İki ay ısrarlı çalışması sonunda hoca efendiyle röportaj yapmayı kabul ettiren ünlü gazetecinin ilk sorusu:
“Bu güne kadar röportaj yapmak istediğim yetkililerin en zoru Bush oldu ondan da üç günde randevuyu aldım. Sana iki ayda ulaşabildim, sebebi nedir ”
Hoca efendi - Onlar dünyaca önemli işler yapıyorlar ve milyarlara yön veriyorlar. Ben ise benimle neden röportaj yapıldığını anlayamadığımdan, önemli biri olmadığımdan, bir iş çıkmayacağını bildiğimden kabul etmedim.
Gazeteci – Bu ülkede Türklerin İslami yönden bilgilendirilmesi konusunda önemli hizmetler yapıyorsunuz, bu önemli değil mi
Hoca efendi – Türk çocukları için çok önemli ama ülke nüfusuyla düşünüldüğünde konuşulmayacak bir olaydır.
Gazeteci – Siz, kurslarınızda Kur’an okutuyorsunuz, bu bizi çok yakından ilgilendirdiği için görüşmek istedim.
Hoca efendi – Bizim kurslarımıza devam eden öğrencilerden bugüne kadar, uyuşturucuya, yaralamaya, gaspa, hırsızlığa, tecavüze yeltenip hiç hapse giren veya karakola götürülen olmadı.
***
Burada 42’nci hükümetin Başbakanı Bülent Ecevit 1979 yılında Konya’ya gelir. Konya’da iki tane yüksekokul vardır.
Konya Yüksek İslam Enstitüsü ile Eğitim Enstitüsü.
İkisi de Meram yeni yol üzerinde yan yanalar, aralarında bir metre yüksekliğinde briketten duvar var.
Eğitim enstitüsünde her gün kavga olur, arada bir ağır yaralı da olur.
İslam Enstitüsünde hiç bir olay olmaz.
Konya’nın ileri gelenleri Ecevit’e bir ders olsun diye bu ikisini kıyaslarlar ve İslam’ın olduğu yerde sorun olmaz derler.
Ecevit, “Asıl sorun İslam Enstitüsünde” der.
***
Biz dönelim Gazetecinin röportajına:
Gazeteci – Sorun da burada ya. Yaralama yapan çocuk tek başınadır veya üç kişilik, beş kişilik çetedir. Zararları sınırlıdır. Uyuşturucu satan veya içenin zararı da sınırlıdır. O saydığın suçların hepsi bireyseldir. Sizin vereceğiniz bir emirle o suç işlemeyenlerin hepsi aynı anda hareket ederse ne olur Bizim çocuklarımızdan Müslüman edip Kur’an eğitimi verdiğiniz insanlarımız var. Bir gün gelir, parlamentomuz, kanunlarını değiştirir ve son yüz yıl içinde oturma ve vatandaşlık alanların sınır dışı edilmesine karar verebilir.
Sizi çıkarırız ama o bizim ırkımızdan olan bizim vatandaşımıza ne yapacağız ” der.
İstanbul’da çok güzel hizmetleri olan değerli bir hoca efendi de yalnız rahatsız edilmek için bir hafta emniyette tutulduğunda birinci sınıf bir emniyet müdürü kendisine “Siz var ya siz, yoldan geçen herhangi birine emir verseniz ve “Şu adamı vur” deseniz o adam, hiç tereddüt etmeden vurur” der.
Değerli hoca efendi de müdüre “Size emrediyorum, şu kapının önünden geçeni vur” der.
Müdür, yanlışını anlar ve saygıyla hoca efendiyi savcılığa çıkarmadan uğurlar.
Başbakan olmuş birinin mantığı, Birinci Sınıf Müdür olmuş birinin mantığı, Avrupalı gazetecinin mantığına göre çalışıyor.
Onun için bu ülkede halkın milli ve dini değerlere göre mantığının çalışması için midesinin sorunu olan ekonomiden önce gönlünün gıdası olan Kur’an-i Kerim, Hadis-i Şerif ve Fıkıh eğitimi halkımızın tamamına verilmelidir.
Gönlü doyurulmayanın aklı, mantığı, midesini doyuranın yolundan gider.