Millî Görüşü anlama ihtiyacı

Abone Ol

Toplum olarak muazzam bir düşünce kısırlığı yaşadığımız konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Okumayan, okumayı bir yük olarak gören bir toplum haline geldik. Gelişmiş ülkeler yıllık ortalama kişi başına 10-18 kitap okuyor. Bizde bu oran 6 kişiye 1 kitap şeklinde. Bu sonuç her şeyi anlatmaya yetiyor, sanırım. Öğretmenler öğrencilerinin, anne babalar çocuklarının kitap okumadıklarından yakınıyor. Peki, kendileri okuyorlar mı Bu soruya alınacak cevap ne derece tatminkâr olacaktır, dersiniz

Ufku geniş, deha çapında bir lider olan Erbakan Hoca, bu millete 40 sene Millî Görüş’ü anlattı. Yani, kendi görüşümüzü… Bizi bin sene dünyaya öncü ve efendi yapan, bize hız ve hamle ruhu kazandıran görüşü. Onun anlattıklarını hangi oranda anlayabildik

Vefatından 2 ay önce TRT Anadolu, Erbakan’la bir mülâkat yapmış; sunucu, “Hocam, niçin istenilen oyu alamıyorsunuz ” sorusunu yöneltmişti. Cevap şöyle oldu:

“-Millî Görüş matematiksel ispattır. Halk bizi anlamakta sıkıntı çekiyor. Çünkü eğitim noksanlığımız var. Çağlayan’da 1 milyon insana seslendim. Ey kalabalıklar, sizden bir ricam var: Tam 40 seneden beri size konuşuyorum. Ne olur, bir defacık beni Siyonizm’den önce anlayın. Siz anlayıncaya kadar, onlar tedbirlerini alıp oyunlar oynuyorlar. Bir defacık siz onlardan daha akıllı olun, tedbirlerinizi alın. Siz bir Müslüman evlâdısınız, Müslümanlık bırakılır da hiç Hıristiyanlığa gidilir mi Bu milletin evlâdı olup da Millî Görüşçü olmamak mümkün değildir.”

Biz şahidiz ki, Erbakan Hoca eline geçen her fırsatı, bu milleti aslına döndürmek için kullandı. İslâm dünyasına “öncü”, dünyaya “efendi” yapmak istedi. Milletimizin öncülüğünde Yeni Bir Dünya, huzur ve barış dünyası kurulması için çalıştı.

İyi Yetişmiş Bir Lider

Erbakan Hoca, iyi yetişmiş bir liderdi. İyi bir aile eğitimi aldı; manevî değerlerle donanımlı olarak yetişti; dünyanın gidişatını çok iyi analiz etti. Bulunduğu yerde kendini kabul ettirir, engelleri aşma konusunda çözüm üretirdi.

Akademik birikiminden istifade edilmediğini görünce Türkiye Odalar Birliği’ne yönetici oldu. Orada da engeller çıkarılınca siyasete atıldı; karar merciî olarak tıkanıklığı gidermek ihtiyacını hissetti. Yani, tam anlamıyla bir mücadele adamıydı.

Erbakan Hoca, her kademede aldığı görevin hakkını verdi. Türkiye ve insanlığa karşı sorumluluğunu unutmadı. Emperyalizm ve Siyonizm’in Türkiye ve dünyayı sömürdüğünü gördü. Zor olanı seçti. Asıl mücadeleyi onlara karşı yürüttü.

Siyonizm’in bütün plânlarını deşifre etti, oyunlarını bozdu. Kendilerini “efendi”, diğer insanları kendilerinin “köle”si olarak gören Siyonistleri etkisiz hale getirdi. Ariel Şaron’un 1997’de söylediği şu söz bunun delilidir: “Erbakan yarım dönem başbakanlık yaptı, biz ideallerimizi 10 yıl erteledik. Bir dönem başbakanlık yapsaydı, ideallerimizi unutacaktık.”

Bu söz, hakkın temsil edilmesiyle, bâtılın yıkılmaya yöneldiğinin ispatıdır.

Erbakan Hoca, davasını net ve matematiksel olarak izah eder, karşısında muarızları tutunamazdı. 1992’de, TRT’deki “Liderler Zirvesi” programında siyasi parti liderleri bir araya geldi. Görüşlerini anlattılar. Erbakan Hoca’nın isabetli ve ikna edici çözümleri büyük takdir topladı. Fakat bir daha “Liderler Zirvesi”nden söz eden olmadı.

O yıllarda Uğur Dündar’ın sunduğu siyasî içerikli açık oturumlar yapılırdı. Millî Görüşçülerin gündeme hâkim olması sebebiyle bu programlar da kaldırıldı. Siyasîler, Erbakan Hoca’yla aynı programa çıkmaya cesaret edemez duruma geldiler.

Bu milletin özüne ve aslına dönmesinden korkanların, Erbakan Hoca’ya oynadıkları oyunlar kamuoyunca yakından bilinmektedir.

Öze Dönüş Devam Etmeli

Bu tepki, Erbakan Hoca’nın şahsına gösteriliyor, şeklinde görünse de; işin temelinde dünyayı sömürmeye alışmış olan küresel güçlerin saltanatlarının ellerinden gitme endişesi yatmaktadır. Erbakan Hoca; sömürü, savaş, işgal ve işkenceden beslenen ifsatçı Siyonizm’e karşı mücadele verdi. Sevgi, şefkat, merhamet medeniyetinin; huzur ve barış dünyasının kurulması için çalıştı. Önemli mesafeler aldı.

Erbakan Hoca’nın mücadelesi kişisel değildi. Ezilmiş, horlanmış, hakkı yenilmiş bir topluluğu, içinde bulunduğu durumdan kurtarıp hak ettiği yere getirmeyi amaçladı. Çünkü dünyada hak ve adaleti tesis edecek insanlar o topluluk içindeydi. Bu sebeple, bu mücadele durmamalı, mutlaka hedefine ulaştırılmalıdır. Elde edilen kazanımlardan vazgeçilmemelidir.

İşte, bir yerel seçimi geride bıraktık. Bu seçimde, küresel güçlerle işbirliği halindeki siyasîlerin Saadet Partisi’ne karşı tepkisini hep birlikte gördük. TRT, Saadet Partisi’nden tek cümle söz etmedi. Medya Millî Görüş’e ambargo koydu. Saadet Partisi, fırsat eşitliğine aykırı ve âdil olmayan tutumundan dolayı TRT hakkında suç duyurusunda bulundu.

Erbakan Hoca her zaman söylerdi: “Biz hakkı temsil ediyoruz. Kadro hareketiyiz. Bizim gücümüz, teşkilâtımızın gücüdür. Her kademede eksikliklerimizi tamamlayacak, çelikleşeceğiz.” Bu yol zordur; fakat, Erbakan Hoca bize zorluğu yenmeyi de öğretti.

Millî Görüşçü, davasını çok iyi bilecek. Çok okuyacak. 5 büyük ciltten oluşan “Erbakan Külliyatı” ve Erbakan Hoca’nın değerlerimizi koruyarak verdiği destanlık mücadeleyi anlatan “Davam” adlı eser okunmayı beklemektedir. Ülkemiz ve insanlık için Millî Görüş bir ihtiyaçtır. Bunu tanıtma görevi de bilgi ile donanmış Millî Görüşçülere düşmektedir.