Millî Gazete'yi okumayan Bakan

Abone Ol

Papa nın ziyareti vesilesiyle Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni sayın E. Özkök ün yazdığı yazı üzerine Dışişleri Bakanı Sayın A.Gül, Özkök ü arıyor. Aralarında geçen konuşmada Özkök, Millî Gazete nin yayımını ve tavrını hatırlatınca, Gül, "Millî Gazete yi okumadığını" söylüyor. Konuşmayı Özkök sütununa yansıtınca meselenin vechesi değişmiştir. Özkök ün, aralarında geçen konuşmayı yansıtıp yansıtmaması, bütünüyle kendi anlayışı ve basın ahlâkı kavrayışıyla bağlantılıdır. Dolayısıyla burada saded dışıdır. Fakat Dışişleri Bakanı nın sözü alenilik kazandığı için değerlendirmeye konu olacak bir niteliğe bürünmüştür. Konuyu iki yönden ele alıp irdelemek mümkündür.

1- Eğer Sayın Gül, Türkiye de yaşayan bir kimse olarak Millî Gazete yi okumadığını söylemiş olsaydı, ki buna hakkı vardır, herhangi bir mesele oluşturmayacaktı. Elbette Millî Gazete yöneticileri ve yazarları, velevki bir kişi bile olsa, böyle bir ifadeyi dikkate alarak, niçin ve nedenini araştırma durumunda olacaklar, olmaları da beklenebilirdi. Çünkü bir gazete, yayım ve izlediği politikalarının, yazarlar yazılarında dile getirdikleri görüşlerinin yaygınlık kazanmasını hedeflerler ve isterler. Kabul edilip edilmemesi bunu değiştirmez. Buna rağmen bir gazete ve o gazetenin çalışan ve yazarları, tek tek kişilere göre değil, belli bir ilke ve görüş, dünya görüşü doğrultusunda yayın politikası oluşturur ve buna uygun hareket ederler. Doğal olarak Millî Gazete nin oluşturduğu bir yayın politikası vardır. Burada yazı yazanlar da, kendi görüş ve değerlendirmeleriyle Millî Gazete nin yayın politikasını uyumlu bir düzeyde tutmak durumundadırlar. Bu hususta toptan değerlendirmeler çoğunlukla yanıltıcı olur.

2- Ne var ki, Sayın Gül bir partinin üyesidir, ama bu ülkenin, toplumun ve devletin verdiği yetkiyi kullanan hükümete mensuptur. Hükümet, Gül ün üyesi olduğu parti tarafından temsil edilmektedir, ancak sadece o partinin hükümeti değildir. Hükümet olarak, kendi partisinin programını uygulaması, devletin iktidar yetkisinin mutlak hakimi oldukları anlamına gelmez. Demokrasiyle totaliter rejimlerin ayrıştığı nokta buradadır. Demokraside, iktidarın kullanımı, totaliter rejimlerden tamamiyle farklı olarak, yerine göre sınırlandırılmış, yerine göre bölüştürülmüştür. Fakat bireyin maddî ve manevî varlığı, bunun korunması ve geliştirilmesi temel ilkedir. İşte burada basın ve basın özgürlüğü belirleyici bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Hükümetin üyesi olan bir bakan "x gazetesini okumuyorum", "y televizyonunu izlemiyorum" tarzında bir beyanda bulunduğunda, aslında o gazetenin de, o televizyonun da özgürlüğüne karşı tavır aldığını, dolayısıyla basın özgürlüğünü tanımadığını dile getirmiş olmaktadır. Burada kişisel bir seçimden, isteğine göre bir tercihten sözedilemez.

Kaldı ki, konumuz açısından Millî Gazete yayın politikasıyla, haber ve yorumuyla, eleştiri ve değerlendirmeleriyle kendine özgü bir yayın ortaya koymaktadır. Hükümet, dolayısıyla Dışişleri Bakanı, bu yayından, en azından haberdar olmak durumundadır, gerçek anlamda hükümet etme sorumluluğu bunu içermektedir ve gerektirmektedir. Millî Gazete yi okumadığını söylemesi açık bir zaafı, önyargısız olamadığını, gerçeği, hakikati aramak yerine keyfî isteğinin eğilimine uyduğunu ortaya koyan bir tutumu işaret etmektedir. Meselâ dışişlerinden sorumlu bir hükümet üyesi olarak Millî Gazete nin yazarı HasanÜnal ın, sözgelimi Kıbrıs ile ilgili değerlendirmelerine vakıf olması, herhalde faydasız olmayacaktı. Nitekim Sayın Gül ün okumadığını söylediği Millî Gazete de ileri sürülen görüşlerin, uyarı ve eleştirilerin haklılık payı açık seçik ortaya çıkmaktadır. Şu hatırlatmayı yapmanın da yeri olmalıdır. Millî Gazete de yazanların bir kısmı edebiyat ve sanat alanında ürün vermiş değerli kalemlerdir. Muhterem hanımefendi Afet Ilgaz böyledir, A. Haydar Haksal, M. Miyasoğlu, K. Eşfak Berki, İbrahim Tenekeci ve diğer kalemler de böyle. Gazete tecrübe yazarlığında M.Şevket Eygi, Ekrem Kızıltaş, İbrahim Balcı, Necdet Kutsal ve diğer çalışanlar elbette birer değerdirler. Bir başka önemli husus ise, Millî Gazete nin okuyucuları, izleyicileri bir değeri, bir ruhu yaşatma gayret ve sadakatini sürdüregelen ivazsız saygıya değer bir toplulukturlar.Bunları küçümsediğini sananlar kendilerini küçültürler vesselâm.