Ramazan, feyiz ve bereket yüklü bir ay. Sahur, iftar, teravih, mukabele gibi kendine has ibadetleri var. İttihada, kardeşliğe, dayanışmaya, huzur ve barışa davet eden ibadetler bunlar.
Millî Gazete yönetimi de yazar ve gazetenin mutfağında çalışanlarını bir araya getiren bir iftar programı düzenledi. Tarihî mekânlardan Eyüp Sultan Konağı’nda. Program baştan sona aile bireylerinde olması istenen sıcak ve samimi bir atmosferde geçti.
19. yüzyılın başlarına ait olduğu söylenen bu konağın kimin tarafından yaptırıldığı belli değil. Maruz kaldığı bir yangında mezbelelik haline gelmiş. Refah Partili belediye döneminde restore edilerek halkın istifadesine sunulmuş. Programda Eyüp Sultan İlme Hizmet Vakfı Başkanı Mustafa Çelik Hoca ile de tanışma fırsatı buldum.
Yemek salonunun protokol bölümündeki levhada Farsça şu ibare yer alıyordu: “Aynada yüzüne bakıp durma! / Problemlerin çözümü için kalp sahibi birini ara!”
Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş programın amacı ve Millî Gazete’yle ilgili olarak şunları anlattı: “Sizler Millî Gazete’nin omurgasını oluşturuyor, çok önemli bir görev yapıyorsunuz. Millî Gazete bildiğimizden daha etkili ve mesajı toplumda karşılığı olan bir gazete. Vücuttaki damar ve sinir sistemi gibi! 43 yıldır çizgisinden sapmadı.”
YAZARLAR SOHBET HALİNDE
Emekli Müftü M. Hamdi Güner, Nedim Odabaş, İbrahim Veli programa ilk gelenler arasındaydı. Hal hatırdan sonra koyu bir muhabbete başladık. Konu elbette Millî Gazete’ydi.
Programa katılan Mahmut Toptaş Hoca şu anekdotu anlattı: Mahir İz Hoca Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nü ziyarete geliyor. Fakat Müdür Veli Ertan o gün okulda değil. Girişteki levhada Mehmet Akif’in şu beyti yazılı: “Allah’a dayan, sâye sarıl, hikmete râm ol, / Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.” Diyor ki; bir ilim ve irfan yuvasında böyle büyük hata yapılmamalı. Ben Akif’ten dinledim. “Hikmete” değil, “hükmüne râm ol” şeklinde telâffuz etti. Osmanlıcada bu iki kelimenin birbirine çok yakın bir yazılışı var. Çoğunluk bu beyti o mermerde yazılı olduğu şekliyle biliyor.
***
Ekrem Şama Bey, iftar saati yaklaşırken oruçlulara biraz tebessüm ettirmek istedi: Uyanık bir Karadenizli, uyanık geçinen başka biriyle aynı sofraya oturur ve şöyle der: “Hamsinin kılçıkları kafayı iyi çalıştırır.” Karşısındaki, “Öyleyse, kılçıklarını ben yiyeyim” der. Karadenizlinin karnı doymuş, diğeri ise yemekten bir şey anlamamıştır. Bu şaşkınlık içinde der ki: “Siz beni kandırıyor musunuz yoksa ” Karadenizli cevabı yapıştırır: “Bak, nasıl da kafanız çalışmaya başladı.”
***
Millî Gazete Genel Müdürü Ömer Yüksel Özek misafirlerinin bardaklarına su koyarken nezaketen, “Arkadaşlar, soğuk mu, ılık mı istersiniz ” diye sordu. Ekrem Şama bu soruya, suyu soğuk içmeyi seven Erbakan Hoca üzerinden cevapladı: “Vücudun hangisini istiyorsa o şekilde iç.”
FİKİR ALIŞ-VERİŞİ BAŞLIYOR
Yemekten sonra, Millî Gazete’nin Milsan Basın Sanayi A.Ş. Adına Sahibi ve Genel Müdürü Ömer Yüksel Özek, misafirlerine “Hoş geldiniz” dedikten sonra, “Bugün fazla konuşmayacağım, sizleri dinlemek için buradayım” diyerek yazarlara tek tek söz verdi.
Programda, 1973’ten beri gazeteye emek veren ve herkesin “Üstat” diye hitap ettiği Abdülkadir Türker’in, bu unvanı alma sebebini kendisinden dinledik: Fatih İmam Hatip Okulu’nda okurken kimya dersi öğretmenimiz, “103. Elementin adı nedir ” sorusunu yöneltti. Kimsenin bilemediği bu yeni keşfedilmiş elementin adını ben söyleyince dedi ki: “İşte geleceğin araştırmacısı, profesörü, üstadı bir arkadaşınız.” Bu sebeple, beni tanıyanlar bu unvanı kullanmaya başladı.
***
Yazı İşleri Müdürü Ercan Özcan, Millî Gazete’nin tirajının büyük imkânlarla desteklenen hükümet yanlısı gazetelerden daha iyi durumda, olduğunu söyledi.
İsmail Kıllıoğlu ise, “Millî Gazete’nin pek çok badireleri aşarak bugüne ulaşması ve çizgisini koruması en takdir edilecek özelliğidir” ifadesini kullandı.
Diğer yazarlar da özgürce düşüncelerini ortaya koydular.
Millî Gazete, yayın hayatı boyunca hakkın gür sesi oldu, mazlum ve mağdurların yanında yer aldı. Bu düşünceyi ete kemiğe büründürüp model çalışma haline getiren Milî Görüş hareketinin yanında yer aldı. Pek çok gazete, esen rüzgârlar karşısında savrulup konjonktüre esir olurken; Millî Gazete ilk günkü mesajından taviz vermedi, ilk günkü heyecanını korudu.
Peki, bunun sebebi neydi Çünkü Millî Gazete kâinat çapında bir inancın kadim değerlerini ölçü alıyor ve bu anlayışla yayın hayatını sürdürüyordu.
Cetveli doğru olduğu için, çizgisi de doğruydu.