Millet doğruyu nasıl öğrenecek?

Abone Ol

Yapmayın!.. Milletin beynini bu kadar da mıncıklamayın… Doğrularla yanlışları harmanlayıp böylesine birbirine karıştırmayın. Nasıl olsa işin aslı er ya da geç ortaya çıkacaktır. Milletin beynini mıncıklamak toplumun işin aslını öğrenmesini biraz geciktirir ama sonuçta hakikat ortaya çıkar. Eğer tüm açıklamalar ve karşılıklı hamleler önümüzdeki seçimlere yönelik ve bu seçimlerde taraflar kendilerinin kazandığını ve haklı çıktığını göstermeye çalışıyorsa bunun için de etrafı böylesine toz bulutu ile kaplamanın fazla bir anlamı yoktur. Bu toplum nice darbeleri atlatmış, sonunda kendince doğru bildiğinden sapmamıştır. Elbette, her darbe kafa karışıklığına yol açmış, insanlar bir yandan yaşadıkları tedirginlik ve korku sebebiyle diğer yandan hadiselerin gerçek yüzünü görmekte zorlandığı için en fazla bir seçim bazı dalgalanmalar olmuştur ama bu durum uzun sürmemiştir. Ancak milletin kimin doğru kimin yalan söylediğini bilme hakkı olduğu unutulmamalıdır. Bu karmaşa içinde esas sıkıntı veren husus işte milletin bu gerçeği öğrenme hakkının engelleniyor olmasıdır. Çünkü taraflar öylesine birbirlerine karşı cephe almış durumdaki, birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Ak mı kara mı olduğu da millete tam olarak gösterilmediği için toplum şaşkınlıkla, bazen de endişe ile gelişmeleri izliyor.

Son olarak Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği ileri sürülen bir ses kaydı önce sosyal medyada piyasaya sürüldü. Ardından içeriği gazete ve televizyonlara yansıdı. Hemen belirteyim ki, bu ses kaydında ne denildiğini hiç merak etmedim. Çünkü böyle ortamlarda kimin ne dediğini tam olarak anlamak mümkün olmaz. Ortalık biraz durulduğunda her şeyin doğrusu otaya çıkar ama o zaman da iş işten geçmiş olur. Söz gelimi 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından idam edilen üç devlet adamının naaşları yıllar sonra Yassıada’dan alınarak İstanbul’da anıt mezara taşındı, itibarları iade edildi. Aslında bu tür itibar iadelerinin ne işe yaradığını da anlayabilmiş değilim. Önce idam edip ardından da mezarının başına gelerek, “Rahmetli iyi insandı” demenin ne anlamı olabilir

Her ne ise derdim yakın tarihimizdeki bazı olayları hatırlatmak değil. İnsanımızın tarafların yaptığı açıklamalar ve medya yoluyla olayların gerçeğini öğrenme imkânı yok. İşte dünkü iki gazetede aynı olay ile ilgili iki açıklama:

Birincisinde Başbakan Erdoğan ile oğlunun arasında geçtiği ileri sürülen ses kaydı konusunda; “Avukatının talebi üzerine savcılıktan verilen yazıyla Bilal Erdoğan’la ilgili dinleme ve fiziki takip için verilen mahkeme kararı olmadığı ortaya çıktı” deniyor. Aynı haber bir başka gazetede, “O ses kaydı resmi dineleme” başlığı atında yer alıyor ve şu ek bilgi veriliyor:

“Başbakan ile oğlu arasında geçtiği iddia edilen ses kaydına ilişkin, ‘Resmi bir dinlemedir’ diyen CHP’nin bilişim uzmanı milletvekili Erdal Aksünger, ‘Büyük ihtimalle dinlenen kişi Bilal Erdoğan’dır’ dedi” deniliyor.

Görünen o ki, olaylar siyasi malzeme haline getirilmiş durumda. Söz konusu dinlemenin mahkeme kararı ile olup olmadığı ayrı bir konu, Başbakan’ın bile dinlenmesinin doğru olup olmadığı ayrı konu. Elbette Başbakan olmak layüsel olmak anlamına gelmez. Ancak, bu işlerin böylesine kolay ve birtakım kimselerin canlarının isteğine bağlı olmasının da tasvip edilmesi mümkün değildir.

Kafama takılan ve cevap bulmaya çalıştığım bir başka husus, bu ‘Paralel yapı’ gerçekten bu kadar güçlü mü Bu gücü nereden alıyorlar Devletin hücrelerine kadar yerleşmiş böyle bir oluşumdan ülkeyi yönetenlerin bu güne kadar haberdar olmayışı toplumu tedirgin etmez mi

Kendilerine kurulan tuzaktan haberi olmayanların ülkeyi ve insanlarını nasıl koruyacaklarını sormak yanlış mı olur Paralel yapılanmanın arkasında bir dış güç var ise -böyle görünüyor- asıl mücadele edilmesi gereken bu güç değil mi Bu yapılmadan meydan meydan dolaşarak ABD’deki bir insana meydan okumanın manası olabilir mi