Miraç Gecesinin Hatırlattıkları 2

Abone Ol

Elhamdülillah, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ALLAH Teâlâ’nın büyük iltifatlarına mazhar olduğu bir miraç kandilini daha idrak ettik ve ihya etmeye çalıştık. Rabbim kabul buyursun. Amin. İdrak ettiğimiz bu mirac kandilin memleketimize, milletimize, bütün İslâm alemine maddi ve manevi hayırlara-bereketlere vesile olmasını, ülkemizi, âlem-i İslâm’ı ve tüm insanlığı yeniden miraç değerleriyle buluşturarak yücelmemize ve yükselmemize vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Bu arada çok önemli itikadi bir meseleye ve miracla alâkalı bazı hususlara değinmek istiyorum.

İsra ve Miraç hadisesi, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz uyanıkken ve şahsı ile yani hem mübarek vücudu  ile hem de ruhu ile olmuştur. Rüyada ve sadece ruhu ile olmamıştır. Eğer böyle olsaydı, Mekke müşrikleri ve hatta imanı zayıf bir kısım Müslümanlar tarafından inkâr edilmezdi. (Taftazanî, Şerh-i Akaid,  174, Aliyyül-Kârî,  Şerh-i Emâlî, 20, Sırrı Giridî, Nakdül-Kelâm fi Akaidil-İslâm, 306,310)

Diğer önemli bir konu: Miraç gecesinde; Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Cebrail (A.S.)i Sidretül-münteha’da bırakarak kendisine sunulan refrefin kılavuzluğu ile ALLAH Teâlâ’nın dilediği yere kadar geldi ve ALLAH Teâlâ’nın:

“Yaklaş Ey Muhammed!” hitabını duydu. Sonra da Cenâb-ı Hak’la görüşüp konuşmak gibi kadri yüce bir nimet ve şerefin sahibi oldu. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Cenâb-ı Hakk’ı ahiret-kalb gözüyle görmüştür. Sorulan bir soru üzerine, İmam-ı Rabbânî (K.S.) bu hususta şöyle der: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, Miraç gecesi rabbini görmesi dünyada vaki olmamıştır, bilakis ahirette vaki olmuştur. Çünkü Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, miraç gecesi zaman ve mekân dairesinden çıkıp, imkân darlığından da halas olup kurtulunca, ezel ve ebedi bir anda buldu. Bidayeti ve nihayeti bir nokta olarak gördü. Binlerce sene sonra cennete girerek, cennet ehli kimseleri cennette gördü. (Bak. Mektubat, 1/305, 283. mektub)

Miracla alâkalı olarak bir de düşünelim. Cenâb-ı Hakk’ın “etrafını mübarek kıldık” diye buyurduğu topraklar, bugün kimin elinde... Şu veya bu sebeplerle cihadı terk ederek mübarek toprakların bu milletin elinde olmasından rahatsızlık duymayan biz Müslümanlar... Bunun hesabını nasıl vereceğiz .. Birleşmiş Milletler toplantılarında onlara arka çıkan hükümetler... Bunun vebalini nasıl yüklenecekler ..

Bu yüzden biz Müslümanlar Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin büyük tarihî yolculuğunun bu yıldönümünde bunun utancı ve ıztırabı içindeyiz. Zira Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Miracının ilk durağı temel mekanı bugün ağyarın elinde, yıllardır karanlık içindedir. Bu millet, her sene Recebin 27. Gecesini Mi’rac gecesi olarak kutladığı sürece, milyonlarca Müslüman, İsra suresini okuduğu sürece, Siyonistler Kudüs’te gönül rahatlığıyla uyku uyuyamazlar.

Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksa’ya hicret ettiğini her duyuşlarında o anda Mescid-i Aksa’nın Siyonistler tarafında kan ağlatıldığını düşündükçe Siyonistler orada huzur bulamazlar.

Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bütün peygamberlere namaz kıldırdığı Mescid-i Aksa’da kanlı Siyonist ayaklarının dolaşmasına bu millet dayanamaz. İsra sûresinin birinci ayet-i kerimesinde çevresinin mübarek ve bereketli bir yer olduğu bildirilen Kudüs’te kanlı katillerin elleriyle Müslümanlara  kıtlık hayatı yaşatan Siyonistler, ambargolarına devam ettikleri sürece kendileri de kırılmaktan kurtulamazlar.

Hz. Musa (A.S.)ın adalet dağıttığı yerlerde işkence, zulüm, katliam yapan Siyonistler kendi kabirlerini kazmaya devam ederler.

Hz. Süleyman (A.S.)ın mescit yaptığı mekanları insan kesimhanesi yapanları bir gün gelir kan tutar. Öldürmeye teşebbüs ettikleri Hz.İsa (A.S.)ın dolaştığı yerleri kirleten Yahudilerden bir gün gelir Kudüs temizlenir.

Yahya (A.S.)ın başını kestikleri yerlerde o katillerin yolundan gidenler, Yahya (A.S.)ın yolundan gidenleri kesmeye devam ederlerse iki bin yıl dünyada yurtsuz dolaşmış ataları gibi yeni bir sürgün hayatına başlayabilirler.

Harun (A.S.)ın peşinden gittiklerini söyleyen Siyonistler, Harun (A.S.) gibi değil, Karun gibi yaşadıkları için kan dökmeye devam ediyorlar.