MİLLİ GÖRÜŞ KADROLARI İŞTE BÖYLE ENGELLENDİ?

Abone Ol

Şimdi yukarıdan bir bakış yaptığımız zaman ne görüyoruz? 1969’da Milli Görüş çıkmış, parlayan yıldız olarak iktidar olmuş. Ne yapmış Siyonizm bunun karşısında? Türkiye rastgele bir ülke değil, dünyanın kutbu. Clifford’u göndermiş. Clifford, ABD, CIA Başkanı. Sabah kahvaltısını Demirel’le, öğle yemeğini Ecevit’le beraber yapıyor. Biz hükümetteyiz, ağır sanayi hamlesini yapıyoruz.

Bunun karşılığında, “…Efendim seçimler Haziran’a alındı, seçim yapılacak, MSP’siz hükümet kurulacak…” diye bize sormadan seçim ilan ettiler, birleştiler.

Buna mukabil biz Allah’ın lütfuyla eskisinden daha fazla oy aldık, yeniden hükümet olduk. Yeniden iş başına geldik. Bunun üzerine Güneş Motel oyunu oynandı. Ecevit de seçimleri kaybedince Demirel’e geçti. Ama buna rağmen Dışişleri Bakanı’nı düşürdük. 24 kişiyle Meclis’e hâkim olduk.

Baktılar ki bizi hükümetten uzaklaştırmaları yetmiyor, Meclis’ten uzaklaştırmak lazım. Öyleyse, “İhtilal yapalım” dediler. 12 Eylül İhtilali yapıldı.

12 Eylül İhtilali’nden sonra Milli Görüşçüler çalıştılar. 1995 Seçimleri’nde en büyük parti oldular. 54. Hükümet’i kurdular.

Türkiye “Yeniden Büyük Türkiye” yolunda mesafe kat etti. 54. Hükümet’te muazzam hizmetler yapılmıştı.

Önce, “Bırakalım başarısız olsun” dediler. Sonra baktılar ki, bunlar “Yeni Bir Dünya”yı kuruyorlar. “Öyleyse ne yapıp edip engellememiz lazım” dediler. Sonra hükümetimize 28 Şubat’ı yaptılar.

28 Şubat, dış güçlerin bir tertibidir. 28 Şubat’ta MGK’da geldiler, “Makovsky’nin planı”nı Hükümet’e “tavsiyemiz” diye okudular.

Biz yükseliyoruz, onlar hile yapıyorlar. Biz demokratik olarak yükseliyoruz, onlar hile yapıyor.

Peki, “Efendim, tekrar işbaşına geldiğiniz zaman tekrar size müsaade etmezlerse ne yapacaksınız?” diyorlar. Askerimizi eğiteceğiz. Askerlerimiz de bu vatanın evladı, olan biteni gözleriyle görüyor.

Bu sebepten kendilerine Milli Görüş’ü anlatacağız. Kurtuluşun Milli Görüş’te olduğunu ne yapıp yapıp tanıtacağız. (28 Şubat 2010, Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN)

***

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a ait yukarıdaki satırlar, Milli Gençlik Vakfı Yayınları’ndan çıkan “Darbe” isimli kitaptan.

Her kütüphanede olması gereken bu kitabı bir çırpıda okudum.

İstatistikler, karşılaştırmalar, mukayeseler ve de hepsinden önemlisi çağlara, hatta çağlar üstüne hitap eden gerçekler çarpıcı bir şekilde kaleme alınmış “Darbe”de…

Türkiye’nin maddi ve manevi alanda gelişmesini temin için, toplumda ahlak ve maneviyatı hâkim kılmak uğruna; adalet, özgürlükler, onurlu dış politika ve kalkınmada bir tuğla üzerine bir tuğla daha nasıl koyarım endişesini taşıyan Milli Görüş kadrolarının, nasıl da engellenmek istendiğini, nasıl da yolunun kesilmek için bin bir türlü hile ve desiselere başvurulduğunu anlatan bir eser, “Darbe”.

Ama kim ne yaparsa yapsın, o kutlu vaat hemen yanı başımızda, “Kafirler istemese de Allah (C.C.) nurunu tamamlayacaktır.”

