Miraç Gecesinin Hatırlattıkları 3

Abone Ol

Paraya, sermayeye yön veren Karun karşısında, Hz.Harun (A.S.)ın başarılı olduğu gibi Hz.Harun (A.S.)ın yolunda olan Müslümanlar, ergeç Karun gibi dünya piyasasını elinde tutan Siyonizmi mağlup edeceklerdir.

Namazını Mi’rac bilen, bayramdan bayrama namaz kılan Müslümanlar  dahi Kudüs’ün hergün kana bulanmasına ve Müslüman kanıyla kızartılmasına karşılar.

Kudüs, tarihin ünlü şehirlerinden biridir. Yeryüzünde ALLAH Teâlâ’ya ibadet maksadı ile inşa edilen mabetlerin ilki Mekke-i Mükerreme’deki Kabe, ikincisi de Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dır. Mescid-i Aksa, Hz. Musa (A.S.)dan Hz. İsa (A.S.)a kadar pek çok peygamberin toplandığı yerdir. İnsanlığa ilahî nurlar getiren, vahy-i ilahînin en önemli menzillerinden birisi de Kudüs ve Mescid-i Aksa olmuştur. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin Mi’racında ilk istasyon da Mescid-i Aksa’dır. Kabe ve Mescid-i Aksa, Mi’rac-ı peygamberinin arzımızdaki mihveri, başlangıcı ve sonudur. Bu büyük manevî olay, Mekke-i Mükerreme’den, Mescid-i Haram’dan başlatılmış, Kudüs ve Mescid-i Aksa, bu tarihî ve dinî yolculuğun uğrak yeri olmuştur.

Kur’an-ı Kerîm’de Mi’rac olayı anlatılırken; Mescid-i Aksa’nın mübarek kılındığı belirtilen etrafı, Kudüs ve çevresidir. ALLAH Teâlâ bu mıntıkayı dinî ve manevî bakımdan şereflendirmiş, maddî yönden de bağlar, bahçeler ve nehirlerle bereketlendirmiştir. Mescid-i Aksa, hem Müslümanlar, hem de Yahudi ve Hıristiyanlarca mukaddes beldelerden sayılır. Dinimizde Mekke ve Medine-i Münevvere’den sonra üçüncü kutsal şehirdir. Kabe, ALLAH Teâlâ tarafından kıble olarak tayin edilmeden önce Müslümanlar  namazlarını Mescid-i Aksa’ya yönelerek kılarlardı. Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“İbadet için şu üç mescidden başkasına yolculuk edilmez. El-Mescidü1-Haram (Mekke-i Mükerreme’de), Mescidür-Resûl (Medine-i Münevvere’de)  ve El-Mescidü1-Aksa (Kudüs’te).”1  buyurmuşlar ve Mescid-i Aksa’nın, Müslümanlık nazarındaki manevî makamını tayin etmiştir.

Abdullah b. Amr (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Süleyman b. Davûd (A.S.), Beytülmakdis yani Mescid-i Akas’nın inşasını bitirince ALLAH Teâlâ’dan üç dilekte bulunmuştur:

1- İlâhî hükme uygun bir hüküm verme kudreti, yani ALLAH Teâlâ’nın emrine uygun bir adalet dağıtımı gücünün bahşedilmesini,

2- Kendisinden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat verilmesini,

3- Yalnız namaz kılmak gayesiyle Mescid-i Aksa’ya gelenlerin, analarından doğdukları gün gibi günahsız olmaları.  

Süleyman   (A.S.)ın dilediği ilk iki şey kendisine veril¬miştir. Üçüncü dileğinin de kendisine verilmiş olmasını umarım.” 2  buyurmuşlar ve Mescid-i Aksa’da kılınacak namazlarla ALLAH Teâlâ’ya yaklaşan ve O’ndan affını dileyen kulların affedilmelerini sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de Mevlasından talep etmiştir.

Kudüs, Milâdî 637 yılında, Hz. Ömer (R.A.)nun hilâfeti zamanında İslâm cengâverlerince fethedilmiş ve bizzat Hz. Ömer (R.A.) tarafından teslim alınmıştır. Hz. Ömer (R.A.) Kudüs-ü Şerife girince, ilk önce Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmiş, Hz. Davud (A.S.)ın mihrabına vararak; Kur’an-ı Kerîm’deki O’nun ALLAH Teâlâ’ya şükrünü ifade eden âyet-i kerîmeleri okuyarak Secde-i Şükrana kapanmıştır. Hz. Ömer, Kudüs’te bulunduğu günlerden birinde, Hz. Bilal (R.A.)nun ezan okumasını ve Müslümanları  Mescid-i Aksa’da namaza çağırmasını rica etmişti. Hz. Bilal (R.A.), Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin vefatından sonra ezan okumamaya ahdetmiş olmasına rağmen Halife Hz. Ömer (R.A.)nun emrine itaatla ezan okumuş, O’nun güzel sesi ile okuduğu ezan duyulduğu zaman, dinleyen bütün Müslümanların gözleri yaşlarla dolmuş, hayallerinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sağ olduğu günler canlanmıştı. Hz. Bilal (R.A.)nun ezanı, büyük sahâbi Hz.Muaz b. Cebel (R.A.)yu kendisinden geçirmiş, Hz. Ömer (R.A.)nun da uzun süre istiğrak halinde kalmasına sebep olmuştu.

1- Buhari, Tatavvu:14, No:1132, 1/398; Müslim, Hac:415; Ebû Davud, Menasik:94

2- İbn-i Mace, İkame:196, No:1408, 1/452; Neseî, Mesacid:6