Millî Gazete'mize olan bağlılığımız ve sahiplenme duygumuz...

Abone Ol

Talha Kayaoğulları...

Saadet Partisi Aydın/Bozdoğan İlçe Başkanı...

Geçen gün Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mustafa Erduran'ı ağırladı, ilçede.

Mustafa Erduran’ın katılımıyla Aydın/Bozdoğan İlçe Divan Toplantısı gerçekleştirildi.

Programın ardından teşkilat mensupları Millî Gazete’mizle hatıra fotoğrafı çektirdiler. Çok hoş bir fotoğraf...

Talha Bey bir de not düşmüş;

* “Bu fotoğraf, bizim Millî Gazete’mize olan bağlılığımızı ve sahiplenme duygumuzu yansıtan bir fotoğraf karesidir...”

Çok içten, samimi ve duygu yüklü kelimeler…

***

Talha Kayaoğulları Aydın/Bozdoğan'da esnaf.

Gıda üzerine ticaret yapıyor.

Bölgedeki tarımsal ve yerel sorunları gündeme getiren bir siyasetçi...

Bir ara Bozdoğan’da patates üreticilerinin sorunlarını gündeme taşıdı. Patates tarlasında çektiği video ile patatesi tarlada kalan Bozdoğanlı çiftçinin sorunlarına dikkat çekti. "Çiftçiyi görmezden gelen bir ekonomi, geleceğini ipotek altına alır" değerlendirmesi Kayaoğulları’na ait.

***

Önemli bir özelliğini de bu vesile ile buradan duyurayım Talha Bey’in; geçen mahalli seçimlerde Bozdoğan'da Saadet Partisi'nin belediye başkan adayı oldu ve bu ilçedeki Saadet Partisi’nin oylarını iki kat artırdı.

O dönem bu köşede konuyla ilgili bir yazı kaleme almıştım…

"Bazen 1 kişiye, bazen 2 kişiye, bazen daha kalabalıklara Millî Görüş belediyeciliğini anlattım. Yılgınlık yok!.." sözleri bu genç Saadetli Başkan'a ait...

Hayırlara vesile olsun…

SÖMÜRGE DEVLETTEN İSPANYOLLARA ŞOK!

Yıl, 1982...

İki yıl önce, 12 Eylül 1980 tarihinde memleketimizde bir askeri darbe olmuştu ve darbe atmosferi tüm kurum ve kurumlarda iliklere kadar hâlâ hissediliyordu.

İmam Hatip Lisesi 5. yıl… Yani lise 2. sınıftayım.

Bir devlet yurdu olan, 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, bir daha da her nedense açıl(a)mayan Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı -zeki ama yoksul Anadolu çocuklarının barındığı- vakıf öğrenci yurdunda kalıyorum.

O yıllar Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün öğrencileri teşvik edici bir uygulaması vardı; başarılı öğrencileri 15 gün tatil kampına gönderiyordu.

1982 yazında bu tatil kampına gönderilen öğrencilerden biri de bendim.

Başarılı çalışmaları ile o yıllarda göz dolduran ve sevilen, bizlere adeta hem ağabeylik yapan hem de koruyan kollayan yurt müdürümüz Kadir Akarkaya, “Hazırlan, tatil kampına gidiyorsun…” dediğinde kalbim şöyle bir çıtı pıtı atmıştı…

Üç öğrenci Tekirdağ Marmara Ereğlisi'nde şirin bir koyda bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğü kampına gittik... 2 kişilik bungalovlar bizi bekliyordu...

Okullar tatil olduktan hemen sonraydı; uzun süre geçti, Haziran ya da Temmuz ayıydı sanki...

Aradan 44 sene geçmesine karşın hiç unutmuyorum, dediğim gibi kamuda, dolayısıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde de yönetim askerlerde olduğu için kamp doktorumuz emekli bir subaydı... Bermuda bir şortla, önünde tuğla kalınlığında tıp kitapları ile rahatsızlanan öğrencileri muayene ederdi…

Unutamadığım bir şey daha vardı; 1982 Dünya Kupası’nı izlemek zorunda kalmıştık, tatil kampında. Özellikle akşamları… Maradona'nın, Zidane'ın, Boniek'in, Zico’nun, Dino Zoff’un, Platini’nin, Rossi'nin, Rummennigge kardeşlerin çok konuşulduğu bir şampiyona idi, 1982 Dünya Futbol Şampiyonası...

