MGK BELGESİ NE ANLAMA GELİYOR?

Abone Ol

Mehmet Baransu’yu seversiniz ya da sevmezsiniz…

Baransu’nun Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım, şike konularında yazılarından, konuşmalarından çok rahatsız da olmuş olabilirsiniz…

Hatta bu sebeple Baransu’dan nefret bile edebilirsiniz.

Ama şunu kabul etmek gerekir ki; bu duygular Baransu’nun gündem meydana getiren haberlerinin gerçekliğinin üzerini örtmez.

Ve bir gazeteci için gerçek bir belge-bilgi nereden gelirse gelsin haberdir.

Değerlendirirsiniz ya da görmezsiniz, o ayrı…

Mesela, şu son Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) imzalanan belge.

Ne var belgede

O MGK kararında, “Nurculuk Faaliyetleri ve Fethullah Gülen grubuna” ait kurumların faaliyetlerinin engellenmesi için, “Ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır, eylem planı hazırlanmalıdır” deniyor.

Ne zaman alınmış bu karar

25 Ağustos 2004 tarihinde.

MGK kararının altında, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül’ün yanı sıra, beş ayrı bakanla, dönemin MGK üyeleri Aytaç Yalman, Özden Örnek, İbrahim Fırtına, M. Şener Eruygur’un da imzası yer alıyor.  

***

Şu dakikaya kadar, kararın altında imzası bulunan isimlerden bir yalanlama-tekzip gelmediğine göre belge doğru.

Başbakan Erdoğan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, “Ama bunun gereği yapılmadı ki…” diyerek belgeyi doğruladı, bir bakıma.

Hatta aynı isimlerin imzasıyla, Milli Görüş Hareketi ile ilgili de bir MGK kararının olduğu ileri sürülüyor.

Peki, bu MGK kararı ne anlama geliyor

1) Bu ataklar, kanaatimce 2014 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük ataklar. Hemen her Köşk seçimlerinden önce o güne kadar açılmayan dosyalar, defter aralarında kalan sarı sayfalar ortaya çıkarılır. Bu belgeyi de o çerçevede değerlendirmek lazım. Çankaya savaşları start aldı, anlayacağınız…

2) Bir kanaatim de şu; Daha önce “Fethullah Gülen ve AK Parti’yi Bitirme Planı” hangi odaklar tarafından sızdırıldıysa, bu belge de aynı odaklar tarafından ama bu kez farklı hedef/ler doğrultusunda sızdırıldı.

3) Ama haber her zaman haberdir. Belge doğruysa o haberdir. Kimin verdiği o kadar da önemli değildir.

4) Şayet Milli Görüş hakkında da böyle bir belge hazırlandıysa bu belgenin altında imzası olanlar bunu neden, hangi saikle imzaladıklarını açıklamalıdır.

5) Kararda imzaları bulunan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Dışişleri Bakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül neden suskunlar Başbakan Erdoğan, TSK’dan “irtica bahanesiyle” atılan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Kararlarına her defasında “şerh” düşerken, bu kararı neden imzaladı

PROGRAM BİTİREN O KONUŞMA!

2013’ün Şubat ayı idi…

Yani daha bir sene dolmadı, taze…

TRT İstanbul Radyosu’nda “Dört Dörtlük Portreler” isimli bir program hazırlıyorum.

Alanlarında “en ünlü”, “en medyatik”, “en başarılı”, “en popüler” isimleri ağırlıyorum, programda.

Programa aldığım her konuğun dile getirdikleri medyada geniş yankı yapıyor.

Savcı Sayan, Hüseyin Gülerce, Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali bunlardan birkaçı…

***

O güne kadar yaptığı haberlerle toplumda çok konuşulan bir ismi de programa almak istedim.

TRT’nin teamülleri gereği konuk ismini 2 gün öncesinden yönetime de haber verdim.

O konuk, Taraf Gazetesi’nde yaptığı haberle bugünlerde yeniden gündem oluşturan gazeteci-yazar Mehmet Baransu idi.

