Önceki gün rahmet-i Rahman’a kavuşan Necati Molder… Molder, tam bir Hak âşığı, Milli Görüş eri, Millî Gazete sevdalısı ve Erbakan Hocamızın en yakın yol arkadaşlarındandı...
* Molder ailesi, Millî Gazete’den kestiği parçalarla mahalle toplantısı yapar gibi sohbetler gerçekleştirdi.
* Necati Molder’in şu cümlesini kesip en görünen yere asmalı: “Millî Gazetemiz çok önemli, onu yaşatmamız lazım, her yerde tanıtıp okuyucu bulmamız lazım.”
* 97 yaşındaki Necati Molder, Necmettin Erbakan Hocamızın Odalar Birliği (TOBB) başkanlığı zamanından beri takipçisi, destekçisiydi. İyi bir teşkilatçıydı. Erbakan Hoca’nın kurduğu bütün partilerin çalışmalarında yer aldı.
* Maaile Dergisi’nden Elif Tınbek’e konuşan merhum Necati Molder şunları ifade etmişti: “Erbakan Hoca bir keresinde, Eyüp’e yemeğe gelmişti. Ben evdeydim. Benim orada bulunmadığımı görünce de “Nerede Necati?” demiş. Arkadaşlar gelip beni apar topar evden aldılar. Ve Hocamız ben gelmeden yemeğine dokunmamıştı. Bu hadiseyi hiç unutamam.”
* Necati Molder’in eşi Gönül Molder anlattı: “Milli Selamet Partisi (MSP) kapandığı zaman, gece yarısı asker ve polis beraberce kapıyı çaldılar. Heyecanla kalktık, “Ne oluyor?” diye. Alıp götürecekler diye çok korkmuştum o zaman. Ama Necati Bey’i almadılar. Sadece ev hapsi verdiler. Tabiî ki partilerin kapanma dönemlerinde bizim de hayatımız etkileniyordu. Ama Erbakan Hocamızın şu sözü bize ışık oluyordu: “Abdestiniz bozulursa ne yaparsınız, gider yeni bir abdest alırsınız…”
***
Milli Görüş davasına büyük hizmetleri geçen Necati Molder’e rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun…
YUSUF TEKİN’DEN VEDA MESAJI
Kimilerine göre, Milli Eğitim’de o hep “Gölge Bakan”dı. Yine kimilerine göre, bakanlıkta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eli ve kulağı idi… Hiç kuşku yok; bakanlıkta derin izler bıraktı; 2013 Mayıs’ından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlığı gibi oldukça kritik bir mevkide görev yapan Doç. Dr. Yusuf Tekin, bir veda mesajı yayınladı. Duygusal cümleler var…
Tekin’in veda mesajından bazı satırları buraya almak istiyorum:
* “Değerli mesai arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanımızın takdir ve onaylarıyla 29 Mayıs 2013 tarihinde şahsıma tevdi edilen Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı görevinden bugün (25 Temmuz 2018) itibarıyla ayrılmış bulunuyorum.”
* “Evet, geride-ardımızda koca bir beş yıl bıraktık. Saatini, gününü, haftasını, ayını, yılını ve yıllarını derken... Her anını ilmek ilmek ördüğümüz bütün bu süreçte, yanlışlarımızı ilga ederek, doğrularımızı ihya ederek ve bize aydınlık yarınların muştusunu ima eden her yeniliği inşa ederek yol almaya çalıştık. Birlikte olmanın hazzıyla, beraber yürümenin özgüveniyle, bir olmanın gücüyle uzun mesafeler kat ettik, büyük engeller aştık.”
* “Hatırlayarak, ahde vefa göstererek, hakkını vererek, neşesini yaşayıp tasasına sahip çıkarak ve belki yorularak yoğrulduk. Yıkılmanın izzetini bilerek ayakta durduk. Yenilmenin hikmetini fehmederek nice kutlu yengiler kazandık.”
* “Yok olmanın şerefine talip olarak var olmanın şükrünü idrak ettik. Kendi ücrasına çekilen bir alçak gönüllülüğü kuşanarak haksızlık karşısında susmayan eylemli şarkılar terennüm ettik.”
* “Halkımız için ve hak üzerine söylendiğine inandığımız bu şarkımızı bugün yeni sahiplerine emanet ediyoruz. Gönül rahatlığıyla ve büyük bir iç huzuruyla…”
* “Evet, dışarıda bıraktığı, içine almadığı ne çok şey var sözcüklerin. İyiyim desem; siz değerli dostlarımdan uzaklaşmanın derin acısı ile doluyorum. Kötüyüm desem, gönlümün inşirahını artırmaya vesile olan aziz hatıranıza haksızlık etmiş olmaktan endişe duyuyorum.”
* “Toprağa ölçüsüz basmanın bile zalimlik olduğunu salık veren bir inancın mensubu olarak, sizlerle uzun ve belki zaman zaman hüznü de içinde barındıran geniş ve derin bir hukukumuz oldu.”
***
Doç. Dr. Yusuf Tekin’in bundan sonra da önemli görevlerde kritik hizmetlere imza atacağına inanıyorum…
ŞEKER FABRİKASI KAPATILAN İLDEN YÜKSELEN FERYAT!
Bir şeker fabrikamız kalmıştı, o da özelleşti ve satıldı, inşallah diğer fabrikalarımızın akıbetlerine uğramazlar.
Bir zamanlar iplik fabrikamız, ayakkabı fabrikamız vs. vardı, leylek kuşa döndürdüler sonra da yok ettiler. Onlarca dönüm arazi üzerinde kurulan ve üç vardiya halinde çalışan iplik fabrikamız şehrimize bir canlılık katıyordu, insanlar mutlu ve şendi. Keza lojmanlarında çocukların şen sesleri vardı. Satıldı ve bir zaman sonra da kapıları kilitlendi, makineleri sustu, lambaları söndü…
Şimdi son olarak kalan şeker fabrikamız da satıldı... Şehir halkı olarak ne kazandık, yine mi nüfusumuz küçülecek!..
Şehir halkı olarak neden hep kaybediyoruz.
Başka şehirlerde hiç bu kadar çok cadde ve sokaklara yayılan çay ocakları yoktur. Bu da işsizliğin alameti değil midir? Başka şehirlere de yeten, keza ovalarında Türkiye’nin en fazla tatlandırıcı özelliğine sahip şeker pancarı tarlalarımız var. Hiç değilse ilimizde kalan bu son fabrikamız da özelleşmemeliydi, elemanlarını dağılmanın, yerine daha büyük pancar kesim makineleri gelseydi, genç insanlar daha çok istihdam edilecekti ve bu şehir daha cazip bir hale gelecekti…
Çareler tükenmeden, o insanlar göç etmeden, alınacak yeni elemanlarıyla birlikte bu garip şehrin yüzünü yeniden güldürelim, canlandıralım. (Mustafa Ceyhun-Erzincan)