***

Kitabı hazırlayan saygıdeğer Tacettin Çetinkaya beyefendiye ve Milli Gençlik Vakfı Yayınları’na buradan teşekkürlerimi iletiyorum. İyi ki varsınız…

Kitabı hararetle tavsiye ediyorum. (T: 0312 4805111)

VALİ VASİP ŞAHİN’İ ZİYARET…

Kolay değil elbette; İstanbul’un yükü omuzlarında...

Esasen çok da göz önünde olan bir isim değil; ancak devlet işlerinin arasında dostlarına, arkadaşlarına, sivil toplum kuruluşlarına da zaman ayırması doğrusu takdir edilecek bir meziyet.

İstanbul Valisi Vasip Şahin’den söz ediyorum.

Erimder (Erzincan İmam Hatip Lisesi Mezun ve Mensupları Derneği) olarak gecikmiş bir ziyarette bulunduk Vasip Bey’e; hem hayırlı olsun, hem de 15 Temmuz hain ve işgalci darbe kalkışması dolayısıyla “geçmiş olsun” dileklerimizi iletmek için...

Gayet verimli bir ziyaret olduğunu söyleyebilirim.

Eski hatıralar konuşuldu. Sur Yapı’nın Erzincan’a yeni bir İmam Hatip Lisesi vaadinin hızlandırılması gündeme geldi.

Vali Bey’in, “O iş tamam gibi. Sur Yapı yöneticilerinin de bulunduğu bir toplantıda Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım da konudan haberdar oldu. Takipçisiyiz...” cümleleri hazırda bulunanları oldukça memnun etti.

Eski hatıraların da gündeme geldiğini söylemiştim; Vasip Bey’in, “Bizim okula başladığımız dönemde Erzincan İmam Hatip Lisesinde düzenli derslik dahi yoktu. Odun deposu olarak kullanılan bir yerde görmeye başladık derslerimizi...” sözleri, mezunları eskilere sevk etti ve “nereden nereye” dedirtti.

Ama keşke o zamanki ruh ve şuur şu anda da olsa...

Katsayı mağduriyeti yok, binalar daha modern, imkânlar eskisine göre çok daha geniş ama şuur ve bilinç açısından eskiye göre sanki daha mı gerilerdeyiz acaba? Türkiye çapında herkesin, özellikle eğitimcilerin bu alana kafa yormaları ve yoğunlaşmaları şart bence.

Güzel bir ziyaretti. O yoğun gündemi arasında bize de yer açtığı için Vasip Şahin Bey’e teşekkürler...

***

Peki, kimler katıldı ziyarete?

Avukat Ahmet Ercan Tellioğlu (Erimder Başkanı), Muhammed Samancı (eski Başmuavin), Türker Saltabaş (işadamı), Emsal Gençalp (Milli Saraylar, bürokrat), Bahri Özker, Prof. Dr. Hüseyin Yazıcı (Dekan Yardımcısı), İshak Coşkun (emekli eğitimci, işadamı), Efrail Topal, Esalettin Çakır, Cafer Tellioğlu (imam hatip), Rüştü Özker (okul müdürü, eğitimci), Şerafettin Özcan, İsmail Hakkı Ertürk (Maltepe İmamet Hitabet İlmi Araştırmalar Vakfı Başkanı), Fikret Atıcı (imam hatip), Saadettin Ekinci (Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı yöneticisi), Faruk Köse (okul müdürü, eğitimci), Ensar Bingöl, Kemal Aydın, Hüseyin Özker.

CAMİLER HAYATIN MERKEZİ OLMALI

Selamünaleyküm. Kısaca bir konuya değinmek istiyorum.

Yaklaşık 5 ay önce Diyanet’e, Bimer’e bir mail atmıştım. Camilerin tekrar hayatın merkezinde olması konusunda.

Şu an ihtiyaç olan, camilerde çocuklar için okuma salonları. Kütüphaneler kurmak yoluyla, camilerin gençlerin uğrak yeri hale gelmesi için çalışma yapılması… 

Üsküdar Şemsi Paşa Camii’nde bu uygulama var ve çok güzel.  Daha öncesinde Diyanet benzer adımlar atmıştı. Tam anlamıyla ihtiyaçlara uygun verimli bir çalışma yapılmasını rica ediyorum. (BİR OKUR)