Bugün 17 Aralık. 17 Aralık, Hazreti Mevlânâ Celâleddin-i
Rûmi nin ölmeden önce ölümünün Şeb-i Arus (düğün günü) ilân edilmesini vasiyet
ettiği günün eylemleştirildiği gündür. Hz. Mevlânâ bugünde irtihal edip ahirete
intikal eyledi.
Bu akşam bu münasebetle Konya da Mevlânâ Törenleri nin
kapanış merasimi her yıl yapılır. Bu merasim ile böylece her yıl ihtifaller
bitmiş olur.
17 Aralık akşamı yapılan merasime Şeb-i Arus deniliyor.
Şeb-i Arus, Mevlevi tâbirlerindendir. Hz. Mevlânâ nın ölüm gününün hatırası
olarak yapılan merasim hakkında kullanılan bir ifadedir.
İkindiden sonra Kur an okunarak ve Ayn ül-Cem yapılmak
suretiyle icra edilen bu merasimin gecesine, aynı zamanda Leyletü l-Arus da
denilir. Şeb, Farsça da gece, leyl de Arapça da gece demek olduğu için,
tâbirlerin ikisi de bir mânâya delalet etmektedir.
Mevlânâ Haftası nda Mevlânâ ile ilgili bazı şeyler
konuşuldu. Maalesef Mevlânâ Edebiyatı yapıldı. Yapılanların pratiğe dönüşmesi
için ne önlem alındı ve ne de bu yüce veli örnek alındı. Başlangıçtan bu yana
da hiç örnek alınmamıştı. Böyle devam ederse bundan sonra da örnek alınacağına
dair bir ümit ışığı yok.
Mevlânâ ya bakınız. O, beşeriyeti arzu edilen medeniyet
ve fazilet şahikasına çıkaracak ve istenilen huzura kavuşturacak yegâne
düsturun Kur an-ı Kerim olduğuna inanır ve bu gerçeği haykırırdı. Hz. Mevlânâ
bakınız ne diyor:
Ben sağ olduğum müddetçe Kur an-ı Kerim in kölesiyim...
Ey insan! Sen güzellik Yûsufusun. Dünya kuyusuna
atılmışsın. Seni bu müzlim kuyusundan çıkaracak, kurtaracak tek çare Hablullah
(=Allah ın ipi) olan Kur an-ı Kerim e sıkı sıkı sarılmandır.
Eğer sen mukaddes Kur an ın dergâhına sığınırsan, orada
bütün peygamberlerin ruhlarıyla görüşürsün...
Mevlânâ en büyük tat ve zevki Allah a ibadet ve O nu
zikir mihrabında bulmuştur. Yine demiştir ki: İbadet ruhun gıdası, can sefası,
kalbin cilası ve gönlün Cenab-ı Hakk a râbıtasıdır. Allah a kulluk ve O nu
zikretmek, öyle bir nimet-i azimdir ki: Nefs şeytanı, o nimetten, o lokmadan
yiyemedikçe nasıl Müslüman olur. Balık sudan ayrı yaşar mı
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi yi kendi eserlerinden tedkik
ettiğimizde, O nun hakiki şahsiyetini şöyle sıralayabiliriz:
1- Allah-u Teâlâ ya karşı fütursuz bir iman ve
teslimiyetle beraber, volkanları andıran bir aşk ve ilahi muhabbet,
2- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) e karşı noksansız itimat
ve bağlılık, O nun nurlu yolunda kemale eriş.
3- Kur an-ı Kerim i hakiki düstur bilerek her hâl ve
emelini O na uydurup dünya ve ahirete dair bütün işlerinde O nun hükümlerinden
ayrılmamak.
4- Zikir ve ibadetin zevkinde fâni olarak en büyük neşeyi
kul olmakta bulup O ndan gayrıya bir nefes bile iltifat etmemek ve
5- Hayat boyunca bütün hizmetlerini, din ve Allah (c.c.)
yolunda yaparak insanların gaflet ve maddecilikten kurtulmalarını
sağlamak.
Şimdi soruyorum:
Mevlânâ ihtifallerine katılanlar Mevlânâ nın
şahsiyetinden kendi şahsiyetlerine ne kazandırabilirler Bir şey
kazanamadılarsa yazık oldu kendilerine; hem de çok yazık...