Milli Gazete?nin 43 Yılı

Abone Ol

Aradan Geçen Uzun Yıllar yakında çıkacak olan bir öykü

kitabımın adıdır bu. Bu kavram bende bir metafordur. Hayatımın bir metaforu.

Yıllar çok hızlı geçiyor ve biz bir yöne doğru istesek de istemesek de

evriliyoruz.

Milli Gazete nin henüz çıkmadığı yılları bilirim. Bize

ait bir gazetenin olmadığı, kimi gazeteler arasında gidip geldiğimiz yıllar.

Taşrada insanın kendi kendine yol bulması çok zor. Özellikle 1970 li yılların

başı. Bizim açımızdan böyle. Her şey el yordamıyla yürüyor. İnsanın yönünü

sağlıklı bulması, deyim yerindeyse rastlantılarla oluyor. Batıcı sağcılığın

Anadolu insanının üzerine çöreklendiği yıllar. Türkiye ortadan ikiye bölündüğü,

sağ ve sol... Sağcılığın siyasal merkezi Mason Süleyman Demirel. Nurcuların

nitelemesiyle Nurlu Süleyman yanıltmasının derin izleri ve etkileri var.

Nurcular, Euzubillahi minessiyase diyorlar. Bu, Siyasetin şerrinden Allah a

sığınırım anlamında. Görünürde siyasetin dışında gibi ama Demirel e sonuna

kadar destek veriyorlar.

İmam Hatip okulunda öğrenciyim. Okuma meraklısıyım. Elime

ne geçse okuyorum. Sağcılık belâsının başımızda olduğu günler. Bir öğretmenim

beni İslâm kitapevine götürdü, üstad Necip Fazıl ile üstad Seza Karakoç un

kitaplarını aldırdı. Biz kitapları seçerken, binanın üst katında MNP nin

toplantısı var. Hak yol İslâm yazacağız marşı söyleniyor. Sesler Elazığ ın

ana caddesinde yankılanıyor. Kulağımıza çalınan bu marş bizi çekiyor. O gün

için çıkmakta olan gazeteler var, kendimize yakın bulduğumuz. Onlara fahri

muhabirlik yapıyoruz bize kart çıkarıp göndermişler. O kartlarla kimi kamu

kurumlarına girip çıkıyoruz, maçlara da bedava giriyoruz. Bu gazetelerden biri

elimde, sosyal demokrat ve üzerimde çok emeği ve hakkı olan, beni İmam Hatip

Okulu na kaydeden velim, babamın dayısının oğlu Nurettin Hasköylü nün evine

hafta sonları evci olarak gidiyorum. Ondan iyi bir azar işitiyorum: Bir daha

bu gazetelerle evime gelme diyor.

Üstad Sezai Karakoç un Allah a İnanmak ve İnsanlık adlı

kitabı da elimin altında. İlk kez o kitapta sağ ve sol kavramlarının tanımını

öğreniyorum. Artık sağcı değilim, onlardan da uzak duruyorum. MNP kapanıyor,

sonra MSP kuruluyor. Partinin koridorlarındayım, gençlik kollarında görev

alıyorum. Hem İlim Yayma Cemiyeti adına, hem de MSP adına köylere, mahallelere

seminerlere gidiyoruz. Bu genç tıfıllar hatip olma yolundadırlar.

Milli Gazete çıkıyor, artık sağcı gazeteleri bırakıyorum.

Üstad Necip Fazıl, üstad Sezai Karakoç, Prof. Osman Turan, Hasan Aksay ve daha

nicelerinin yazarı olduğu gazete. İçer gibi okuyorum. Dayım Ankara ya

taşınmıştı artık.

Milli Gazete bir hikâye yarışması açmış, ben de Tıkırtı

adlı öykümle yarışmaya katıldım. Mansiyon aldım, öyküm gazetede yayımlandı.

Kanatlandım uçuyorum. Gazeteyi dolabımda sımsıkı saklıyorum.

Edebiyat ilgim çok kuvvetli, deli gibi okuyorum. Okul

kütüphanesinin kitapları yetmiyor kentin kitapçılarına dadanıyorum. Yolumu

bulmuşum, kendime güvenim tam. Edebiyat Dergisi Yayınları nı keşfediyorum.

Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Akif

İnan, Erdem Bayazıt ın kitaplarını alıyorum. Tercüman gazetesinin 1000 Temel

serisi çıkıyor, ne çıkıyorsa alıyorum.

Milli Gazete yi satır satır okuyorum. Bakıyorum ki tam 43

yıl geçmiş ve biz bu gazetenin yazarları arasındayız. Takdir bu. Güzel bir

yolculuk. Milli Gazete nin bizim hayatımızda özel bir yeri var. Bu gazeteden

kimler geldi kimler geçti.