Türkiye’de çalışma hayatının önemli bir parçası olan ve kamunun her alanında faaliyet gösteren kamu işçileri son yıllarda yaşanan ekonomik istikrarsızlık, alım gücünün düşmesi reel enflasyon verileri ile TÜİK verilerine göre beklentileri karşılayamaması gibi temel unsurlarından kaynaklı maddi olarak ciddi kayıplar yaşıyor. Kamu Çalışanları Platformu ve Kamu İşçi Platformları Birliği Genel Başkanı Hüseyin Kahraman, kamu işçisinin sorunlarını ve taleplerini Millî Gazete’ye anlattı.

“TOPLU SÖZLEŞME TARİHLERİNDEKİ FARKLILIK KAYIPLARA NEDEN OLUYOR”

Kamu kurumunda işçiler ile farklı tarihlerde toplu sözleşme yapılması nedeniyle, işçilerin ücretlerine farklı enflasyon farkının yansıtıldığını belirten Kahraman, “2017 yılından Kamu Çerçeve Protokolü’ne 7,madde olarak yazılan (Tüm sözleşme tarihleri aynı aylara denk gelecek şekilde düzenlenecektir) ibaresi olmasına rağmen 4 sözleşme ile 8 yıl geçmesine rağmen herhangi bir düzenleme olmamış ve ücret bakımından kamu işçileri farklı enflasyon ücretleri yansımıştır.

“TOPLU SÖZLEŞME TARİHLERİ AYNI ANDA YAPILMALIDIR”

6356 sayılı sendikalar ve toplu sözleşme kanunu Madde 35’in 2. fıkrasında belirtilen (Toplu iş sözleşmesi en az bir en çok üç yıl süreli olarak yapılabilir) buna istinaden tüm sözleşme tarihleri aynı aylara denk gelecek şekilde bir düzenleme yapılması için kanuni hükümler uygun ve yasal prosedür olarak tüm sözleşmelerin tamamı Ocak ayına denk gelecek şekilde olacak ise Mart ayında biten kamu kurumlarına 22 aylık olacak şekilde düzenlenmesi yada tamamı Mart ayında olacak ise Ocak ayı sözleşmesi biten kurumların 26 ay olarak sözleşme imzalanarak tüm kamu toplu sözleşmeleri aynı aylarda olacak ve farklı enflasyon oranları ücret dengesizliğini ortadan kaldırmak mümkündür” şeklinde konuştu.

“EŞEL MOBİL SİSTEMİ YENİDEN ÇALIŞTIRILMALIDIR”

İşçilerin kayıplarını karşılayan Eşel Mobil Sistemi’nin yeniden çalışma hayatına kazandırılması gerektiğini söyleyen Kahraman, “Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın hükümeti döneminde 18 ay boyunca uygulanan 1997 yılının ikinci yarısı ve 1998 yılı boyunca uygulanan eşel mobil sistemi emeği koruyan bir sistemdir. Eşel Mobil Sistemi, maaş, ücret veya gelirlerin, enflasyon gibi ekonomik göstergelere göre otomatik olarak artırılmasını sağlayan bir sistemdir. Amaç, enflasyon yüzünden işçinin alım gücünün düşmesini önlemek. Yani fiyatlar artınca, maaşlar da aynı oranda artırılır. Böylece insanlar aynı ürünleri alabilecek gücü korur.

“EŞED MOBİL İŞÇİYİ ENFLASYONA KARŞI KORUYAN BİR SİSTEMDİR”

Enflasyon belli bir oranın üzerine çıktığında, maaşlar da bu oran kadar artırılır. Örneğin, yııllık enflasyon yüzde 20 çıkarsa, maaşlara da yüzde 20 zam yapılır. Alım gücünü korur. Enflasyona karşı çalışanı korur. Sosyal adalet sağlar” ifadelerini kullandı.

“AĞIR VERGİLER İŞÇİLERİN SIRTINDA YÜK”

Kamu işçisinin üzerindeki en büyük yükün yüksek vergi dilimleri olduğunun altını çizen Kahraman, “2012 yılında gelir vergisi ilk dilim oranı asgarî ücret brüt tutarının yüzde 11,28 katı iken, 2025 yılı ve itibariyle asgarî ücret brüt tutarının yüzde 5,5 katı olarak uygulanmaktadır. Her ne kadar asgarî ücret tutarında vergi istisnası uygulanmış olsa da yeniden değerleme oranı bazında artış gösteren vergi dilimi oranları Kamu çalışanlarının ağır vergi yükü ile karşı karşıya kalmasına sebep olmuş olup, vergi dilim oranları yeniden belirlenmelidir.

“KAMU ÇALIŞANLARININ VERGİ DİLİMİ YÜZDE 15’TE SABİTLENMELİDİR”

Gelir vergisi yüzde 27 olan bir kamu işçisi, beslenme, barınma, gibi Temel ihtiyaç maddeleri harici yüzde 42 oranında aylık vergi ödenmektedir. Vergide adaleti sağlayabilmek, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınabilmesi için kamu çalışanları için vergi dilimi yüzde 15’de sabitlenmelidir. Ya da yüzde 15’i aşan kısmın işveren tarafından karşılanmasını elzemdir” dedi.

“AİLE YAPISI KORUNMALIDIR”

696 sayılı KHK ile kadroya alınan 4-D'li kamu işçilerinin özlük hakları mağduriyetinin önemli bir parçası olan tayin hakkının aile bütünlüğünü tehdit ettiğinin altını çizen Kahraman, “Aile bütünlüğünün korunarak tayin hakkı düzenlenmelidir. Farklı illerde eşinden ve aile fertlerinden ayrı yaşayan ailelerin bozulan psikolojik aile yapısının yeniden sağlanması, eğitim öğretim ve gerekse de aile bütünlüğünün korunması ailelerin hem ekonomik hem de sosyal çöküntüden kurtulması sağlanmalıdır.

“MESLEK KODU GÜNCELLEMESİ YAPILMALIDIR”

Öte yandan kamu işçilerinden (696 KHK+İŞKUR) mali külfeti olmayan, yıllarca fiilen yapılan işe uygun personelin bir defaya mahsus ‘Meslek Kodu’ güncellenmesi mağduriyetin son bulması çok kıymetlidir” diye konuştu.

“SENDİKA AİDATLARINDA ÜST SINIR DÜZENLEMESİNE GİDİLMELİDİR”

Sendika aidatlarında da düzenlemeye gidilmesi çağrısında bulunan Kahraman, şunları söyledi: “6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda yer alan 18. Madde de, ‘Üyelik aidatının miktarı kuruluşların tüzüklerinde belirtilen usul ve esaslara göre genel kurul tarafından belirlenir’ denmektedir. Günümüzde ise ödenti diye bildiğimiz sendika aidatları aylık olarak brüt, 1 günlük yevmiye ve yevmiyenin yüzde 70-80 gibi oranları uygulamaktadır. Ancak ‘günlük 1 yevmiye’ kesilmesi, ayda 1 gün yetkili sendikaya çalışmak demektir, bir düzenleme yapılması,yasal olarak üst sınır uygulaması getirilerek net yevmiyenin 100/1’i kadar olmalı, sendikalar ek kazanç kapısı haline dönüşmemelidir.”

Muhabir: Ahmet Sesli