Millî Görüş yolculuğu

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Millî Görüş; Hz. Âdem’den, Nuh’a, İbrahim’e, İsmail’e ve İshak’a, Yakub’a ve Yusuf’a, Musa’ya, Davud ve Süleyman’dan İsa’ya, Peygamberimiz Hz. Muhammed’den günümüze kadar ulaşan kadim bir yolculuktur. Bu yolculukta birçok acılar, tatlı, kederli, neşeli olaylar yaşanmıştır. Sevinç gözyaşlarının yanında Yakub’un gözyaşları gibi hüzün verici yaşlar da boşalmıştır gözlerden. Zaman gelmiş nefesler tutulmuş, zaman gelmiş yüreklere taş basılmıştır. Yürünen yol, Allah’ın yolu olduğu için, bu yolun, yokuşu vardır, inişi vardır. Zaferi ve çilesi, varlığı ve darlığı vardır. Bu çileli yolda yürümek, hidayet, feraset ve dirayet ister. Bu yolculuk bir imtihandır, kazanmak için istikamet ve sadakat gerekir. Millî Görüş yolu, sabır ve sebat yoludur. Bu yolun yokuşunu tırmanmak, zorluklarına katlanmak güçlü bir iman işidir, inancı zayıf olanlar yarı yolda kalırlar. Bu zahmetli yolda yürümeye başlayanlardan bir kısmı yolun başında, bir kısmı yolun çeyreğinde, bir kısmı yolun ortasında, bir kısmı da sona yakın bir noktada gerisin geriye dönerek, başlangıç noktasının gerisine, gerinin de gerisine düşmüşlerdir. İnsanlık tarihi, bunun misalleri ile doludur. İnanç ve kararlılıkla bu yolun yokuşunu tırmanmaya devam edenler, hakkın rızasını kazanmış olarak, dünya ve ahiret saadetine nail olurlar. Her yokuşun bir inişi, her zahmetin sonunda bir rahmet vardır. Sabır, cihat ve zafer… Sonunda bu yolculuk şerefli bir ölümle taçlanır. Sabır ağacı dikenlidir, meyvesi ise Adil Düzen’dir. Bu meyveye sahip olmak için, şeytan ve adamlarının; Siyonizm’in, kapitalist Batı’nın, işbirlikçi münafıkların ipliğini pazara çıkarmak gerekir. Millî Görüş yolunda yürüyenler “önce ahlâk ve maneviyat” diyerek yol yürürler, fert ve toplumun kaybolan saadetini yeniden ihya etmek için Adil Düzen’i köy köy, mahalle mahalle, ev ev, şehir şehir dolaşarak insanlara anlatmaya çalışırlar. Başka türlü “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” kurulamaz. Bunu yapmaya çalışan Millî Görüş mensuplarının hamuru İslam ile yoğrulmuştur. Millî Görüş yolunda yürüyenler, bütün çalışmalarında Hakk’ı üstün tutarlar.

YAŞAMAK VE YAŞATMAK

Bütün insanlığın saadeti için çalışmayı bir kulluk görevi olarak gören Millî Görüş mensupları, şuurlu Müslümanlar olarak; şu üç şeye önem verirler: 1- Her şeyden önce İslam’ı öğrenmek, İslam’ın her konudaki emrini bilmek. 2- Öğrenilen İslami esaslara göre yaşamak ve yaşatmak, Kur’an’ın hükmünü hayatın her alanında tatbik etmek. 3- Her yerde, her halde ve her meselede, mutlaka İslam’a göre, yani İslam’ca düşünmek. İtikat ve ilmihal konularını öğrendiği, bildiği ve bir kısım ibadetleri yerine getirdiği halde, ticaret, siyaset ve devlet hayatında Siyonistler ve kapitalist Batılılar gibi düşünen, olayları Batılı ve cahili ölçülerle değerlendiren fert ve toplumlar, Millî Görüş yolunda yürüyemezler. Bu gerçeği bilen Millî Görüş mensupları aralarında merhametli, zalimler karşısında ise çelikten duvar gibi olurlar. Allah’a güvenirler, başkalarını, yumuşak demir gibi olanları kardeşlerine tercih etmezler. Birlik ve beraberliklerini bozacak bütün hatalı davranışlardan sakınırlar. Kendisi için istediğini kardeşi için de istemeyi şiar edinirler. İyilikte ve takvada yardımlaşırlar, mükâfat ve cezalandırmada adil olurlar. Zanlara değil, hakikate kulak verirler. Millî Görüş davasını yürütenler, dünyada da ahirette de Allah’tan güzel olanı isterler. Bu davaya elleriyle, dilleriyle, güçleriyle destek olmaya çalışanlar, Allah’ın lütfuyla zahmetlerinin karşılığını alırlar. Zira Allah’ın yardımı, hakkını vererek yolunda cihat edenlerin üzerinedir. Allah’ın yardımından mahrum edecek hatalı davranışlardan kaçınmak da bir görevdir. Samimi kardeşleri ile arasına mesafe koyan, onlarla görüşmekten imtina eden, hak söz söyledi diye muhatabını azarlayan bir tutum, ilahi rahmete ve yardıma engel olur. Millî Görüşçü, sadece yönetmeye talip olmaz, aynı zamanda eğitmeye de talip olur. Vasıtaları gayenin önüne geçirmek, sadık ve mahir olanı yok saymak zarar verir. İltifattan, itibar edilmekten, ikramdan hoşlanmayan olur mu?

YERLİ GÖRÜŞ

Türkiye ve insanlık, sadece Millî Görüş ile zalimin zulmünden kurtulabilir. Çünkü Millî Görüş yerli ve millidir. Şer güçler, zulümlerinin zirvesindedirler. Müslümanlar ve insanlık, ağır zulümlere maruz kalmışlardır. Millî Görüş’ün görevi Müslümanları ve insanlık âlemini uyandırmaktır. Bu uyanıklık, Milli Görüş’ü tanıtarak sağlanabilir. Millî Görüş; ahlak ve maneviyat yoludur. Millî Görüş; ağır sanayi, milli harp sanayi, yüksek teknolojidir. Millî Görüş; milli, süratli, yaygın kalkınmadır. Millî Görüş; şahsiyetli iç ve dış politikadır. Millî Görüş; milli ve yerli bir görüştür. Millî Görüş; her yönüyle; siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tam bağımsızlıktır. Millî Görüş; maddi ve manevi kalkınmadır. Millî Görüş; Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya projesidir. Millî Görüş; ülkemiz, İslam dünyası ve bütün insanlığın huzur ve saadetini sağlayacak olan tek çaredir ve evrenseldir. Son üç asırdır dünya siyasetini şekillendirmeye çalışan ırkçı emperyalizm ve işbirlikçi Batılı güçlerin sonu gelmiştir. Siyonizm’in desteği ile iktidar koltuğunda oturanlar da, kendi ülkelerinde üreterek büyüttükleri şer işlerin içinde boğuluyorlar. Millî Görüş, bu gerçekleri anlatarak, fert ve toplumu uyandırma görevini başarıyla yaparsa, milletimiz ve insanlık burada toplanacaktır.

Bu tarihi dönüm noktasında Millî Görüşçülere çok büyük bir görev düşüyor. Her kesime mavi boncuk vererek kalıcı olmayan ve inandırıcılığı zor, düşünce akımlarına kapılmadan, Yeniden Büyük Türkiye›nin kurulması şuuruyla telkin ve teklifte bulunmak, Adil Düzen’i tanıtmak gerekir. Bunu yapmak Millî Görüş kadrolarının işidir. Selam hidayete tabi olanlara...