BAŞLIK gene uzun. Olsun, maksat derdimizi kısa yoldan anlatmak. Selim Sesler dostum anlamasa da, ya da işine gelmese de...
Neyse önce girişten başlayalım. Perşembe akşamı Saadet Partisi Bağcılar İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen Milli Gazete gecesine katıldım. Bu, Milli Gazete okurlarının buluşması, yazarlarının dertleşmesi, içten dökülmeleri toplantısı idi... Hasan abimiz ki, bu gazetenin kuruluşunda yer almış ve o ünlü “Yahudi Kongresi” başlığını atmış üstadımız da vardı. Neredeyse tepeden tırnağa oradaydık. Bir tek Ömer yoktu, sordum; aslan gibiymiş ama mazereti varmış...
Dertleştik, biz yazarlar eteklerimizdeki taşları kısa kısa da olsa döktük. Armağanlarımızı aldık ve gittik. Giderken de, okurlarımın benimle fotoğraf çektirmek için adeta yarıştığını görmek de beni ayrıca mutlu etti. Hele hele bir bayan okurun, “Benim idolümsünüz. Sizi okumaya başlayana kadar fanatik bir taraftardım, sizden sonra çok başka biçimde bakıyorum spora” sözleri, inanın bu yazıyı yazdığım sırada bile aklımda dolaşıyor. Bir gazeteci, bir yazar başka ne bekler ki Keşke hayatta olsalardı da, yine beni yanlarına oturtarak kendilerinden sonra ikinci konuşma sırasını bana tanısalardı. Kim mi Değerli hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan... Hıdiv Kasrı’nda böyle yapmıştı yıllar önce. Allah’ın rahmeti hep üstlerinde olsun! Nurlar içinde yatsın! Nice yıllara dostlar! Pardon unutuyordum; tıklım tıklım salonda aramızda oynayan, koşuşan çocuklar da ayrı bir özellik oluşturdu. Başka müesseselerin böyle bir gecesinde böyle bir aile ortamını bulamazsınız ki... Yani sıcacık ve biz bizeydik. Anneler, belki de ablalar, hatta anneannelerle...
Böyle olunca da Perşembe akşamı ekrana gelen maçları kaçırdık. Eve varır varmaz hemen bilgi toplamaya başladım. Burayı, maçları direkt izleyemediğim için kısa kısa geçeceğim.
Galatasaray, Arena’da Diyarbakır’a yenilmiş. Bu takımı daha dün bırakan değerli dostum Coşkun Demirbakan hazırlamıştı. İyi de yapmış. Maçı yazmaya oturmadan sabah banttan izledim. Ve de baktım ki, Kemal Belgin’in çok değil daha üç-dört gün önce yazdığı gibi Melo stoperdi. Eee, ne demiştik; Gökhan’la Veysel’i satmanın zamanı mıydı diye... Daha çok yanarsın Hamza kardeş! Melo’nun ön libero oynamayacağı her maç orta alanını da, onun önünü de riske sokar. Hele hele bir kanatta Olcan, diğerinde Bruma ile oynarsan daha da bir kızarırsın. Benden söylemesi! Bu maçın stratejik önemi yoktu ama ya yarın lig
Fenerbahçe, Armani’yi yoğura yoğura yenmiş. 11 sayı farkla... Normal. Şayet Obradoviç, zaman zaman kapris yapmazsa, yani ben büyük hocayım bu yanlışı da yaparım inadını göstermez bu takım kolayca final-four oynar... Sonra mı Vallahi sonrası her takım için meçhuldür.
Galatasaray, evinde 10 sayı farkla kaybetmiş. Yine iyi... Hem Arroyo, hem Ender’in olmadığı bir Galatasaray basketbol takımında oyun kuruculuğunu acaba, paraları aksatan başkan Yersuvat ve yönetimi mi yaptı Yazık!
Bizim dün yayınlanan yazı aslında bir gün rötarla sayfadaki yerini aldı. Sebebi de aniden tam sayfa bir ilanın bastırması... Biz yazarlar, biz gazeteciler için ilan denildi mi, boynumuz kıldan incedir. Çünkü ilan demek, gazetenin kanı, canı demektir. Yine bekleriz haaa...
İşte bu arada Beşiktaş’ın Adana’daki galibiyeti de güme gitti. Yok canım gider mi Biliç, bu maçı neredeyse tam kadro oynadı diyebiliriz. Temel direkleri hariç. Ama o bile yetti. Zaten Beşiktaş, Türkiye Kupası’nda yola devam edemeseydi ayıp olurdu. Sen hem ligde şampiyonluğa oyna, hem Avrupa Kupası’nda yoluna devam et, sonra bizim kupadan git. Şimdilik iddia sürüyor.
Bitti mi Hayır! Yine bir gazetenin kan taşıyan damarı olan tam sayfa ilan markajı sebebiyle iki bayan takımımızın önemli zaferlerini de yazmada rötar yaptık. Vakıfbank, 2-0 geriye düştüğü maçtan 3-2’lik galibiyetle çıktı. Galatasaraylı bayanlar da basketbolda iki uzatma devresi oynanan maçta güçlü rakibini yenmeyi başardı. Her iki takımı da izlerken son haftalarda bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum...
Son bir paragraf... Hafta içi özeti gibi oldu ama yazmadan da olmaz. Şu Atletico Madrid takımında gerçekten de bir numaralı oyuncu Arda... Bu takımda tek top tutan, takımın sahaya yerleşmesini sağlayan, en kontrollü oyuncu bizim Arda’mız... Barcelona karşısında ilk raundu 1-0 kaybettiler. Rövanş mı Golsüz bitse daha net yazardık ama...