Milli ittifak

Abone Ol

7 Haziran 2015 milletvekili seçimlerinde MHP+Saadet+BBP seçim ittifakı olması gerektiğini yazılarımda, ekranda ilk savunan ve ifade edenlerdenim.

2015 Haziran’ından sonra, Milli Görüş’ün tek temsilcisi konumunda bulunan Saadet Partisi’nin de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) temsil edilmesi görüşünü savunanlardanım.

Tabii ve de elbette hayırlıysa…

***

Bugünlerde sosyal medyada paylaşılan, gittikçe yaygınlaşan ve de konuşulan bir metni bilhassa dikkatlerinize sunuyorum;

“Merhaba.

MHP + SAADET + BBP ittifakı tabanda çok ciddi şekilde talep edilmektedir…

Bir grup MHP’li olarak 5 gün önce oluşturulan milli ittifak sayfasında, ‘Sizce ittifak olmalı mı ’ sorusuna 1200 yorum yapılmış, 750 kişi tarafından paylaşılmış, 5 binden fazla beğeni almıştır…

Çoğunluğu MHP’li olan yorumcuların yüzde 80’i ittifak olması gerektiği yönünde fikir beyan etmektedir…

Twitter’dan da Genel Başkanların hesaplarına yönelik bir çalışma başlatılacaktır...”

Böyle bir girişimi ve sonucunu doğrusu önemsiyorum.

***

Şimdi üstteki fotoğrafa dikkat!

Fotoğraftaki, meydanı tıklım tıklım dolduran muhteşem kalabalığa seslenen isim, Milli Görüş Lideri, Refah Partisi Genel Başkanı ve önceki Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan.

Hemen arkasında o dönemim Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) Genel Başkanı Aykut Edibali, yanında da o zamanki Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş.

***

Bu fotoğraf çok ehemmiyetli.

Neden biliyor musunuz

Bu fotoğraftan sonra 1994 mahalli seçimlerinde Refah Partisi başta İstanbul ve Ankara olmak üzere yerel yönetimleri devraldı ve efsane hizmetlerde bulundu. Belediyelerin kapısına ve makam odalarına, “Rüşvet alan da veren de mel’undur” bu sayede yazılabildi.

Başka neler yapıldı

*  Refah Partili belediyeler, borç yükünün altına girmeden kendi öz kaynaklarıyla vatandaşa hizmet götürdü ve millet nezdinde büyük bir takdir topladılar.

*  Sadece İstanbul, Ankara gibi iki büyük şehirde SHP’li Belediye Başkanları, Refahlı Belediye Başkanları’na tam 5 trilyon TL borç devretmişlerdi. Ankara’da mali bakımdan 1 sene içerisinde eksi 25 trilyondan artı 10 trilyona geçilmiştir. Salt bu sonuç dahi “müthiş” değil mi

*  Refah Partili belediyeler o zamana kadar görülmemiş bir hizmet anlayışı sergiledi, belediyecilikte çığır açtı.

* Refahlı belediyelerin başarısı bugün bile mevcut belediyelere örnek olmalı, bence…

*  Hemen ardından gelen Refah-Yol’un ülke için, memleket için ne kadar faydalı ve yararlı işler yaptığını, “ilk”lere imza attığını burada uzun uzun anlatmaya gerek var mı

***

Bu kadar mı

Yani, 1991 yılında gerçekleştirilen RP+MÇP+IDP seçim ittifakı sadece Refah Partisi’ne mi yaradı Hayır.

MÇP de daha sonra MHP olarak girdiği seçimlerden (1999) ikinci parti olarak çıktı ve hükümet ortağı oldu.

İfade etmek istediğim şu; seçim ittifakı zamanında ve yerinde yapılırsa “kartopu etkisi” yapar.

HER ZORLUĞUN BİR KOLAY ÇÖZÜMÜ VARDIR!

“Bu iş asla ve asla çözülemez…”

“Bu işin üstesinden nasıl gelelim, asla yapamayız…” türünden yargılara inanmam. Her zor işin ve görevin bir o kadar kolay çözüm yollarının da olabileceği kanaatindeyim. Daha doğrusu şu; “Olmaz, olmaz!”

***

Bir örnek… Biraz da esprili, hatta…

Eski Maliye Bakanlarından Adnan Kahveci, bakanlığı döneminde Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinin Ankara’dan İstanbul’a taşınması gerektiğini savunanlardandı. Fakat bir sorun vardı; Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinin Ankara olması Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri arasındaydı. Kahveci’ye bu husus hatırlatıldığında şu cevabı vermişti: “Madem Anayasa başkenti taşımamıza engel çıkartıyor o halde Ankara ile İstanbul’un isimlerini değiştiririz…”

Hatırlayınız; Kahveci hâlâ üzerinde şüphe bulutları olan bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti.

İÇİNDE TUTA TUTA ÇATLAYACAKSIN BE ARKADAŞ!

Hüseyin Yayman…

Vatan gazetesi yazarı, ekranlarda sık görmeye alıştığımız tartışma programlarının vazgeçilmez ismi… Geçenlerde yine bir kanaldaydı…

“Çözüm Süreci” ve “Açılım”ın geldiği noktayı anlatıyordu.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tavır ve tutumuna ilişkin ilginç bir görüşünü serdetti;

“Ben Selahattin Demirtaş’ın, Hükümet’in Çözüm Süreci’yle ilgili attığı adımlara neden soğuk baktığını, niçin karşı çıktığını biliyorum, bu konuda bir kanaatim de var ama yayında söyleyemem…”

Haydaaa!

Hem biliyorsun, hem de ifade etmiyorsun! İçinde tuta tuta çatlarsın be arkadaş! Açıkla kurtul!

Ya da, gazetede köşen var, yaz kurtul! Biz de öğrenelim ne olduğunu…

ŞAŞIRMAMALI, ÇOK ÜZÜLMELİYİZ!

* Türkiye’de vatandaşların haftada kitap okumaya ayırdığı vakit 5.54 saat…

* Bu alanda Türkiye 19’uncu sırada yer alıyor.

* Türkiye’nin yayıncılık sektörü büyüklüğü açısından ilerisinde olduğu Rusya’da ise kişi başına haftalık olarak kitap okumaya ayrılan süre 7 saat civarında.

* Listenin birinci sırasında ise kişi başına yaklaşık 11 saatlik okuma süresiyle Hindistan yer alıyor.

* Yayıncılık sektör büyüklüğü açısından Hindistan Türkiye’nin bir basamak gerisinde. Bu açıdan bakıldığında yayınlanan kitap sayısı ile kitap okumaya ayrılan süre arasında büyük bir fark olduğu gözlemleniyor.

NOT: Bugün, 4 Mart 2015, Çarşamba…  1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!