Sehl b. Sa’d (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
“Ben ve yetimi himaye eden, O’nun işine bakan kimse ile cennette şöylece beraber bulunacağız.” buyurdu ve şehadet parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz açarak işaret etti de insanlara gösterdi.” (Buhari, Talak:23, No:4998, 5/2032; Müslim, Zühd:42; Ebû Davud, Edeb:123)
Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre, kalbinin kasavetinden şikâyet eden bir sahabesine, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: “Eğer kalbini yumuşatmak istiyorsan: Bir fakiri doyur, bir yetimin başını okşa!” (A. b. Hanbel, No:7522, 2/263) Tavsiyesinde bulundu.
Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: “Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamaz.” buyurmuşlardır.
Abdullah b. Ömer (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
“Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin ALLAH da ihtiyacını giderir...” (Buhari, İman:7, No:13, 1/14; Müslim, İman:71; Tirmizi, Kıyamet:59; Nesei, İman:19) buyurarak, sağlıklı bir toplumun oluşmasında sevgiyi, nimeti ve güzellikleri diğerleriyle paylaşmanın ve çevreyle bütünleşmenin ne kadar önemli olduğuna dikkatlerimizi çekmiştir.
Unutmayalım ki, paylaşılmayan sevinç ve mutlulukların insan için fazla bir anlamı yoktur. Sevinç ve mutluluklar paylaşıldıkça artar, keder-ler de paylaşıldıkça hafifler, azalır.
8- Dinimizce aziz ve mübarek kabul edilen diğer zamanlar, geceler gibi bu mübarek gece hakkında da aile efradımıza, özellikle çocuk-larımıza lüzumlu bilgileri vermeli, mana ve ehemmiyetini anlatmalı ve benimsetmeliyiz. Böylece onların da bu gecenin feyzinden istifade et-melerine vesile olalım. Bu sebeple bu gece çoluk-çocuğu sevindirelim. Maddi imkânlar elverdiği ölçüde eşimize, çocuklarımıza, bu mübarek gece hatırasına bir hediye alarak, bu mübarek gecenin zihinlerde daha etkili bir şekilde yer almasını sağlayalım. Böylece bu mübarek gecenin güzelliğinden ailece istifade edelim. Hiç şüphe yok ki, dinimize karşı duyduğumuz sevgi ve hürmet ana-babalarımızın bize bıraktığı güzel bir mirastır. Bu miras, bizden de çocuklarımıza kalabilecek olan en değerli mirastır.
9- Diğer kutlu zamanlar gibi Mi’rac Gecesi de, geçici hevesler ve sonu gelmez emeller peşinde bir koşuşturma içerisinde geçen hayatımızda bize bir soluklanma, durup düşünme, iç dünyamıza dönüp geçmişimizin bir muhasebesini yapma fırsatı sunar. Bu sebeble Yüce Rabbimizin:
“Ey iman edenler! ALLAH Teâlâ’dan korkun da emirleri ifa edin. Herkes yarını kıyamet günü için önden ne göndermiş olduğuna bir baksın. ALLAH Teâlâ’dan korkun da yasak edilen şeyleri terk edin. Çünkü ALLAH Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.” (Haşr sûresi:18)
“Kendileriniz için hayırdan ne takdim ederseniz, sizden önce ne gönderirseniz, onu ALLAH Teâlâ’nın indinde daha hayırlı ve ecrini daha büyük olarak bulursunuz. ALLAH Teâlâ’dan günahlarınızın affını isteyiniz. Şüphesiz, ALLAH Gafûr’dur, Rahim’dir.” emirlerine kulak vererek, ahiret için ne hazırlık yaptığımıza, kendimiz için hayırdan ne takdim ettiğimize, önden ne gönderdiğimize bir bakalım.
Hayatımızın bir muhasebesini yapalım. Evet şu yaşa geldik. Namazımız, orucumuz, zekatımız, haccımız, tesettürümüz, helal ve haramlara riayet etmemiz ne durumda Hz. Ömer (R.A.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet gününde hesaba çekilmeden önce daha dünyada iken kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz mizanda tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura alınırsınız, öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.” Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
“Ey insanlar! O gün hesab ve sorgu-sual için huzura alınırsınız. Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.” (Müzzemmil sûresi:20)