TRT İstanbul Radyosu’ndan “kovulmama” sebep olan söyleşide Baransu’ya şu soruyu yönelttim;

- AK Parti ile Gülen’i bitirme haberini yazdın Bu bilgiler sana nasıl ulaştı

Mehmet Baransu şunları anlattı:

“AK Parti-Gülen’i bitirme haberleri benim önemli dosyalarımın ortalarıydı. Daha öncesinde ses getiren önemli haberlere imza atmıştım.

Kafes eylem planını yazdığımda Başbakan beni eleştirmişti. Hatta planı yazdığım için tutuklanacaktım. Mahkemede tutuksuz yargılanmak için serbest bırakılmıştım. Mahkeme sırasında önemli ve ilginç bir belge görmüştüm. Genelkurmay Başkanının emri ile tutuklanmam istenmiş. O dönem Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e çok kızmıştım. Şöyle ki; o emir Adalet Bakanının emri ile gelmiş. Ve bu emirden Sayın Bakan’ın haberi yokmuş.

Ben hayatımın her döneminde hep yalnız mücadele ettim. Birilerine güvenerek iş yapmadım. Ve Ak Parti’ye de güvenemeyeceğimi biliyorum. Hükümetlerin korkuları var, riskleri ve bazen ileri bazen de geri adımlar atıyor. Bu tip siyasi dengelerden beklentiniz olmaması gerekiyor. Diğer yandan da siz gazetecisiniz. Destek anlamında hiçbir şey beklenilmemelidir. Bize “AK Parti olmasa siz o haberleri yayınlayamaz durumda olurdunuz” diyorlar. Birileri kefen giymeden biz kefen giydik. Birilerini devlette 100 kişi korurken beni kimse korumadan bunları yazdım. Bu haberleri yazdığım zaman milletvekillerini ve bakanları aradığımızda korkudan beyanat veremiyorlardı. Ben bu ülkede arabamı bugün-yarın patlatırlar düşüncesi ile üç yıl besmele çekip bindim. Devlet bir süre sonra koruma verdi. Ama yeterli değildi.”

***

Okurlar merak eder diye…

“TRT İstanbul Radyosu’nda program yaparken neden programına son verildi ” sorusuna da cevap vereyim;

Mehmet Baransu’yu konuk aldığım günün gecesi TRT İstanbul Radyosu Müdürü Sebahattin Kahraman aradı;

- “Başbakan, Mehmet Baransu ile yapılan röportajdan çok rahatsız olmuş. O sebeple sizin programı bitiriyoruz. Artık sizinle çalışamayacağız.”

Başbakan, Baransu’nun “İhalelerde büyük yolsuzluklar, usulsüzlükler var. Bunların hesabı elbet bir gün sorumlularından sorulur…” mealli sözlerinden çok rahatsız olmuş.

Lafın bittiği yer tam da burası, işte…

 

 

SARIGÜL’DEN MUHTARLARA İLGİNÇ TALİMAT!

Mustafa Sarıgül CHP’ye üye oldu ama aynı partiden İstanbul Büyükşehir Belediyesi için Başkan adayı olacak mı, olmayacak mı o daha tam net değil.

Hatta şu kadarını söyleyeyim; Sarıgül daha CHP’den “aday adayı” olduğunu dahi açıklamadı. Gürsel Tekin açıkladı, mesela…

Bir kulis bilgisini paylaşmak istiyorum; Mustafa Sarıgül, Şişli’deki tüm muhtarları toplayarak, “Hiçbir partinin toplantısına katılmayacaksınız!” talimatı vermiş!

Benim kulağıma gelen, muhtarlar da bu talimattan son derece rahatsız olmuşlar. İlginç değil mi

NOT: Bugün 01 Aralık  2013 Pazar … İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Ama bir son dakika gelişmesi; Cemil Çiçek, “Ben artık yokum, bu Meclis yeni ve sivil Anayasa yapamaz” diyerek çekildi. Yenilgiyi kabul etti. Şu ana kadar gelinen yol, kocaman bir sıfır. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…