Mezuniyet ve Okul Sonu Programlarına Dair-2

Abone Ol

Salı günkü köşe yazımızda anaokulundan üniversiteye mezuniyet programlarını ve kutlamalarını ele almıştık. Bizim ele aldığımız yönü ekonomik açıdan ve tüketim toplumu oluşturması açısından bir eleştiri içeriyordu. Okulun sınırları dışında yapılan kutlamaların ailelere bir ekonomik dayatma içerdiğini ifade etmeye çalışmıştık. Bu kutlamalara katılamayan çocuklarımız için gelecekte bir travma olmasından bahsetmiştik. Bu yazımıza gazetemizin okurlarından bir cevap geldi. Okuyucumuz yazımıza yorumunda okul mezuniyetlerinin içeriklerine yönelik konulara dikkat çekiyor. Milli servetin bir şekilde telafi edilebileceğini fakat bu mezuniyet ve okul sonu kutlamalarında içeriklerin hiç de değerlerimizle ilgili olmadığına vurgu yapıyor. Ahlâk ve maneviyattan uzak bu tür program ve kutlamalarının zararlarına değiniyor.

Okuyucumuz dertlenip dile getirdiği meseleyi şöyle ifade ediyor: “Milli servet kaybedilince telafisi mümkündür. Ama manevi servetimiz olan ahlâk gidince bir daha geri gelmesi mümkün değildir. Son günlerde üniversitelerin, liselerin ve hatta ortaokulların mezuniyet programlarına şahit oluyoruz. Üniversitelerin mezuniyet programlarını kim hangi akla hizmet ederek yapıyor bilemiyorum. Bazı kesimlerin ahlâk anlayışı farklı olabilir. Kızlı, erkekli, oryantal mezuniyet programları yapmaları kendileri açısından normal olabilir. Ama muhafazakâr (siz bunu dini hassasiyetlere sahip diye okuyunuz) üniversitelerin yaptığı mezuniyet programlarının diğerlerinin yaptıklarından eksik kalır yanı yok. Liselilerin mezuniyet programları ise erotizme dönüştü. Okul bahçelerinde gencecik kızlar üzerlerinde dini ve milli değerlerimizi ayaklar altına alan kıyafetler giydirilerek oynatılıyor. Kızlar erkekler iç içe… Hareketler, danslar erotizm içerikli. Ortaokul çocuklarına da bulaştı. On üç, on dört yaşında yavrularımız makyaj yapmış, dekolteli mezuniyet kıyafetleri almışlar ve devletin okulunda gayr-i ahlâki oyunlar oynuyorlar. İdareciler dindar…”

Okuyucumuzun bahsettiği mevzu bir toplumun dünya ve ahiretini yakacak konular. Okullarımızın bilimsel başarıları ve hayata değer kattıkları konularla gündeme gelmeyip bu tür meselelerle gündemimizi meşgul etmesi hepimizi; ailelerden siyasi iktidar sahiplerine, sivil toplum kuruluşlarına kadar ilgilendiren konudur.

Okuyucumuz sözlerine şöyle devam ediyor: “Resmi, gayr-i resmi kurum ve kuruluşlar şov ve gösterişin peşinde... Etkinlik adı altında milli servet yok ediliyor, talan ediliyor. Sadece ekonomik kriz yaşamıyoruz. Ahlâk krizi de yaşıyoruz. Namazımız var ama her türlü ahlâksızlığımız da var. Orucumuz var ama her türlü gayr-i meşru işimiz de var. Aileler mesuldür. Tüm idareciler bundan mesuldür. Herkes kendi idaresi altındaki öğrencilerden mesuldür.”

Eğitimimizde hâlâ dışarıdan ithal Fulbright sisteminin cari olması, bin yıl İslam’a hizmet etmiş, adalet ile anılan bir ecdadın evlatlarının eğitimini Amerikan Büyükelçisi’nin belirliyor olması, ETCEP kapsamında körpecik zihinlerin çeşitli projelere maruz kalması, sömürge tipi eğitim modelleri ile cevherimiz olan gençlerimizin atıl şekilde yetiştirilmesi, milletimizin tarihten getirdiği misyonunun üstünün örtülmesi ve Batı’ya kuyruk yapılması, "Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı" olan PİSA sonuçlarında ana dilinde okuduğunu anlamada sorun yaşayan, ülke genelinde yapılan sınavlarda sıfır çeken öğrenciler gibi dağ olmuş problemlere, meselelere sahip bir yerde kutlamalara bu kadar zaman ayrılmasını nasıl değerlendirmeliyiz?

Okuyucumuz ülkenin vatandaşı olarak isteklerini de ifade ediyor ve diyor ki: “Müslüman halkın kızlarını ve erkeklerini etkinlik, mezuniyet, veda programı ve gezi programları adı altında harama, isyana, günaha, gayr-i meşru işlere bulaştırmayın! Üstüne vazife olmadığı halde bunları tertip eden ve nesli helake götürenlere hakkımız helal değildir. Devlet yetkililerimizin de mezuniyet vb. programlara bir el atmalarını bekliyoruz. Zira barajdaki küçük çatlak onarılmazsa tüm baraj çökecektir. VESSELAM!..”

Okuyucumuzun vesilesi ile bizler de buradan yöneticilerin dikkatlerine konuyu sunmuş olalım. Geleceğimiz dediğimiz çocuklarımızın, gençlerimizin hem dünya hem de ahiret saadetinden sorumlu olan ülkeyi yönetenler olarak sizlersiniz. Seslerini duyuramayan ebeveynlerin sesine kulak kesilmek durumunda olanlar sizlersiniz. Neslimizin insanî ölçülerde yetişmesi adına politika üretici olan sizlersiniz. Neslimizin tarihin verdiği rolü yerine getirebilecek niteliğe kavuşması için yapılacak faaliyetlerin ve programların sorumlusu sizlersiniz.

En kısa zamanda sorumluluğunun bilinci ile “ahlâk ve maneviyat” temelli, dünyayı anlamaya yönelik temel esaslar açısından donatılmış nesillerin yetiştirilebilmesi için çözümleri ve uygulamaları vatandaşlarımız bekliyor.

Zaman ayırıp ülkemizde eğitim alanında yaşanan çarpıkları dile getiren okuyucumuza teşekkürlerimizi iletiriz. Eğer toplumda iyilik, güzellik, doğruluk, adalet adına işler yapılacaksa bu sorumluluk sahibi vatandaşlarımızın duyarlı tepkileri sayesinde olacaktır.