Meclis’te kurulan bir komisyonun tutanaklarının 10 yıl boyunca gizli tutulacağı açıklandı. Yani milletin seçtiği vekillerin, millet adına konuştuğu konular, milletin kendisinden saklanacak. Daha çarpıcı olan ise, bu bilgilerin dolaylı yollardan PKK’nın, yabancı istihbarat servislerinin, hatta küresel güçlerin masasına ulaşma ihtimalinin çok yüksek olması.
Peki, soruyorum:
Milletin Meclisi’nde konuşulanlar, milletin öğrenemeyeceği bir “sır” haline gelirse, o Meclis kimin Meclisi olur?
Milletten gizlenen hakikat, kimin işine yarar?
Gizlilik mi, Gölge mi?
Elbette her devletin saklaması gereken stratejik bilgiler vardır. Askerî operasyon planları, anlık istihbarat bilgileri, diplomatik görüşmelerin kritik safhaları… Bunların gizliliği anlaşılır. Ancak bir komisyonun 10 yıl boyunca tüm tutanaklarının kapalı kalması, güvenlikten çok, “hesap vermekten kaçış” görüntüsü verir.
Üstelik 10 yıl sonra o günkü yanlışlar, hatalı kararlar ya da sorgulanması gereken adımlar, tarihin sisli raflarına kaldırılmış olacak. Sorumlular çoktan değişmiş, bazısı hayatta bile olmayacak. O zaman da hesap sorulamayacak.
Milletin Hafızası Karartılamaz
Bu millet, yakın tarihte 15 Temmuz gecesi kendi canıyla, kanıyla, tankların önünde durdu. Devletin bekası için canını veren bu insanlara, “Sen bunları bilme” demek, onlara güvenmemek anlamına gelir.
Daha da ötesi, böyle bir yaklaşım, vatandaş ile devlet arasında güven duvarı yerine bir şüphe duvarı örer.
PKK’ya Açık, Millete Kapalı Olmaz
Gerçek şu ki, yabancı basın, uluslararası raporlar, terör örgütleri, hatta bazı yabancı büyükelçilikler, ülkemizdeki kritik gelişmeleri anında öğrenebiliyor. Fakat bu ülkenin kendi vatandaşına “bilgi karartması” uygulanıyor. Bu mantık, ne güvenlik teorileriyle, ne demokrasi anlayışıyla, ne de milli onurla bağdaşır.
Milletin İradesi Üzerinde Gölge
Milletin bilmediği ama millet düşmanlarının bildiği bir gerçeğin bu ülkeye faydası olmaz. Tam tersine, halkın bilgilendirilmediği her mesele, manipülasyonlara, dedikodulara, yanlış yönlendirmelere kapı aralar. Bilgi boşluğunu daima başkaları doldurur ve bu, ülkeye ağır bedeller ödetir.
Asıl Güvenlik, Bilinçli Toplumdur
Devletin en büyük gücü, halkının güvenidir. Halkına güvenmeyen devlet, en kritik anlarda halkını yanında bulamaz. Oysa gerçek güvenlik, milletin bilinçli, bilgili ve iradesine sahip çıkmasıyla sağlanır.
Unutmayalım: Hakikat, milletin hakkıdır. Hakikati milletten saklayanlar, aslında kendi geleceklerini korumaya çalışır, milletin geleceğini değil.