Millî Görüş’ün şartları

Abone Ol

Bismillâhirrahmânirrahîm;

     İNSANLAR içinde yöneticiler toplumun önünde giderler. Yöneticiler düzgün olursa toplum da düzgün olur. Bu sebeple yöneticilerin “eğitimli” olması daha büyük öneme sahiptir. Erbakan Hoca, kadrolarının “eğitimli” olmasına büyük önem verirdi. İnançlı, kişilik ve karakter sahibi, fedakâr kadrolar yetiştirmek için ciddi eğitimler düzenlerdi. Hoca, kadrolarına “teşkilât” olarak çalışmayı öğretti. 70 kiloluk vücudu, 70 gramlık kasların taşıdığını belirtip teşkilâtın gücünü şöyle açıkladı:  

      “Teşkilât, bir cemiyetin sinir uçlarıdır. Organize olmuş küçük toplulukların, birbirinden habersiz milyonlarca kitleden daha güçlü olduğu âşikârdır.” (Davam, sh. 35) Teşkilât olarak çalışmanın insanın kendini muhasebeye çekmesi olduğunu anlatırdı: “Cenab-ı Hakk’ın en sevdiği insan, sorumluluğunu bilen ve kendi görevini en iyi şekilde yerine getiren insandır. Biz, başkalarının değil, kendi muhasebemizi yapmak ve hesabımızı sağlam tutmakla mükellefiz.” (Davam, sh. 35)

     Erbakan Hoca, davasını sistematik bir temel üzerine kurdu. Niçin çalışmak zorunda olduğumuzu, hangi esaslara uyarak çalışacağımızı hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde izah etti. Meselâ, davasına isim olarak koyduğu “Millî Görüş”ün Şartları’nı iki kısımda ele aldı: 1. Millî Görüş’ün kimyası, 2. Millî Görüş’ün fiziği.

MİLLÎ GÖRÜŞ’ÜN KİMYASI

     1. MANEVİYATÇI OLMAK: Âhirete ve hesap gününe inanmak, teşkilât çalışmalarını ve bütün işlerimizi âhirette hesap vereceğimiz anlayışıyla yapmaktır. Millî Görüş fikriyatının kapısı “Önce ahlâk ve maneviyat” esasıyla açılır. Maddi kalkınma, maneviyat temeli üzerine oturursa verimli sonuç alınır.  Âhirete inanmayan, maneviyatçı olmayan bilim insanı çıkarına göre karar verir. Maneviyatçılık büyük değerdir.

     2. HAKKI ÜSTÜN TUTMAK: Hak İslâm’dır. İslâm’dan başka yerde hakikat kaynağı yoktur. Erbakan Hoca “HAK”kı şöyle tanımlar: “Hak, şarta bağlı olmaksızın, her şart altında doğru olan şeye denir.” Zıddı olan “Bâtıl ise her şart altında yanlış olan şeydir.” Açılımını yaparken şöyle örneklerdi:

    “Bir insanın yağmur yağarken, yağmur şemsiyesini alıp da dışarı çıkması doğru bir harekettir. Ama yağmur yağmadığı halde, şemsiyesini açarak dışarı çıkması yanlış bir harekettir. “Doğru” ve “yanlış” kelimeleri şarta bağlı olarak isabetli olan şey mânâsınadır. İki kere iki dört eder. Yağmur yağsa da dört eder, güneş açsa da! Bir hafta önce de, bin yıl önce de dört eder.” (Davam, sh. 24) Biz hakkı üstün tutan bir topluluğuz. Hakkı üstün tutmak her zaman hayır getirir.”

     3.  NEFİS TERBİYESİ: Şeytanın vesvesesine aldanmamak, nefsin esiri olmamaktır. Müslüman işine geleni, nefsine uyanı, çıkarı olanı değil; Allah’ın rızasına uygun olanı yapar. Makam ve mevki hırsı, zenginlik, itibar gibi sebeplerle dünyalığa aldananlar, insanların faydasına bir yönetici olamaz.

     Teşkilât mensubu kibir, haset, kıskançlık gibi manevi hastalıklardan arınmalıdır. Bunlardan kurtulmak için de, üstlerimize itaat edeceğiz; davamızda sadık kalacağız; ihlâs ve ihsan sahibi olacağız. İstişare sırasında, “Benim düşüncem de yanlış olabilir” düşüncesiyle dava kardeşlerimizle cedelleşmeyeceğiz.

     Erbakan Hoca, yukarıdaki üç özelliğe sahip olana, Allah şu meziyetleri ihsan eder, diyerek Millî Görüş’ün Fiziği’ni anlatırdı.

MİLLÎ GÖRÜŞ’ÜN FİZİĞİ

     1. HİDAYET: Hakikati görmek, İslâm kardeşliğini fiilen yaşamaktır. Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan, âdil olanı zulümden ayırt edebilme gücüne ulaşmaktır. Hidayetin özelliği Tevhid inancına sahip olmaktır. Allah’tan başka bir gücün önünde eğilmemek, kudret ve kuvvet sahibi olanın ancak Allah olduğunu bilmektir. Davasına inanmak, doğru hak anlayışını kavramak ve adaletli olmaktır.

      Erbakan Hoca şu örneği verirdi: İslâm Birliği’ni kurma görevimiz dururken Avrupa Birliği’ne girmeye çalışmak hidayet kararmasıdır. Hidayeti kararan kişi hak ile bâtılı ayıramaz. Hakka hizmet ediyorum zannıyla bâtıla hizmet eder.

      2. FERASET: Hayır ve şerri ayırt edebilmek; olayları değerlendirirken inceliği fark etmek; hakla bâtılı birbirine karıştırmamaktır. Feraset sahibi, iman nuruyla istikametini kaybetmez. “Mü’minin ferasetinden sakınınız; çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Hadis) Erbakan Hoca’nın öngörülerindeki isabeti feraset ve basiretindendi.

     3. DİRAYET: Çalışmalarda sebat ve kararlılık göstermektir. Teşkilât mensubu davası uğruna canla başla çalışır. Hep hedefini gözetir. Bir hevesle değil; bir ömür davasında sebat eder. Devamlılık gösterir. Erbakan Hoca’da tam bir dirayet örneğini görüyoruz. Bir ömür yılmadı; vazgeçmedi; davasında sağlam bir duruş ortaya koydu. “Bizim arabamızda geri vites yoktur” sözü buna örnektir.