Milli Görüşçü güce değil, hakka teslim olandır

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Kur’an, hak ile batılı birbirinden ayıran Furkan’dır. Güneş gelince karanlık yok olur. Bir zalim gelse evinizin ışığını söndürse sabaha kadar sövseniz ışığınız yanmaz. Ancak hemen kalkar, kibriti veya çakmağı çakarsanız veya düğmeye basarsanız ışığınız yeniden yanar. Allah Teâlâ Kur’an’da Peygamberimize, müşriklerin zulmüne, inkârcıların küfrüne son vermek için Medine’ye hicret izni verdiğinde ona şu iki duayı yapmasını emreder. İSRA 80-81: “Ve şöyle dua et: Rabbim! Gireceğim yere doğruluk ve barış içinde girmemi sağla; çıkacağım yerden de doğruluk ve barış içinde çıkmamı sağla. Bana katından, beni güçlü ve muktedir kılacak bir iktidar kuvveti ver. Ve yine şöyle dua et: Hak geldi, batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur.” Bu iki dua, bir Müslüman’ın davası için vereceği mücadelede yürüyeceği müstakim yolun kodlarını verir. Hak gelince, batıl gider. Bize düşen görev inanmak ve “Adil Bir Düzen” kurulsun diye Allah yolunda hakkını vererek cihat etmektir. Bu yolda yürürken itibar edeceğimiz tek kitap, Kur’an-ı Kerim’dir. İSRA 82: “Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olacak şeyler (esas ve hükümler) indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.” Kur’an’sız yol alınmaz, menzile varılmaz. Kimi Müslüman’ım diyen bazı kimseler Avrupa Birliği kıstasları ile yol almaya çalışıyorlar. Faizci kapitalist nizamı yürüterek Batılılar yanında şan ve şöhret sahibi olmaya çalışıyorlar. Belli bir zaman, zahiren bir şey elde ettikleri de oluyor, ancak işin sonunda kaybedenlerden oluyorlar. İnsanlara bütün nimetleri veren Allah’tır. İSRA 83: “İnsana nimet (iktidar) verdiğimiz zaman (İslam’dan) yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.” O zaman insan elinde bulunanı muhafaza etmek için yapmayacağı çılgınlık kalmaz ve bu çılgınlık ve şımarıklık onun sonu olur. İnsanın doğru yolda olup olmadığı, edebi konuşmaları ile değil yaptığı işler ile ölçülür. İSRA 84: “De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.” Türkiye’de inancımızın temel esaslarına bağlı hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan ve maneviyatçı görüşü benimseyen tek topluluk, Milli Görüş topluluğudur. Bu topluluk, Adil Bir Düzeni, Yeni Bir Saadet dünyasını kurmak için yaptığı mücadelesini Saadet Partisi çatısı altında yapmaktadır. Bu bakımdan Milli Görüşçüyüm demek, Saadet Partiliyim demektir. 

ANA YOLDAN SAPANLAR

16 Nisan günü yapılacak olan referandum yaklaştıkça AK Parti ve MHP tarafından temsil edilen, devlet ve hükümet destekli EVET cephesi, bütün imkânlarına rağmen umduğunu bulamamanın can havliyle Milli Görüş bahçesinde, dalından koparak yere düşmüş ürünlerinden medet umar hale geldiler. Önce Avrupa’da, daha önce İGMG teşkilatlarında görev yapmış ve şimdilerde fanatik AK Partili olan bazı kimselere toplantılar yaptırdılar ve “Avrupalı Milli Görüşçüler de Evet” diyor algısını oluşturmaya çalıştılar. Bu girişimden ne netice aldılar bilemiyoruz ama bezer bir girişimi Türkiye’de de yaptılar. Kendilerini “Milli Görüşçü Kuruluşlar Platformu” (MİLKO) olarak anons eden ve 16 Nisan 2017 referandumunda, “Yeni Bir Dünya’ya EVET” sloganıyla yola çıktıklarını ifade eden kimi derneklere bir toplantı yaptırarak sanki Milli Görüşçüler bu anayasa değişikliğine EVET diyormuş havasını vermeye yöneldiler. Bu toplantıya katılan SAĞLIK-DER, HUDER gibi kimi derneklere Milli Görüş liderliği tarafından MİLKO listesinde yer verildiği bilinen bir şeydir. Bu dernekler, YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk başkanlığında yapılan MİLKO toplantılarına arada bir katıldıkları da bilinmektedir. MİLKO demek, hoşuna gideni, nefsine uyanı, aklına geleni yapan kuruluşlar olmak değildir. MİLKO demek, görevini Milli Görüş liderliğinden alan, raporunu Milli Görüş liderliğine veren ve Milli Görüş liderliğinin aldığı kararlara uyan kuruluşlar demektir. Saadet Partisi MİLKO’nun temel kuruluşudur. Zikredilen toplantıya katılan derneklerin tamamına yakını ana yoldan saparak, Saadet Partisi ile değil, AK Parti ile birlikte hareket eden derneklere dönüşmüşlerdir. AK Parti ise bir dava partisi değil, Muhafazakâr Demokrat bir kitle partisidir ve faizci kapitalist nizamı savunmakta ve yürütmektedir. Böyle bir partiyle birlikte hareket etmek bir tercihtir. Bu tercihi yapan derneklerin yerine getirmesi gereken erdemli davranış, kendilerini MİLKO olarak değil, MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT olarak tanımlamalarıdır. Bu aynı zamanda centilmenliğin, ahlak, edep, şahsiyet ve nezaket sahibi olmanın gereğidir. Konyaspor’dan Galatasaray’a transfer olmuş bir oyuncu, top oynadığı kulübün formasını giyer.

BİZİM TAVRIMIZ BELLİDİR

Biz Milli Görüşçüler olarak başkanlık sitemine karşı olmadığımızı ilan etmiş ve bu sistemin hakkı üstün tutan ve adil temeller üzerine bina edilmesi için üzerimize düşen bütün görevleri hakkaniyet içerisinde yerine getirmişizdir. Ancak referanduma taşınan metinde, teklif ettiğimiz hususlara yer verilmediği için getirilen bu metne bu haliyle EVET diyemeyeceğimizi ilan etmişiz. Biz Milli Görüşçüler olarak hakkı üstün tutan, adaleti ve insan haklarını önceleyen bir anayasa istiyoruz. Bu özelliği taşımayan hiçbir metne EVET diyemeyiz. Çünkü biz ahirete ve hesap gününe hakikaten iman ediyoruz.

BİLMEYENLER ÖĞRENSİN

MİLKO olmak demek; insan ve toplumların dünya ve ahiret saadetini temin etmek için, kaba kuvveti değil hakkı üstün tutarak “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” kurmayı hedefleyen ve bu istikamette disiplinli, ciddi ve teşkilatlı bir şekilde çalışmayı esas alan şuurlu kuruluşlar topluluğu içinde yer almaktır. Selam hidayete tabi olanlara…