De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.” İsra Sûresi 81. ayet-i kerimesini şiar edinen bir Millî Gazete… Her gün en az üç dört yazısında; İslam esasları, siyer, hak-batıl mücadelesi ve Siyonizm gibi konuları ele alan bir Millî Gazete… 1973 yılından beri çeşitli yazarların kaleminden çıkan yazılar vesilesi ile Allah kelamını gündemde tutmaya gayret eden bir Millî Gazete…
Osmanlı’nın Siyonistler tarafından yıkıldığını, Siyonist İttihat Terakki zihniyetinin ülkemizin kurucu kadroları arasında yer aldığını, İsmet İnönü’nün Lozan sürecindeki başdanışmanı olan Yahudi hahambaşı Haim Nahum’un ülkemizi ve dinimizi yok etmek için kurguladığı doktrinini, ülkemizin kuruluş yıllarında atılan gayri İslami adımları hasılı kelam birçok sözde Müslüman’ın konuşmaya cesaret edemeyeceği “Kemalizm=Siyonizm” denklemini yüzlerce yazı ile gündemde tutan Millî Gazete…
Ezanlarımızın dahi cılız korkak bir tını ile okunduğu coğrafyamızda yaşayan tüm Müslümanlara, cihat şuurunu tekrar aşılayan Erbakan Hoca’mızın kurdurduğu bir Millî Gazete… Müslümanların merdiven altı hayatlara mahkûm edildiği dönemlerde, üstün gayreti ve Allah’ın yardımı ile Müslümanların tekrar ülke yönetimine hatta adil düzene talip bir ufka yükselmelerine vesilen Erbakan Hoca’mızın kurdurduğu bir Millî Gazete…
Ülkenin dört bir yanını ekonomik anlamda geliştirmek için İslam’ın iktisat ve cihat anlayışını net bir şekilde ortaya koyan ve Allah’ın yardımı ile ülkemiz insanlarına rahat bir nefes aldıran Erbakan Hoca’mızın kurdurduğu bir Millî Gazete… Dünyaya Siyonizm belasını her fırsatta tane tane anlatan, Siyonizm ile mücadele etmek için sivil toplumdan dünya çapında bir ordu kuran, koca koca İslam ülkelerini bir araya getirerek D-8 İslam Birliğini tasarlayan ve uygulayan muhterem Erbakan Hoca’mızın kurdurduğu bir Millî Gazete…
Dışarıdan kırk farklı deneme ile durdurulamayan ancak içten ihanet eden devşirmeler ile yolundan alıkonan Erbakan Hoca’mızın, son nefesine kadar sesi soluğu, en gür çıkan sedası olan bir Millî Gazete… Sözde kendilerini talebe diye tanımlamayan kibir abidelerinin, Hoca’mızı bunak, koltuk sevdalısı olarak itham ettiği dönemlerde; attığı adımı, aldığı nefesi, konuştuğu her şeyi kelimesi kelimesine manşetine taşıyan bir Millî Gazete… Allah’ın rızasını kazanmak için yıllar yılı koşanların, hocalarının izinde yiğitçe yaşayıp yiğit, şehitçe yaşayıp ölenlerin fikirlerini, sevdalarını, davalarını çağlara taşıyan bir Millî Gazete…
Cevat Akşit Hocamız gibi Erbakan Hoca’mıza medresede rahle arkadaşlığı yapmış, İsmail Hakkı Akkiraz Hocamız gibi yıllarca Millî Görüş cephesinin en ön saflarında cihat eden, Mahmut Toptaş, Ekrem Şama, Şakir Tarım hocalarımız gibi yıllarca nice Müslümanca yazı yetiştiren, Abdülaziz Kıranşal Hocamız gibi ümmetin yeni dönemde yüz akı sayılan ve daha nice kıymetli hocalarımızın mutad olarak yazmaya devam ettiği güzide bir eser Millî Gazete…
Bana bak yav, seni gidi sarı cübbeli demagog senii!