TRT’de maçı anlatan spikerin, "Maradona aldı, Maradona yerde..." cümlesi sık tekrar ettiği bir replik haline gelmişti…

Neyse...

***

Şimdi... 2026 Dünya Kupası’na gelince…

Bizim çocuklar, A Millilerimiz de şampiyonada olduğu için, göz ucuyla da olsa arada bakıyorum maçlara…

Yeşil Burun Adaları diye bir devlet varmış! Portekiz sömürgesi…

Hiç duymamıştım!

İspanya karşısında öyle bir oyun oynadılar ki...

Maç berabere, 0-0 bitti.

Spor yorumcusu değilim ama bu sonuç şampiyonalara alışık olan İspanyollar için tam bir şoktu!

Öyle ki, Lamine Yamal bile kurtaramadı İspanya'yı...

Bu skoru görünce 2026 Dünya Kupası sürprizlerle dolu bir şampiyona olacak gibi geldi bana.

Bilmem siz ne dersiniz!

BU NASIL BİR DÜŞMANLIK?

FIFA 2026 Dünya Kupası, bir spor etkinliği…

Diğer ülkelerin federasyon başkanları gibi Filistin Futbol Federasyonu Başkanı Cibril er-Racub da bu spor etkinliğini izlemek istedi ama izleyemedi!

Neden peki? Gerekçe ne?

Filistin Futbol Federasyonu Başkanı, FIFA 2026 Dünya Kupası'na katılmak için ABD'den vize alamadı da ondan!

Bu adamlar haydut, bu adamlar terörist, bu adamların başında olan kişi de Sarı Kovboy!

Bir spor etkinliğinde bu ayrımcılık, bu ötekileştirme, bu kutuplaştırma neden?

Böyle bir yetki, ABD’nin inisiyatifine bırakılmamalı, diyoruz ama bunu sağlayacak olan bir makam, mevki var mı?

Maalesef yok!

“Ey ABD, sen nasıl bir federasyon başkanının ülkendeki spor etkinliğini izlemesini engelliyorsun, hangi hakla ve hangi akılla vize vermiyorsun?” diyebilen bir makam var mı?

UEFA mı?

FIFA mı?

Güldürmeyin lütfen!

Bu kurumların tümü emperyalizmin, Siyonizm’in kontrolünde…

O soruları tekrarlayalım;

* Filistinli başkana ABD neden vize vermedi?

* Biz bu düşmanlığın adını koyamadık, sahi ne koyalım bu zulmün adını?

* Aslında bu zulmün adı belli; küfür tek millettir!

* Bunların cibilliyeti başından bu yana problemli; Kızılderilileri yok eden, Gazze’ye soykırım uygulayan, dünyanın dört bir yanında darbeler planlayan, değerli madenlere el koyan ve sömüren bunlar ve yancıları değil mi?

* Peki, ama nerede insan hakları?

* Peki, ama nerede anlı şanlı uluslararası kuruluşlar?

* Peki, ama nerede bu yasakçı zihniyete bir dur diyecek yetkili makam?

* Peki, ama bu yasağın bir müeyyidesi, yaptırımı olmamalı mı?

* Bu yasağı koyanlar hesap vermeli ama nereye?

* Bir spor etkinliğinin takip edilmesinde keyfiyet söz konusu olabilir mi? Olmamalı!

* Bu yasakla ilgili şu ana kadar ABD makamlarından herhangi bir açıklama yapıldı mı? Yapıldı da biz mi duymadık!

* Haydi Sarı Kovboy! İş başına! “Nobel Barış Ödülü’nü ben almalıyım!” diyorsun da bu yasak neyin nesi peki? Açıkla da görelim!