Millî Gazete, Milli Kültür, Milli Sanat?

Abone Ol

Dokuz yıldır yazarı olarak Milli Gazete nin doğum

yıldönümü heyecanlarına ortak oluyorum.

2005 yılı Haziran ından bu yana haftalık yazılarımla

buradayım. Dokuz yıllık keyfi bir süreç. Çok şükür, yazılarımı aksatmamak için

elimden gelen gayreti gösterdim. Mazeretsiz olarak da hiç aksatmadım. Hatta

mazeretli bile

Yüzlerce yazı, binlerce hatıra, milyonlarca umut

Milli Gazete yazarı olmadan önce ben de pek çok üstadım

ve kardeşim gibi Milli Gazete okuruydum. Gazetemin oluşturduğu geleneğin

bilincini bir okur olarak uzun yıllar yaşadım, yaşattım.

Daha önce de düzensiz olarak kalemim görülmüştü Milli

Gazete de. Fakat 5 Haziran 2005 te muvakkat yazılar yazmaya başladığımda, hangi

dünyanın temsil elbisesini kuşandığımı gayet bilinçli bir tercihle seçmiş

oluyordum.

Bir kültür sanat sayfası yazarıydım ben ve Milli Gazete,

milli kültür ve milli sanat demekti benim için

Milli kültür, ama daha önce klişe olarak var olan milli

kültür değil bu. Ulusallaşma süreci sonrası coğrafyamızda özürlü bir algı ile

beliren ve doğal olarak yanlış bir ad olarak görünürlük sahasına çıkan milli

kültür değildi bizim dilimizi emanet ettiğimiz. Elbette daha keskin, daha

ayrıntılı, daha somut, daha köklü bir öğretinin sızısını taşıyorduk ruhumuzda.

İslâm olanın, Müslim olanın şarkısını söylüyordu kalbimiz

Milli sanat da öyle. Milliyetçi sanat ın bataklığına

düşecek değildik ya Kur an ın sağlam fiil, güzel iş, iyi amel için kullandığı

sanae den beslenmek dışındaki kaynaklar bizim için tabii ki geçersizdi. Teslim

olanın selim aklını taşıyorduk nihayet

Bu bilinçle donanmış insanların yeri ve yurduydu Milli

Gazete. Bunun tavizsiz realizmini yaşıyor ve yaşatıyordu burada hayat bulan

diri zihniyet.

Şuur la menşe bağı olan bir şair ve sâni-i hakikinin

diline kulak kesilmiş bir sanatçı olarak Milli Gazete den başka yerde

yazamazdım

Bir insan ömrü için uzun sayılabilecek bir zamandan beri

buradayım, evet. Hakk ın yanında oldum, hakikatin emrine girdim. Bu yolda

olanlara ve onların eserlerine göz kesildim, kulak kesildim, kalem kesildim

Çok şükür, Milli Gazete de yazdıklarımız daima yankı

buldu. Bu anlamda gazetemiz okurlarından aldığımız tepkiler genellikle olumlu

oldu.

Çok şükür, gâvurluk kırbacını sallayanların hedef

tahtasına uğradığımız da vakidir zaman zaman. Olmaması ayıp olurdu. 

Milli Gazete nin, milli kültürün ve milli sanatın varlığı

biraz da onlar için değil miydi Merkeze aldığımız ve neferi olduğumuz öğreti

onların karanlığına da güneş olmayacak mıydı

Ellerde iksir değil miydi Milli Gazete; yaşatmak için

yaşayan bir mihenk taşı

Nice yıllara diyorum, nice başarılara