Haçlı ve Siyonist ittifakının derdi var. İslam dünyasında
ayrılık konularını körükleyip, birbirleriyle savaşa tutuşturmak, böylece işgale
zemin hazırlamak istiyorlar.
Bu ayrılık konularının en tehlikelisi mezhep
çatışmasıdır. Şayet Müslümanlar arasında mezhep çatışmasını başlatabilirlerse,
bu çatışmanın dışında kalabilecek İslam ülkesi sayısı çok azdır.
Türkiye de son yıllarda bu tehlikeli kışkırtıcılık ne
yazık ki epey yol aldı. Bir çok kardeşimiz safiyane bir şekilde bu
kışkırtıcıların etkisinde kalıyor. Kışkırtma en çok İran ve halkının mensup
olduğu bizden farklı mezhepler üzerine yapılıyor. Lübnan Hizbullah ı da ikinci
sırada gibi gözüküyor.
Öyle derin fıkıh ve kelam bilgimin olduğunu iddia edemem.
Ama bir kişinin İslam Dini nin sınırları içinde veya dışında olduğunu tespit
etmek o kadar zor olmasa gerek. Bu sınır herkesin şahsi takdirlerinden değil,
imanın şartlarından teşekkül eder. Buna Amentü şartları da diyoruz. Sayalım:
1-Allah a iman etmek,
2-Meleklere iman etmek,
3-İlahi Kitaplara iman etmek,
4-Peygamberlere iman etmek,
5-Ahiret Günü ne iman etmek,
6-Kader e, yani hayır ve şerrin Allah tan geldiğine iman
etmek.
Her Müslüman ın bu şartları ayrıntısı ile öğrenme ve ona
göre iman etme görevi vardır.
Bu şartların tamamına iman eden Müslüman dır. Bir kişi bu
şartlardan bir tekini bile ayırıp ona iman etmiyorsa bu da sınırın dışındadır.
Bu sınırın içinde olup da İslam ın başka kurallarını,
inanmakla birlikte, ihlal edenler çeşitli derecelerde olmak üzere günah
işlemektedirler. Ama onlara kafir diyemeyiz. Kafir diyen kişi kendi imanını
tehlikeye atar.
Bu sınırları ve kaideleri hatırladıktan sonra İran
konusundaki kışkırtmalara gelelim:
-Bu İran mezhep olarak küfür içindedir. Müslümanlar için
en tehlikeli millet bunlardır. Mazilerine bakıldığında bunlar hep Müslümanlarla
çatışmışlar, Haçlılarla iş birliği yapmışlardır. Haçlılarla çatıştıklarını hiç
duydunuz mu Zalim Esed rejimi onlar sayesinde ayakta duruyor. Ashabı Güzin
hakkında ileri geri konuşuyorlar. Erbakan Hoca bile bu konuda yanılmış, onların
ayağına kadar gitmiş, ittifaka dahil etmiştir.
Bunun paralelinde başka şeyler de söyleniyor olabilir.
Bir defa İran da yeknesak bir halk yapısı yoktur. İman
dairesi dışında olanlar da bulunabilir. Ama tamamını küfürle suçlamak asla
doğru değildir. Sınırlarımız bellidir. Bu sınırların dışına çıkan bizim
ülkemizde bile bulunabilir. Ama hepimizi onlar gibi göstermek nasıl yanlışsa,
İran için de öyledir.
Haçlılarla işbirliği ve Müslüman katliamı konusundaki
yukarıdaki kışkırtma cümleleri doğru olabilir mi O zaman İran daki
Müslümanlara da muhtemelen şu kışkırtmalar yapılıyordur:
-Bu Türkiye var ya, bunlar İsrail i ilk tanıyan ülkedir.
Cezayirli kardeşlerimizin bağımsızlığı aleyhine çalışmış devlettir. Bunlar
Büyük Şeytan ABD ile işbirliği halindedir. Son yıllarda milyonlarca Müslüman ı
katleden ABD, NATO ve onun koalisyon ortakları bu Türkiye nin desteği ile bunu
yaptılar. Afganistan, Irak ve Libya da akıtılan kanın sorumlularından birisi de
bu Türkiye dir. Zalim Haçlıların silahlı kuvvetlerinin, Müslümanları ezmesine
yardım etmeye devam etmektedirler. Bunlar kendi ülkelerinde faizi dünya gerçeği
olarak serbestçe uyguluyorlar, zinaya da ceza vermiyorlar. İsrail i bize karşı
korumak için füzeler kurdular. Bunlarla savaşmak gerek
Muhterem okuyucularım, kışkırtma sadece bize yapılmıyor
ki. Şimdi iğne ve çuvaldızı alıp aynada kendimizi seyredelim. Münasip olanı
kendimize batıralım. İran da yaşayan bir Müslüman olsak bu kışkırtmalara kanma
tehlikesi içinde olmaz mıyız
İran ya da benzeri ülkeler hakkında yukarıdaki diğer
kışkırtma cümlelerini yazının hacminden dolayı ele alamıyorum. Bu cümleleri 6
maddelik iman sınırı şablonu ile herkes cevaplayabilir.
İranlı Müslümanların kusurları ve günahları elbette
vardır. Yanlışları elbette vardır. Ama İran ı tümden İman sınırları dışında
göremeyiz, gösteremeyiz. Hele hele, İslam dininin en büyük düşmanları olan
Haçlı ve Siyonist devletlerle aynı kefeye koymak hangi mantık, ölçü ve bilgi
iledir. Enteresandır, Yahudi sini Hıristiyan ını cennete sokmak için yırtınan
birçok ılımlı İslamcı ve onlara inananlar da İran daki Müslümanları İslam dışı
olarak görmekte ve göstermektedirler. Bunda bir değil birçok gariplik yok mu
Erbakan Hocamız İslam Birliği için çok gayret sarf etti
ve başardı. Bu ölçüleri çok iyi bilen hocamız elbette İran a da gitti ve onları
da bu birliğe dahil etti. Bu İran daki bazı iman sınırı dışındaki inanışları
ibra etmek anlamına mı geliyor
Bir de kolaycı bir güruh türedi. Bizler Suriye de
karşılıklı Müslüman katliamının önlenmesi için çalışmalar yaparken, Esetci
damgasını vuruveriyorlar. İnsaf kardeşim! Son yıllarda İslam dünyasında
katledilen milyonlarca Müslüman ın nasıl ve ne maksatla katledildiğini
unutacağız, herkesin de unuttuğunu zannedip sadece Suriye yi ele alacağız,
katliamı durdurmaya çalışan Milli Görüşçülere Esetci damgasını vuracağız. Bu
ne insafsızlıktır
Mezhep kışkırtıcılarının amacı bellidir: Bizi birbirimize
kırdırmak, sonra da rezil istila ve katliamlarını yaparak, İsrail in önünün
açmak, Haçlı seferlerini nihai zafere ulaştırmak. Bu oyunu bozmalıyız. Müslüman
katliamını bir an önce durdurmalıyız. Onların bu oyunlarını bozacak olan yegane
tedbir İslam Birliği ni oluşturmaktır. Hem de bir an önce!
İslam Birliği, İslam Güvenlik Kuvvetleri, İslam Ekonomik
İşbirliği, İslam Kültür İşbirliği
MÜSLÜMANLARIN AHI
Acaba kime karşı kimin için,
Getirip kurdun bunca silahları
Bir an önce kur İslam Birliği ni;
Kurtar Müslümanları, sil ahları!