Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, önümüzdeki günlerde çok ses getirecek bir İslam ilmihali kaleme aldı. Kendisinin ‘El emrü bil maruf ve cihat‘ diye iki kelimede özetlediği ‘Ahir Zaman İlmihali‘, bugüne kadar yazılan ilmihallerden birçok farklılık içeriyor.
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, önümüzdeki günlerde çok ses getirecek bir İslam ilmihali kaleme aldı. Kendisinin ‘El emrü bil maruf ve cihat‘ diye iki kelimede özetlediği ‘Ahir Zaman İlmihali‘, bugüne kadar yazılan ilmihallerden birçok farklılık içeriyor. Eserini ‘Vahşi batının, abdestli, namazlı ve dış dünyaya karışmayan Müslümanlık anlayışına meydana okuma‘ olarak nitelendiren Kırbaşoğlu, yazma gerekçesini ise ‘İmparatorluk dönemindeki şartlar ile bugün işgaller, katliamlar ve zulüm altında olan İslam dünyasının öncelikleri değişti‘ diye özetledi.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, her zaman yeni bir ilmihal yazılması gerekliliğine inandığını söyledi. Gazetemize Yayınevi Yayınlarından piyasa çıkan ilmihali yazmasının iki temel sebebi olduğunu anlatan Kırbaşoğlu "Birincisi, önce bir yazımda ardından bir televizyon programında, mevcut ilmihallerin 21. yüzyılda yaşanabilir ve sürdürülebilir bir Müslümanlık açısından son derece yetersiz olduğunu dile getirdim. Bunun üzerine, ilahiyatçılar siz hep eleştirirsiniz ama ortaya bir şey koymazsınız diye tepkiler aldım. Bunun üzerine de yeni bir ilmihal yazacağım diye taahhüt ettim. Ve 6-7 sene önce verdiğim bu sözün arkasında durdum" diye konuştu.
Âsım nesline ithaf
İkincisi sebebin babalık sorumluluğu olduğunu dile getiren Kırbaşoğlu, "3 tane çocuğum var. İkisi evlilik çağında. Bir baba ve ilahiyatçı olarak onlara güzel bir Müslümanlığı miras bırakmak için bu kitabı yazdım. Ailede sohbetlere katılıyor, babalarını dinliyorlar ama yine de derli, toplu dini bilgilere verecek bir kitap lazım" dedi.
Son dönemde ismi modern olan birçok kitabı taradığını ancak hiçbirisinde aradığını bulamadığını anlatan Kırbaşoğlu, "Tabi eskiden yazılmış güzel ilmihal kitapları var ama bunların dili ve kavramsal çerçevesi eski olduğu için, çocuklarıma önerme imkanı olmadı. Dolayısıyla bu ilmihali, kendi çocuklarım için yazdım. Ama onların şahsında, bütün herkesin çocuğuna yazılmış oldu. Hatta kitapta çocuklarımın ismini vererek, Rahmetli Akif‘in özlemini duyduğu Asım‘ın nesline ithaf ettim" dedi.
Galiba ahir zaman
İlmihalin yeni neslin nasıl bir Müslümanlık peşinde koşmaları gerektiğini ortaya koyan bir eser olduğunu anlatan Kırbaşoğlu, ismini niye ‘Ahir Zaman İlmihali‘ koyduğunu şöyle açıkladı:
"İçinde bulunduğumuz kriz döneminden dolayı, Müslümanların ciddi bir savrulma yaşadığı, işgal, katliam, sömürü ve emperyalizm gibi pek çok musibetin pençesinde kıvrandığı bir dönemde, insanlarımızda ‘El aman el aman, galiba ahir zaman‘ diye çağrışım yapması, biraz da sıkıntılı bir dönemden geçtiğimizi ifade etmek için ismi seçtik"
Bazı bilim adamlarının ‘Hayri Hoca kıyameti tehir etmenin yollarını gösteriyor‘ yorumunu yaptığını anlatan Kırbaşoğlu, "Kıyametin ne zaman kopacağını kimse bilemez. Ama biz içinde bulunduğumuz zamanın, bir kriz dönemi olduğunun bilincinde, adeta kıyamet ve ahiret hazırlığı yaparcasına bir bilinç, bilgi ve eylem peşinde koşmalıyız" diye konuştu.
Eserini bir ‘direniş‘ ilmihali olarak da nitelendiren Kırbaşoğlu, "21. yüzyılda, insanlığı ve gezegeni yok oluşa götüren batı tipi büyüme modeline karşı, yeryüzünde insanlığının varoluş davasını gütmek, bir anlamda direnişin nasıl yapılacağını yeni nesillere anlatmak için yazılan bir ilmihaldir" dedi.
