Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir
tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm aleminin
saadet ve selâmeti, Mü minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu
mübarek gecede milyonlarca Müslümanın elleri semaya açılır. Mü minler,
içtenlikle ALLAH Teâlâ ya yönelirler, affedilme ümitleri canlanır ve Cenab-ı
Hak tan feyzi, rahmeti ve affedilmeyi büyük bir heyecanla gönülden arzu
ederler.
Camilerimiz, mescidlerimiz bu gece, sabaha kadar
üstlerine gökten yağan nurlar ile, kendilerini dolduran Müslümanlardan taşan
nurlar arasında parıldar durur. Bu gecede camilerimizi kubbelerine kadar
dolduran dualar bütün bir yıl ümmet-i Muhammed üzerinde ilahî bir rahmet olur.
Bu gece, camilerimizde, mescidlerimizde tan ağarıncaya kadar Kur an-ı Kerîm
okunur, dinlenir, namaz kılınmak ve dua-niyaz yapılmak suretiyle ihya edilir.
Bu mübarek gecenin hepimiz ve bütün İslâm alemi için maddî ve manevî hayırlara
bereketlere ve afv ü mağfirete nail olmamıza vesile olmasını Cenab-ı Hakk tan
niyaz ederiz. Ve bilhassa idrak ettiğimiz bu mübarek gecenin; çağın getirdiği
sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere,
ümitsiz, karamsar, günleri gafletle geçen kimselere gerçek manada maddi ve
manevi bir kandil olması için dua ve niyaz ediyoruz.
Cenâb-ı Hakk ın, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize en
büyük ihsanı olan İsra ve Mi rac hadisesi, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin
Mekke-i Mükerreme den Medine-i Münevvere ye hicretlerinden 18 ay önce, Receb
ayının 27. Gecesi vuku bulmuştu. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin büyük
mû cizelerinden biri olmak üzere, Cenâb-ı Hakk ın, Hz. Peygamber (S.A.V.)
Efendimizi gecenin çok az bir kısmında Mekke-i Mükerreme deki Mescid-i
Haram dan alıp Kudüs-ü Şerif teki Mescid-i Aksa ya kadar götürmesine İsra
denir ki:
Kulu Muhammed i,
bir gece Mescid-i Haram dan alıp Mescid-i Aksa ya kadar götüren ALLAH her türlü
noksanlıklardan münezzehtir. O Mescid-i Aksa ki, biz O nun etrafına feyz ve
bereket verdik, etrafını mübarek kıldık. Bu gece yolculuğunu, O na bizim kudret
ve azametimize delâlet eden ayetlerimizden, nice şaşkınlık verici şeylerden
bazısını gösterelim diye yaptırdık. Muhakkak ki O, evet sadece O, her şeyi
hakkıyla işitci ve her şeyi de hakkıyla görücüdür. 1 âyet-i kerîmesi, sahih hadis-i şerif ve
icma-ı ümmet ile sabittir. Bu sebeple inkarı küfrü gerektirir, yani bunu inkâr
eden kafir olur.
Mescid-i Aksa dan göklere, ondan sonra da Cenâb-ı Hakk ın
dilediği a lay-ı illiyyine çıkartılmasına Mi rac denir ki, o da âyet-i
kerîme, sahih-i hadis-i şerif ve icma-ı ümmet ile sabittir. Ancak Mi racın
tafsilatı meşhûr hadis-i şerif ile sabittir. Binaenaleyh Mi racın aslını inkâr
eden kâfir olur. Fakat tafsilatını inkâr eden bid atçı olur. Yani şeriatın
hükmüne muhalefet etmiş olur.
İsra ve Mi rac hadisesi: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz
uyanıkken, şahsı yani hem mübarek vücudu ve hem de ruhu ile olmuştur. Rüyada
veya sadece ruhu ile olmamıştır. Eğer böyle olsaydı, Mekke müşrikleri ve hatta
imanı zayıf bir kısım Müslümanlar tarafından inkâr edilmezdi. 2
1- İsra sûresi:1
2- Taftazani, Şerh-i Akaid:174, Aliyyül-Kâri,
Şerhül-Emali:20