Yeni Dönem
Entelektüel boyutu ile Mehmed Âkif, Necip Fazıl, Bediüzzaman, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç ile kültür düşünce ve sanat olarak belirdi. Manevi boyutu tasavvufun büyük isimlerinin besleyiciliği ile sürdürüldü. Anadolu nun dört bir yanını manevi olarak besleyen önderlerin varlığı ve gücü içten içe devam ediyordu. İsimleri sıralamaya gerek yok, çünkü bunlar biliniyor. Bunları bütünleyen düşünce geleneğinin siyasal boyutu bir türlü kendine yer bulamıyordu. Birkaç hamle, birkaç girişim başlamadan bitmişti. İttihatçı izlek bütün ağırlığıyla ülkeyi kuşatmış, baskıcı ve hatta şiddetle muhaliflerini bastırmış soluk bile aldırmamıştı. Milleti tatmin etmeyen ve ruhen karşılamayan bu izlek ve bu durum kimi bilinç ve sorumluluk sahiplerini arayışlara itmiş çoğu başarısızlıkla ve hazin sonlarla sonlanmıştı. Entelektüelleri, kendi alanlarında birer zirve olurken, siyasal boyutuyla bir çıkış bu oluşun üzerine bir türlü bir yol bulunamıyordu.
Entelektüellerimiz simgelerle konuşmak, tanımlanmak zorunda kalıyorlardı. Mehmed Âkif "Âsım" tipiyle bir şeyler anlatmaya çalışıyor, Necip Fazıl "Büyük Doğu", Sezai Karakoç "Diriliş", Nurettin Topçu "Anadoluculuk", Bediüzzaman "Risaleler" ile düşüncelerini ifadeye çalışıyorlardı. Tasavvuf zaten halkın içinde manevi bir varlıktı. Bunun üzerine düşünceyi siyasa ile buluşturan, daha çok teknik ve mühendislik merkezli hareket bu bereketli toprakların üzerine kuruluverdi. Bütününü kucaklayacak, düşünce boyutlu bir siyasal oluş. Bunun adı Milli Görüş olarak belirlenmiş oldu.
Milli Görüş, siyasal yönüyle geçen yüzyılın ortalarından sonra yeniden kendi ruh damarında, akarında yol buldu. Manevi boyutuyla, dergâh terbiyesinden geçmiş, tasavvufun donanımını siyasaya taşımış olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan en zor dönem ve zamanda bir filiz gibi fışkırmış, dişlerini etine geçirmiş, âdeta ruhunu kanatırcasına yıllarını, enerjisini, bütün emeğini vererek bu siyasal düşünce hareketini en küçük, en dar alanlardan geniş alanlara doğru emin adımlarla taşımış, yoluna devam etmiş ve ilerlemiş. Bugünün kofları dönemin koşullarını göz önünde bulundurmayarak, içinde bulundukları açılımlı ve rahat hali o gün ile bir tutuyorlar. "Allah" demenin yasak olduğu, "besmele" ile bir toplantının açılışının suç olduğu bir zamanı bugün ile kıyaslıyorlar. Her türlü engele rağmen, davasından, düşüncesinden ve inancından vazgeçmemiş, bahanelerin arkasına sığınmamış, istikametini en sahih haliyle sürdürmüş. Bu dönemlerde arkadaşları onu hiç yalnız bırakmamış nöbet değişiklikleriyle bugüne gelinmiş. Bu doğrultudaki çabaya, çileye, emeğe değer vermeyip, dayanamayıp çilesiz, fikirsiz, üslupsuz yol tutturanların hareketi kırması, bölmesi yılların emeğini boşa çıkarması üzücü. Bunlar da yaşanacakmış.
Bugün Milli Görüş ün üçüncü kuşağı görevi devralıyor. Hareketin başlangıç yıllarında çocuk olan bir kuşak bugün iş başında. Yeni, genç ve dinamik bir kadro.
Milli Görüş geleneğinin özelliği bir okul olması. Başlangıcından bugüne bu ocaktan yetişenler şöyle ya da böyle bu ülkeyi yönetiyorlar.
Davasına ve inancına ve siyasal istikametine sadık kalanlar bugün görevi teslim alıyorlar.
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ile Milli Görüş ocağından yetişmiş bu genç kuşak göreve geliyor. Entelektüel, bilinçli ve dinamik bir kadro. Milli Görüş ün yeni dönemi bir bilinç dönemi olacak. Salt siyasanın politik tarafıyla ilgili olmak düşünce hareketini zayıflatır. Erbakan hoca son zamanlarda yeni dönemi "şuurlanma" olarak niteliyor. Şuur, bizim deyimimizle bilinç dönemi.
Milli Görüş salt bir siyasal hareket değildir. Onun için bir fikir ve düşünce hareketidir. Bu millet fikirsiz değildir, bilinçsiz değildir.
Yeni dönemi kitapla bilinçlenerek siyasal bir oluşu sürdürmek. Yeni bir üslup, yeni bir bakış ile. Bu büyük düşünce hareketi kendi geleneklerinden beslenerek yol almak durumunda. Yeni dünyayı kavrayarak yorumlamak ve açılım kazandırmak.
Yeni dönem hayırlı olsun.