih tarafsız bir

hakemdir. Bu husus uzun yıllar Kahire de kalmış olan Ali Özek in hatıratında da

konu ediliyor. Ramazan Yıldırım ın kaleme aldığı Medreseden Üniversiteye Ali

Özek adlı çalışmada Ali Fuat Cebesoy un Nasır devriminden sonraki Mısır a

gelişindeki gözlemi aktarılıyor. İşte size birkaç satır: 1914 yılında Mısır

Osmanlı dan yani Anadolu dan 50 yıl ileride idi. Şimdi 1955 yılında ise Mısır

Türkiye den kırk sene ileride fakat ihtilal olalı üç yıl oluyor. Bu üç sene

içerisinde bayağı bir gerileme var, fakat henüz tam olarak yüzeye yansımamış

Bu Ali Fuat Cebesoy un gözlemi (Düşün yayıncılık, s: 133). Anlayacağınız, 1952

yılı sonrasında Mısır geriye giderken Türkiye ise çok partili sisteme geçerek

ileriye gitti. Ve 1950 yi milat kabul edersek o zaman onlar bizden 50 yıl ileri

iken şimdi Türkiye onlardan 50 yıl ileridedir. Nasır devriminin maliyeti işte

budur. Nasır, Kral Faruk u yolsuzluk ve işbirlikçilik gerekçesiyle devirdi

lakin kendisi kapalı rejimle buna tüy dikti. Şunu söyleyebiliriz: Mısır ve

Irak ta kraliyetler yıkılmasaydı bu ülkeler bugün bulundukları noktadan onlarca

defa daha ileride ve müreffeh olacaklardı. Şimdi ise hem Nasır a ihanet eden

yapıyı temsil eden hem de Nasır ın Mısır ı kalkındırdığını söyleyen bir demagog

ile karşı karşıyayız. Bunlar sihirbaz gibi. Beyazı kara, karayı beyaz

yapabiliyorlar. Demek ki neymiş, Karadavi haklıymış.

*

 Mısır da ordu

Mürsi ye muhtıra verdi ve muhtırasında demagoji üzerinden yine yalana başvurdu.

Mısır Ordu Sözcüsü Ahmet Muhammed Ali tam bir demagoji yaparak Mısır ordusunun

tarih boyunca darbe yapmadığını ve silahlı kuvvetler doktrininin bir darbeye

izin vermeyeceğini söyledi. Darbe yaparken bile darbe yapmadıklarını söylüyorlar!

Daima halkın iradesine saygılı olduklarını da iddia ediyor. Nasır da böyle

konuşuyordu. Halbuki, Hür Subaylar hareketi ve 1952 olayı bir darbedir ve

sonrasında kurulan kesintisiz askeri rejimle bu darbe ortamı sürekli

kılınmıştır. Sözcü ise durumu tersyüz etmiş ve 60 yıllık darbe sürecini

demokrasi sürecine çevirmiştir! Demokratsa Mübarek halkı tarafından niye

devrilmiştir Mübarek kendini mi, halkı mı yoksa orduyu mu temsil ediyordu

Mısır da Müslüman Kardeşlerin siyasi veçhesi olan Özgürlük ve Adalet Partisi

Sözcüsü Murat Ali ise tersini söyleyerek Mısır ın 60 yıldır kesintisiz darbe

ortamında yaşadığını hatırlatmıştır. Bunun tek istisnası Mürsi dönemidir. Asker

ise demagojiye sarılarak bu gerçeği tersyüz etmeye kalkışmıştır. Bütün

yalancıların ve demagogların yüzüne kara çalınsın!