Millî Görüş tabanının da kafası karışık olursa

Abone Ol

Olayların baş döndürücü hızlı akışı insanların kafalarını hallaç pamuğuna çevirdi. Sonuçlardan yola çıkarak bir şeyleri çözümlemeye çalışmak çözüm getirmiyor. Oluşturulan canavarlara bakıp asıl odakları görememek bir bahtsızlık ve bu yüzyılın bir gerçeği.

Sorumluluk sahibi, eli kalem tutan, düşünen ve zihin yoran bir Müslüman olarak nerede durmamız gerektiği önemli. Doğrusu biz kendi yerimizde sabitkadem, olayların dışında durursak daha sağlıklı olur. Bu, nemelazımcılık değil. 1970 li yıllarda öğrenci olaylarının dorukta olduğu, ülkücü solcu çatışmalarının yoğun yaşandığı, gençlerin kanlarının aktığı bir zamanda gerek düşünce ve sanat adamlarımız ve gerekse siyasal önderlerimiz olaylardan uzak kalmamız gerektiği uyarısı, bilinci bizi bir yerde tuttu. O zaman ülkücüler ile ortak buluşma noktalarımız vardı. Dini duyarlılıklar bakımından. Biz o zaman hiçbir olaya girmedik. Tahrik için bizleri "tuvaletlere saklanmakla" suçluyorlardı. Gençler öldü, ellerimiz insan kanına bulaşmadı. Arkadaşlarımız heba olmadı. Bu, bizim geleceğimizi belirleyen önemli bir duruştu. Hep yükselişe geçtik.

Bizim işimiz kavga ve çatışma değil. Kimsenin âleti olmaksa hiç değil. Kendimiz olmak önemli.

11 Eylül ile 28 Şubat hem dünya, hem İslâm âlemi için önemli, bizim açımızdan olumsuz dönüm noktaları. Sürekli ifade ediyorum ki, 28 Şubat sürecinin öncesi var. Olayların gelişimi, hazırlık süreci ve oluşlar birden olmaz. Hazırlıklar ve yeni stratejiler gerektirir. Türkiye deki en küçük bir oluş bile Abede yi, AB yi İsrail i ilgilendirir. Abede li yetkililerin hemen her hergün cirit attığı, düşünce beyan ettiği bir ortamda bulunuyoruz. Bir partinin kapatılıp kapatılmayacağının sonuçları ve tarihi bir Abede dış yetkilisi tarafından veriliyorsa bu düşünülmeye değer.

Türkiye deki oluşlar, hareketler, davranışların tamamı 11 Eylül süreciyle bağlantılı. Hiç biri diğerinden ayırt edilemez. Kıbrıs, askerin başına çuval geçirilmesi, Kuzey Irak a operasyonlar, Türkiye deki seçimler, mahkemeler, Erbakan Hoca nın mahkûmiyeti, Milli Görüş ün önünün kesilmesi, çete diye tanımlanan güçlerin tasfiyesi vs. bunların tamamı 11 Eylül ile bağlantılı. Bizler 11 Eylül olaylarının dışında olduğumuz, daha doğrusu tasfiyemiz istendiği için bizler de utanılmadan bir kesimin içinde gösterilmeye çalışılıyor. Güçleri kullananlar dün, bugün Ergenekon diye tanımlanan kesimi kullanıyordu. Onlar yarın Türkiye adına yeni bir kutsal kavram oluşturularak bir iç güç oluşturulur. Bundan kuşku duyulmasın.

Ağzıma almaya bile sıkılacağım kimi kavramlarla sorunlara bakarsak Müslümanlar safdil yerine konuluyorlar. Çetelerin tasfiyesinin büyük zafer sarhoşluğu içinde ele alınıyor olması Milli Görüş tabanının da kafasını karıştırmışa benziyor. Zaten epey bir zamandır Milli Görüş tabanının kafası karışık. Bir türlü kendisini toparlayamıyor. Geçmişini sorguluyor. Zihni bir bulanıklık içinde. Bunun içindir ki bir türlü istenilen hareketi, eylemi ortaya koyamıyor. İsteksiz ve umutsuz.

Türkiye deki kimi önemli kurumların en üst kademelerine gelenler belli merkezden onay almadan, test edilmeden gelmezler. Geçmişte çok önemli görevlerde bulunanlar nasıl oluyor da bugün devre dışı kalabiliyorlar. Bu, önemli bir soru. Güçler servisler yapıyor, hesaplaşmalar içinde, oyunlar oynanıyor. Ne yazık ki bizlerin de bu oyunlar içinde yer almamızı istiyorlar. Müslümanların büyük bir kesimi bu oyunların bir parçası durumunda.

Bir de olaya şöyle bakalım. Bu gelişmelerden İngiliz-Amerikan- Siyonizm üçgenini oluşturan büyük güç gelişmelerden rahatsız mı değil mi Çıkarları zedeleniyor mu zedelenmiyor mu 28 Şubat tan beri hedeflerinde bir sapma var mı yok mu Onlar sadece aktörlerini değiştirerek, taze kanla yollarına devam ediyorlar mı etmiyorlar mı

Milli Görüş tabanı yeniden yerli yerine oturarak, ayaklarını sabit basarak etrafına yeniden bakmak durumunda. Hiç kimsenin oyuncağı, tetikçisi, oyuncusu olmadan nasıl dururum ona bakmalı. Önemli olan budur. Geçmiş zamanda bizler nasıl kanlı olaylara bulaşmadıysak gelecek zamanda da kimsenin oyuncağı olmadığımızı göstermeliyiz.