Millî Görüş Kongresi

Abone Ol

Kongre öncesinde toplumun üzerinde bir durgunluk, bir sıkıntı, bir tutukluk vardı. Bu topraklarımız üzerinde istenmeden de olsa genel bir durum oluşturdu. Kongreye giderken yol boyunca, gece, Ankara ya doğru akan araçların çokluğu, İstanbul yönüne giden araç azlığı bir durumu betimliyordu. Saat on sularında salona geldiğimizde, delege ve yazarlık sıfatlarına rağmen içeri girme güçlüğünü yaşadık. Gelirken hemen herkesin heyecanı, telefona sarılarak sevdiklerine kongre atmosferini anlatma duygusunun baskınlığını gözlemledim.

Dönüş yolu da benzer bir durumu imliyordu.

Asıl üzerinde durmak istediğim, bir önceki gecenin yorgunluğu, gün boyu kıpırdamadan kongreyi izleme ve gözlememenin ardından oyumuzu kullanır kullanmaz yola çıkışımız, saat on sularında dinlenme tesislerinde birkaç lokma bir şeyler atıştırma, biraz dinlenmek için konakladığımızda, tesisleri dolduranların dönüşteki coşkuları, içtenlikleri insanın içini ısıtıcıydı. Daha önemlisi aynı tesislerde, ANAP kongresinden dönen, bir zamanların en güçlü partinin başkanı, başbakanı, cumhurbaşkanının oğlu Ahmet Özal ın yalnız başına, bir masada üzüntü içinde yemek yemesiydi. O da ANAP ın kongresinden dönüyordu. İki ayrı partinin kongre sonrası durumu ve tablosu. Bir süre onu gözlemledim. Gözlerindeki umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik bana birçok şeyi çağrıştırdı.

Türkiye siyasasının ilginç bir tablosunu oluşturuyordu bu kare. Yıkılmaz,sarsılmaz, inmez, bitmez gibi görünen kocaman bir partinin kocaman bir genel başkanının, kocaman bir başbakanın, bir cumhurbaşkanının oğlunun hazin tablosu. Aslında bu tablo benzer durumdaki kimi kocamanları da ilgilendiriyor.

Koşulların, durumların, olağan üstü hallerin ortaya çıkardığı bu oluşların bir sonu. Nasıl mı bir düşünce temeline, bir fikre, sosyolojik bir oluşa dayanmayan siyasal hareketlerin bir sonu. Şöyle bir geriye dönüp bakıldığında DP ye, AP ye, DYP ye, DP ye, ANAP a uzanan sağ liberal çizginin vardığı son. İsterseniz bunu İttihatçı geleneğin diğer koluna da uyarlayabilirsiniz. Türkiye yi tek başına yöneten CHP nin aşağıya doğru inen eğri çizginin bir fotoğrafı olarak da görebiliriz. Onlarca yıllık büyük çabalara rağmen gelip %20 lere takılan, kilitlenen bir siyasal tablo olarak görmemiz gerekir. Şu anda iktidarda ve muhalefette olanların fikir temelsizliklerinin de bir fotoğrafı olarak görülmeli. Nasıl mı Şöyle: "Biz Millî Görüş gömleğini çıkardık." demek, biz fikirsizliğe, düşünce temeline dayanmazlığa kendimizi adadık. Teslim olduk. Bir başka düşünceye, yani düşüncesizliğe soyunduk" anlamına geliyor. Seçim dönemlerinde merhum Menderes ile Özal ın fotoğraflarının arasına sıkışmanın bir sonu olarak da görülmeli.

Düşünce temeline dayanmayan, sosyolojik bir oluşu, bir büyük medeniyet geleneğini terk edenlerin resmidir bu. İktidar gücünün iflasıydı bu durum. İktidar gidince, çıkar gidince başa geleceklerin feci sonu.

Yeryüzünün mescit kılındığı bir gerçekte, yol boyunca tesislerde ve boş bulunan yerlerde namaza koşanların, sevgiyle birbirlerinin gözlerinin içine bakanların sıcaklığı, samimiliği, içtenliği bir başka tabloyu imliyor.

Medyaya gelince; deyim yerindeyse "dut yemiş bülbül" gibiydi. Suskundu.

İlginç bir durum daha var. Artık medyanın büyük bir bölümü bugünkü iktidarın güdümünde. Onlar da Doğan medyasından farksız. Ya görmezlikten gelme, ya kongrenin kusurlarını ve açıklarını haber yapma duygusu içindedirler. Millî Gazete dışında, sadece bir iki gazetenin haber konusu yaptığı bir kongre sonrası. Burada üzerinde durmak istediğim husus kongrenin büyük bir heyecan dönemi başlattığı. "Millî Görüş ün manalar ve değerler" başlıklı yazıma tepki veren onlarca telefondan da anlaşıldığı üzere bir nezahetin, zarafetin, güzelliklerin yaşanmış olmasıydı. Bunun birçok kesime heyecan verdiği ortada.

Asıl önemlisi, bilgi ve bilinç sahibi dostların da benzer duyguyu yaşamaları. Bir öykü yazarı sevgili bir dostumun telefonda: "Ağabey boğulduk. İnşallah bundan sonra bir nefes alacağız" demesiydi.

Evet Türkiye yeni bir soluk alacak ve soluklanacak. Millî Görüş kongresinin anlam ve değeri budur.