Milyonlar Açlık Sınırına Mahkûm!..

Abone Ol

İktidar mensupları, açıklamalarında ülkeyi güllük gülistanlık göstermeye çalışıyorlar. Söz gelimi milyonlarca emekli ve çalışanın geliri açlık sınırının altında kalırken, bakan çıkıp, paramızın alım gücünün geçmişe göre arttığını söyleyebiliyor. Hâlbuki asgari ücretin altında maaş alan yüz binlerce emeklinin çığlığı yöneticiler tarafından duymazdan geliniyor. Emekli aylıklarının alt sınırı yükseltilmiş olmasına rağmen asgari ücretin, bunun da ötesinde açlık sınırının altında kaldığını göre göre emekli ve çalışanların alım gücünün arttığı ısrarlı bir şekilde dile getiriliyor. Resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşlarca yapılan açıklamalara göre emekliler, enflasyon karşısında ezilmeye devam ediyor.

Gelinen noktada ekonomik konularda TÜİK’in yaptığı açıklamalara inanan kalmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. TÜİK’in açıkladığı verilerin gerçeği yansıtmadığı, iktidarın arzusu istikametinde açıklamalar yaptığı ısrarla dile getiriliyor. Çünkü TÜİK’in açıkladığı rakamlar insanımızın alışveriş yaptığı çarşı ve pazardaki rakamlara uymuyor. Çünkü çarşı pazarda fiyatlara hemen her gün yeni zam geliyor. İnsanlar, en ucuzu bulabilmek için çarşı pazar gezmek zorunda kalıyor. Çünkü çarşı pazarın fiyatları, dövizin yükselişi, fiyatların kontrolden çıkmışlığı, temel gıdalar, petrol ürünlerine, doğalgaz ve elektriğe yapılan akıl dışı zamlar devam ediyor.

Uygulanmakta olan politikalar 20 yıldır ekonomiyi iflas noktasına getirdi. Çünkü uygulanan politikalar orta gelir seviyesini yok ederken, büyük bir kesim fakirleşti, yoksullaştı. Bir mutlu azınlık ise servetine servet katmaya devam ediyor. Kısacası zengine çalışan bir ekonomi politika uygulanıyor. Bu çarpık politikalar kitleleri giderek sıkıntıya sokarken iktidar sahipleri bütün suçu muhalefete atmanın peşindeler. İktidar sözcülerinin açıklamalarına baktığınızda ülkeyi kendileri değil de muhalefet yönetiyor sanırsınız. Fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan ekonomik politikalar aynı zamanda bankaların her geçen yıl kârlarını biraz daha artırmalarına zemin hazırlıyor. Bir yandan faize karşı olduklarını, sıkça dile getiren iktidar sahipleri, aldıkları kararlar ve uyguladıkları politikalar ile faiz oranlarını artıran bir uygulama sergileniyor. Gelinen noktada bankaların kârı yüzde 505 olmuş. 30 milyona yaklaşan emekliler açlık sınırında ve perişan durumdalar. Milyonlarca kamu çalışanı ve işçiler yoksulluk sınırının altında bir gelire sahipler. Esnaf, çiftçi, köylü borç ve icra batağında. İcra takibine düşmüş milyonlarca insanın borçlarından 2 bin liralık kısmının devlet tarafından karşılanması kararı ise derde derman olacağa benzemiyor. Çünkü icra takibine düşmüş bir insanın borcunun 2 bin lirasının silinmesi borcun silinmesi anlamına gelmiyor. Belki az bir katkı sağlamış oluyor. Bu bakımdan ülkenin içine sürüklendiği ekonomik kriz insanımızdan gizlenmeye çalışılıyor ama derde derman olacak bir adım da pek görülmüyor. Her ne kadar iktidar sahipleri ağızlarını açtıklarında uygulamaya koydukları her kararı Cumhuriyet tarihinin en büyük eylemi olarak takdim ediyor olsalar da toplumun büyük bir kesiminin alım gücünün her geçen gün azaldığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Sanıyorum iktidar sahiplerine, siyasetin muhalefeti aşağılamak, hakaret etmek olmadığını hatırlatmakta yarar vardır.