Eleştiren kim? Yukarıda özelliklerinin küçük bir kısmı sayılan bu güzide esere yani Millî Gazete’mize dil uzatma cüretini gösteren kim? Pembe Panjurlu Müslüman… Kalbi Makyajlı Müslüman… Bugün bir tane daha ekleyelim. Sarı cübbeli demagog… Demagoji yapan cübbe tüccarı anlamında kullanılabilir. Demagoji, laf cambazlığıdır. İnsanları hakikate değil de kurguladıklarına inandırmak için hitabetini güçlü bir silah gibi kullanmayı marifet sayan soytarıların en çok tercih ettiği “bilim” dalı… Bilir ama bilgi istemez. Hiçbir şey bilmene gerek yoktur. Bundan dolayı okuma yapmana da gerek yoktur. Sadece ikna kabiliyeti çok az kelime dağarcığı ve karaktersizlik kâfi… Hayat felsefesi okumamak olan bu cübbe tüccarlarının Millî Gazete’mizi okuyup feyz almış olması mümkün müdür? Tabii ki değildir.
Demagog kısmını anladık da bu sarı cübbe, cübbe tüccarı filan ne demek? Sarının bir esprisi yok. Bu ara meşhur bir ilahinin sarı cübbe vurgusundan kaynaklı ekledik. Asıl mesele cübbe ticaretinde… Tarihte farklı dönemlerde farklı şekillerde tezahür eden bu ticaret şeklinin yakın dönem açısından hayatımıza girişi 2001 yılını işaret etmektedir. Önceleri sadece cübbelere özgürlük şeklinde slogan atan bu insanlar, süreç içerisinde cübbeleri özgürleştirdiler. Yeni yeni cübbe üretim merkezleri kurdular. Farklı modellerde modern cübbeler ürettiler. Önceleri Allah’ın rızasını kazanmak gayesi ile doyarken, sonradan geçim kaynağı derdine düşerek bu işi ticarete çevirdiler. Cübbe satışı ile başladıkları yolda şu an camileri hatta Kâbe’yi satışa çıkaracak kıvama ulaştılar. Hatta ticarette kesmedi. Allah adına dolandırıcılık, sahtekârlık hatta ahlaksızlığı reva görmeye başladılar. En son “Allah için” diye başladıkları hiçbir cümle kalmadı diye duyduk… Sarı cübbeli demagoglar, yani modernist, kimliksiz, omurgasız sözde Müslüman profiline ithafen kullandığımız tanımlamalardan biri oldu. İyi oldu. Güzel oldu.
Konumuza dönecek olursak… Bunların ağa babalarının din kisvesi altında daha rahat tüccarlık, dolandırıcılık, ahlaksızlık yapabilmeleri adına farklı alanlarda fedailik, kahramanlık yapan piyonları oluyor. Ya talimat doğrultusunda ya da göze girmek için her türlü kirli propagandayı yapabilen ahlaksız bir kitle… Bunların kimi bürokrat olarak çıkıyor karşımıza… Kimi gazeteci, kimi sözde yazar, kimi medya mecralarında çeşitli görevlerde çıkıyor… Kimi akademisyen, ilim adamı olarak fedailiğe soyunuyor…
Millî Gazete’yi ağzınıza besmele ile alacaksınız!
Size selam durmayan terziyi, size göre tartmayan teraziyi, siz yönünden esmeyen karayeli, siz isteyince doğmayan güneşi ötekileştirmeye başladınız. Ayakta kalmak için milyonlarca düşman ürettiniz. Hak namına aldığınız kellelerden dağ tepe oldu. Milyonlarca insanı dinden imandan soğuttunuz. Binlerce genç bunlar Müslümansa, biz değiliz diyerek ateist-deist oldu. Bulaşmadığınız hiçbir pislik kalmadı. Hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık, fuhuş, uyuşturucu baronluğu, alkol tüketimi yok yok… Sizin döneminizde 240 yılda yaşanmayan Müslüman katliamı yapıldı dünya üzerinde… Dönüp bakmadınız. Gazze alev alev… İsrail’e füze yollamak yerine, Gazze halkına hicret öneriyorsunuz. Ahlaksızlığın kitabını yazdınız. “Madem cennete gidemeyeceğiz, cehennemi hak edelim o zaman Memati!” tadında bir hayat yaşıyorsunuz.
Bırak Millî Gazete’yi eleştirmeyi, dil uzatmayı… Besmele çekmeden, ağzınıza almayacaksınız! Millî Gazete; Kemalizm’in de, sosyalizmin de, Apoizm’in de, AKP Siyonizm’inin ne olduğunu çok çok iyi bilir. Siz gibi omurgasızlara mı kaldı Millî Gazete’nin farkındalığını ölçüp biçmek!
Kalın sağlıcakla sevgili sarı cübbeli demagoglar sizi gidi…