Milli Görüş sevdalısı merhum Abdullatif Aydın

Abone Ol

Abdullatif Aydın…

Başta Milli Nizam Partisi (MNP) ve Milli Selamet Partisi (MSP) olmak üzere, Milli Görüş partilerinin tümünde emeği olan sevdalı bir Milli Görüşçü…

Adana Karataş kadim ilçe başkanlarından…

1936 doğumlu…

83 yaşında kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü…

Öncelikle Allah’tan (c.c.) rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Peygamber Efendimize (s.a.v.) komşu olsun inşallah.

***

Merhum Abdullatif Aydın sevdalı bir Milli Görüşçü idi.

Adana Karataş ilçesinde MNP, MSP, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi dönemlerinde ilçe başkanlığı yaptı.

Çarpıcı bir anekdot; merhum partinin ve Anadolu Gençlik Derneği’nin (AGD) çayı şekeri bitmesin diye çay bile içmez, ümmetini düşünürdü. 

Sıkı ve iyi bir Milli Gazete okuyucusuydu.

Okuduğu gazeteleri atmaz, evinin bir köşesinde biriktirirdi.

Bir gün bir olaydan dolayı geçmiş güne ait Milli Gazete lazım oldu. Bir türlü ne matbaada ne başka yerde bulunamıyordu bu Milli Gazete. “Abdullatif Aydın amca bu gazeteyi bulur” dediler. Gerçekten de Abdullatif amca ne yaptı etti 3 gün sonra o Milli Gazete’yi buldu getirdi. Evindeki geniş Milli Gazete arşivinden…

***

Merhum Abdullatif Aydın, Adana, Karataş ilçesi, Gölkaya köyünden ebedi âleme dualarla uğurlandı.

Rabbim rahmetini esirgemesin. Âmin.

MÜTHİŞ BİR MİLLİ GAZETE BAĞIMLISI VE HAYRANI

Necmettin Çalışkan, merhum Abdullatif Aydın’ı anlattı;

* “Öncelikle bugün büyük bir mücahidi sizlere tanıştıracağım. Bu mücahit Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi’nde, kesintisiz tüm Milli Görüş partilerinin tüm dönemlerinde ilçe başkanlığı yaptı.”

* “Adı, Abdullatif Aydın. Müthiş bir Milli Gazete bağımlısı ve hayranı. Oğlu şöyle anlattı: ‘Babamla bir yere gittiğimizde en büyük sıkıntı Milli Gazete’ye ulaşmak oluyor. Ne yapıp yapıp her gün yapacağımız ilk şey mutlaka Milli Gazete bulmak oluyor. Ne yapar yapar gazeteyi bulup kendisine getiririz. Hele de gazete bayide yoksa vay halimize! Oraya koş buraya koş… Ne yapıp edip Milli Gazete’yi bulmak zorundayız.’ Böyle anlattı oğlu, merhum Abdullatif amcayı…”

* “Abdüllatif amca, 1970’li yılların sonundan itibaren 40 yıla yakın bir süredir Milli Gazete arşivine sahip.

Şehirdeki evinde pek yer olmadığından köydeki evinin altında geniş alana, gazeteleri tarih itibariyle yıllardır istifledi. Hangi yılı istersen, yıl yıl, gün gün istiflenmiş gibi duruyor. Oğlu diyor ki, ‘Babamız için en değerli sermaye, mutlaka sahip çıkılması gereken ürün, Milli Gazete’dir. 40 yıldır hiçbir Gazetesi’ne dokundurmaz.

Hatta önceki yıl vefat eden rahmetli eşi de,‘Efendi, bunların artık tarihi geçti, kaldıralım…’ demesine rağmen elletmedi. Her ikisine de rahmet olsun…”

* “Bir müjde… Bir süre önce Ayamama Deresi’nin taşmasıyla Milli Gazete’nin arşivi su altında kalmıştı. Bu gelişmeden sonra, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, ‘Milli Gazete arşivini vermek isteyen olursa bilgimiz olsun…’ demişti. İşte teşkilatın devreye girmesi, aileden rica etmesi ile Abdullatif Aydın arşivi şimdi Milli Gazete’ye devrediliyor…”

* “Vefatından bir hafta önce uzun yıllardır gitmediği asıl memleketi Malatya Darende'ye bütün akrabaları ile helalleşmeye gitti. Gezisinde 50 yıldır görmediği arkadaşına da uğradı... Allah rahmet eylesin…” 

 ‘SAKALLI, TAKKELİ, HANIMI MESTURE’ İKİ KİŞİ ‘HAYIR’ OYU VERDİ

Merhum Abdullatif Aydın’ın torunu Huzeyfe Turunç anlattı;

* “12 Eylül darbesinden sonra anayasa oylaması yapılıyor. Sadece bizim Gölkaya köyünden 2 tane ‘Hayır’ oyu çıkıyor. Herkes hayrete düşüyor. Nasıl 2 ‘Hayır’ oyu çıkar diye gidip soruyorlar, araştırıyorlar, bakıyorlar ki  ‘sakallı, takkeli, hanımı mesture’ dindar iki kişi ‘Hayır’ oyu vermiş.  Sonra anlıyorlar ki bu kişiler, Erbakan Hocanın talebesi ve Erbakan Hoca, “Oylamada ‘Hayır’ diyeceğiz” dediği için sadece 2 tane hayır oyu çıkıyor. Bu oylar da dedem Abdullatif Aydın ve büyükanneme ait…”

* “Dedem, Karataş ilçe başkanı. Erbakan hoca Adana’ya geliyor, bölgedeki il başkanları ilçe başkanlarıyla eski Sun Sineması’nın orada toplantı yapacaklar. Hasat zamanı. Dedem, bir gurup köylü ile Erbakan Hocanın toplantı yapacağı yere geliyorlar. Erbakan Hoca konferansını bitirdikten sonra kalkıyor; ‘Son olarak başkanları hesaba çekelim’ diyor. Erbakan Hoca, kâğıda falan bakmadan, ‘Adana İli Karataş ilçesi Abdullatif Aydın, kalk!’ diyor. Dedem kalkıyor. Erbakan Hoca, ‘Abdullatif efendi, kaç adamla geldin?’ diye soruyor. Dedem de, ‘Efendim, hasat zamanı, çok arkadaş getiremedim!’ diye cevap verince, Erbakan Hoca kızıyor; ‘Otur, Abdullatif Bey! Bu vebal sana yeter!’ diyor. Tabi dedem bunu duyunca çok üzülüyor, içine dert oluyor.”

* “Erbakan Hocanın İstanbul'da bir konferansı vardı. Beni de toplantıya tercüman olarak çağırdılar. Dedemin söyledikleri aklımda; ‘Erbakan hocayı görsem de helallik istesem…’ derdi! Tam Erbakan Hoca konferansı bitirdi, tekerlekli sandalyesi ile gidiyor. Korumalardan izin aldım, elini öpüp helallik istedim; ‘Ben Abdullatif Aydın’ın torunu Huzeyfe Turunç. Hocam, dedeme hakkınızı helal edin!’ dedim. Erbakan Hoca da, ‘Helal olsun’ dedi. Bunu dönüşte dedeme anlattığımda, ‘Vay hafızım! Allah senden razı olsun’ dedi, defalarca. Rahmetli böyle bir adamdı…”

***

Ardında hoş bir sadâ bırakarak ebediyete irtihal eden merhum Abdullatif Aydın’a rahmet diliyorum.