Mezhepler tarihi - 7

Abone Ol

26:108 - “Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

26:110 - “Gelin, artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

26:126 - “Gelin artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

26:131 - “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

26:144 - “Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

26:150 - “Gelin! Allah’tan korkun da bana itaat edin.”

26:151 - “Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.”

26:163 - “Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

26:179 - “Gelin, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

33:21 - Şanım hakkı için muhakkak ki size Resulullahda pek güzel bir örnek vardır. Allah’a ve son güne ümit besler olup da Allah’ı çok zikreden kimseler için.

33:36 - Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âsi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.

33:66 - O gün yüzleri ateş içinde çevrilirken: “Ah keşke Allah’a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!” derler.

33:71 - Ki (Allah) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermiştir.

47:33 - Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.

48:10 - Herhalde sana bey’at edenler ancak Allah’a bey’at etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

49:14 - Bedevîler “inandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama “İslâm olduk.” deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

58:5 - Allah’a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık ayetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

58:8 - Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah’ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi içlerinden de, “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü dönüş yeridir orası!

58:13 - Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

59:4 - Bunun sebebi şudur: Onlar Allah’a ve Resulüne karşı geldiler; Kim Allah’a karşı gelirse Allah’ın azabı şiddetlidir.

62:2 - O’dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah’ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi. Oysa onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.

64:12 - Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.

64:16 - O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

65:11 - Size Allah’ın açık açık ayetlerini okuyan bir elçi (gönderdi) ki inanıp faydalı işler yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Kim Allah’a inanır ve yararlı iş yaparsa (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gerçekten ne güzel rızık vermiştir.

  1. Akıl: Akıl, ‘Allah vardır ve birdir, diridir, kullarından yücedir, onları bilmektedir, kadirdir, hakîmdir, yalnız O ibadete layıktır’ gibi, akide ilminin tespit ettiklerinden bazı cümleleri kavrayabilir. Akıl beş duyu organlarımızla (duyma, görme, koklama, dokunma ve tatma) tabiatı, eşyayı kavrar.

Ancak salt aklın, bu ilmin detaylarını idrak ve kavraması mümkün değildir. Çünkü detaylar ancak Kitab ve sünnetten anlaşılabilir. Nakil ve akıl arasında çelişkinin olmamasını şart koşmamız, aklın, sağlam olmasına, sapma ve değişikliğe uğramamasına bağlıdır. Şöyle diyoruz: Sabit nakil ile akıl arasında çelişkiyi vehmettiren bir durum olduğunda, iki nedenden dolayı naklin tercih edilmesi vaciptir: