TÜRKİYE halkı, yeni bir mahallî idareler seçimine giderken elindeki
fırsatı çok iyi değerlendirmelidir. Deneme yanılma yöntemiyle seçim
yapma dönemini çoktan geçmiş bulunuyoruz. Önümüzde efsaneleşmiş
hizmetleriyle anılan güzel bir örnek var: Millî Görüş belediyeciliği.
Millî
Görüş, halkımıza yerli ve dış etkilerden uzak duran millî düşünmeyi
öğretti. Türkiye nin muazzam bir güç ve potansiyele sahip olduğunu
anlattı. Tarihteki şerefli yerimiz ve bugünkü görevlerimizi hatırlattı.
Bu anlayışla yerel yönetimlerde yapılan hizmetin ilk adımı 1970 te
Nevşehir Acıgöl Belediye Başkanlığı oldu.
Millî Görüş,
belediyecilikteki asıl büyük atılımı 1989 da başlattı. O sene yapılan
yerel seçimlerde 5 önemli şehrin belediye başkanlığını Refah Partisi
kazanmıştı. Bunlar, Konya, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Van ve Sivas
illeriydi. Buralarda yapılan hizmetlerin farklılığı kısa sürede görüldü.
Konya dünyada örnek şehir olarak ödül üstüne ödül alırken, bir köy
görünümündeki Şanlıurfa şehir olduğunu fark etmeye başladı.
Peki,
ilk defa belediye hizmeti veren bu 5 ilin başkanının başarılarındaki sır
neydi Önce ülkelerini çok seviyorlardı. İdare ettikleri insanları
kardeş gözüyle bakıyor, başkanlık görevinin bir emanet olduğuna
inanıyorlardı. Ayakları bu topraklara basan Millî Görüş zihniyetine
sahiptiler.
Başkanlar, devlet-millet kaynaşmasını sağladılar.
Halk, belediyeyi kendi evi gibi görüp sahiplenmeye başladı. Halk ve
yöneticiler arasında sevgi ve gönül bağı kuruldu. Huzur ve mutluluk
iklimi oluştu. Bu güzel ortamı oluşturan başkanlar halkın gönlünde taht
kurdu. Bu şehirlerin belediyeleri Türkiye ve dünyada ilgi odağı haline
geldiler. Belediyeler ödüller aldı, dünyanın pek çok şehri ile kardeş
şehir haline geldiler.
NASIL ÇALIŞTILAR
Millî
Görüş belediyeciliğinin amacı, huzur ve güven ortamının sağlandığı
yaşanabilir kentler oluşturmaktı. Tarihimizde var olan ve günümüzde
uygulanan şehircilik anlayışı konusunda ciddi bir araştırmaya
giriştiler. Türkiye nin değerleri ve insan yapısı ile örtüşen bir
belediyecilik modeli ortaya koydular. Çalışmalarda plan ve programı esas
aldılar. Refah Partisi nin önem verdiği yönetim alanlarından biri de
Mahallî İdarelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı idi. Bu alanda,
mesleğinde uzman kadrolar görev yaptı.
Başkanlar, İnsanların
hayırlısı, insanlara hizmet edendir anlayışı ve ibadet aşkıyla işe
başladılar. Ne yapacağını ve sorumluluğunu bilen bir ekiple, görev
anlayışında devrim yaptılar. Başkanlar, halkın dertleriyle ilgilendi,
belediye kapısı herkese açık hale getirildi. Halkın taleplerini öğrenmek
için beyaz masa uygulamasına geçildi. Halk Meclisi oluşturarak
halkın belediye yönetiminde söz sahibi olması sağlandı.
Belediye
hizmetlerini verimsiz hale getiren en büyük mikrop rüşvet ve
yolsuzluktu. Millî Görüşçü belediyeler bu problemi, bir Hadis-i Şerif
mealini belediyenin görülebilecek bir yerine koyarak çözdüler: Rüşvet
alan da, veren de mel undur.
Daha belediyeye girerken bu sözü
gören başkan rüşveti aklına bile getiremiyor, hiçbir vatandaş rüşvet
teklifine cesaret edemiyordu. Bu söz, Millî Görüş belediyeciliğinde
yolsuzluğun kökünü kurutan bir devrim oldu.
Millî Görüşçü
başkanlar, yörenin güç ve imkânlarını halkın hizmetine sundular. Adil
bir yönetim ortaya koydular. İnsan ayrımı yapmadılar; akraba kayırma,
hemşehricilik, bölgecilik zaafına düşmediler. Şimdi, Saadet Partili
belediye başkanları, kaldıkları yerden işe başlayarak aynı yöntemi devam
ettireceklerini açıklıyorlar.
YİNE AYNI HEYECAN!
Saadet
Partisi nin kadroları ve aday tanıtım programlarını takip ediyorum.
Onlarda, geçmiş yıllardaki efsanevî hizmetlerin heyecanını görüyorum.
İnanç
ve heyecanla o efsanevî hizmetleri geliştirip yeni boyutlar
kazandıracak daha parlak bir dönemin hazırlığı içindeler. Bu hazırlıklar
içinde, 1. Kentsel tasarım ve geliştirme, 2. Şehirlere estetik boyut
kazandırma, 3. Toplam kaliteye geçiş, 4. Yeni mali kaynaklar üretmek
gibi çalışmalar var. Köyden şehre göçü önlemek için köylerin sosyal
imkânlarını geliştirerek sakin, huzurlu ve yaşanılabilir köyler
oluşturma projesi de bunlar arasında.
Millî Görüş ün temeli ve
hareket noktasında sevgi, şefkat, barış, kardeşlik ve herkesin
mutluluğunu istemek yatmaktadır. Yüksek bir inanç ve insanî duygularla
beslenmiş Millî Görüş kadroları Türkiye de büyük bir potansiyeldir ve
ülkemize güzel şeyler kazandıracaktır.
Bugün, Hükümet ve bir grup
arasında gördüğümüz dışa karşı yapılması gereken bilek güreşi, güç
gösterisi ve içte birbirlerini yok etme çalışmaları ülkemize büyük zarar
vermektedir. Bu tehlikeli gidişatın Türkiye nin bölünmesi gibi çok
vahim sonuçlar ortaya çıkarması endişesi vardır. Bunun için ülkenin
sigortası durumundaki Millî Görüş kadrolarına büyük görevler
düşmektedir. 30 Mart ta yalnız mahallî idareler seçimi yapmayacak, aynı
zamanda ülkede kaos ve iç kavga istemediğimizi göstermiş olacağız.
Millî
Görüş ün muhterem lideri Erbakan Hoca her fırsatta şöyle derdi: Millî
Görüş ihtiyarî (isteğe bağlı) bir tercih değil, mecburî istikamettir.
Bütün engelleri Millî Görüş ümüzle aşacağız.
Ey Millî Görüşçüler!
Belediyecilik sizin işiniz. Efsanevî hizmetlerinizi anlatıp halkımızın
manipülasyonlara aldanmayan isabetli tercih yapmasına rehberlik etme
görevinizi en iyi şekilde yapmalısınız.