Diğerlerinden farklı
İlmihalinin piyasadakilerden farkını da anlatan Hayri Kırbaşoğlu, bu farkların birincisini şöyle açıkladı:
"Hedefimiz, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir Müslümanlık peşinde koşmak. Ben 21. yüzyıl şartlarında, hayatımın her alanına Müslümanlığımı yansıtabilmeliyim. Geçmiş ilmihallerimizin birçoğu, İslam‘ın egemen olduğu imparatorluklar döneminde yazılmış. Ama içinde bulunduğumuz asırda İslam dünyası; mazlum, işgal altında, mağdur ve ciddi tehdit altında. Dolayısıyla iki durum arasında, fark var. İslam‘ın egemen olduğu dönemde yazılan ilmihallerde öncelikler farklı; İslam‘ın tehdit altında olduğu dönemlerde öncelikler farklıdır"
Geçmiş dönemlerde yazılan Ömer Nasuhi Bilmen ve A. Hamdi Akseki ilmihalleri başta olmak üzere birçoğunda bilgilerin Arapça fıkıh kitaplarından aynen aktarıldığını, güncelleme yapılmadığını, Arap dilindeki ‘zira‘ gibi ölçülerin bile Türkçeleştirilemediğini anlatan Kırbaşoğlu, "Bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek şöyle dursun, bugün yaşanan gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan bilgilerle dolu" diye konuştu.
Eski ilmihallerin ayrıca ‘İslam‘ın şartı beştir‘ gibi sağlıksız bir anlayışı esas aldığını ifade eden Kırbaşoğlu, "Namaz, oruç, zekat, hac merkezli bir anlayış. Bunları bir müslümanın zaten bilmesi gerekiyor. Bir dünya görüşü olarak temel esaslardan tevhit. İman ile ilgili esaslar ve ahlâk. İlmihallerde ahlâk kısımları son derece zayıf. Halbuki benim kanaatime göre, metafizik alan ve iman esaslarından sonra en önemli alan ahlâktır" diye konuştu.
Sistem de âhlaklı olmalı
Yeni nesil için ‘Müslüman olmanın anlamı, topluma ve çevreye bakış‘ gibi ahlâk alanındaki eksikleri doldurmayı amaçladığını anlatan Kırbaşoğlu, "Ayrıca bireysel ahlâkın dışında, hele sosyal ahlâk dediğimiz, toplumu ahlâklı kılma yönünde, İslami literetürde hemen hemen hiçbir çaba yok. Müslümanlar şimdiye kadar şöyle düşündüler: İnsanlar tek tek dindarlaşırsa ve ahlâklı olursa toplum düzelir. Ancak bunun yeterince doğru olmadığını gördük. Niçin? Yolsuzluk, bugün Avrupa‘ya göre İslam dünyasında daha fazla. Avrupa, İslam dünyasından daha ahlâklı olduğu için değil. O sistemini de ahlâklı yapıyor. Biz sadece birey ahlâkına indirgiyoruz ama toplum ahlâkı gündemime henüz girmedi. Ben bu ilmihalde, ilk defa bunu gündeme getirdim" şeklinde konuştu.
Kırbaşoğlu, siyasetin, ekonominin, medyanın, reklamcılığın, eğitimin ve bütün kurumsal yapıların da ahlâk temelinde inşa edilmesinin müslümanın bir görevi olduğunu dile getirdi.
Din-siyaset konusundaki ilişkiye de açıklık getiren Hayri Kırbaşoğlu, siyaseti ‘yeryüzündeki gidişata el koyma, dünyayı daha insani ve yaşanabilir bir hale getirme davası‘ olarak tanımladı.
Kırbaşoğlu bu konudaki görüşlerine şöyle devam etti: "İslam‘ın özünde, siyaset var. Dinin kendisi, Allah‘ın yeryüzüne yönelik büyük siyasetidir. Burada gündelik parti politikasını kastetmiyorum. Ama parti politikasına, yani politika yapıcılarına da söyleyecek çok sözü var. Hatta ahlâkın siyasete dönüşü diye bir başlık koydum. Bugün Türkiye‘de siyaset niçin yapılıyor? Rant için, yandaşlara ulûfe dağıtmak için yapılıyor. İslami kökenden gelenler, soldan ve liberallerden gelenler için de bu böyle oldu. Bu anlamda, kuşkusuz İslam‘ın söyleyecek çok sözü var".
Gayri müslimlere hitap ediyor
İlmihalin aynı zamanda gayri Müslimlere de hitap ettiğini anlatan Hayri Kırbaşoğlu, "Bu ilmihali, Müslüman olmayanlar için de yazdım. Çünkü gayri Müslimler, iman etmeseler bile, İslam‘ın insanlığın kurtuluşu için sunmuş olduğu imkanlardan yararlanabilirler. Hiçbir insan, dinsiz olsa dahi çocuğunun ahlâksız, hırsız, uyuşturucu bağımlısı, eşkıya gibi kötü birisi olmasını istemez. Bunlar bütün insanlığın meselesi olduğu için hepsini tartışmaya açmaya çalıştım" dedi.