Mevlana'nın diliyle kafirler (1)

Abone Ol

Hep gül, bülbül, raks, şarap şairi olarak takdim edilmeye çalışılan ve fakat Mesnevisinden değil de birilerinin yorumundan Mevlana yı tanıyanlara hiç bir yorum yapmadan Tahir-ül Mevlevi nin tercemesinden aynen naklederek Mevlana nın kafirler hakkındaki sözlerini veriyorum.

Verilen numaralar, Şamil Yayınevi nin baskısındaki beyit numaralarıdır.

271- "Bu, yani, mü min-temiz ve zirâate kaabiliyetli bir arâzîdir.  Öbürü -yani, kâfir- ise çorak ve kötü bir yerdir. Yine mü min, melek gibi mâsumdur, kâfir ise  şeytan ve canavar misâlidir."

278- "Kâfirler, mücâdele ve inâd hûsûsunda maymun tabîatlıdırlar. Göğüs içerisindeki tabîat, bir âfettir."

279- "İnsanın yaptığını maymun da yapar, insandan ne görürse onu taklid eder."

280- "Maymun, ben de insan gibi yaptım sanır. O inatçı hayvan, aradaki farkı nasıl tanır "

281-  "Bu; -yani mü mini kâmil- mahzâ emre itâat için yapar; diğeri yani kâfir ve fasık ise mücâdele ve gösteriş olsun diye yapar. O gibi inatçı ve taklitçi adamların başına toprak saç."

638- "Kâfirler, siccin cinsinden oldukları için dünyâ siccinden, yâni zindanından hoşlandılar ve ona yaklaştılar."

639- "Peygamberler ise illiyyîn cinsinden oldukları için can ve gönül illiyyînine girdiler."

1229- "Sende kâfirden bir kâf,  yani küframiz itikad bulundukça kâfirler gibi kokmuş bir şehvet mevzısın."

1375- "Taşlar ve taş yürekli kâfirler, o  cehennemin içine zâr ve mahcub olarak   girerler."

2231- "Tâ ki, Allah yolunda infakına bitmez ve tükenmez bir hazine bulasın; bir de, kâfirler sırasında bulunmaktan  kurtulasın."

3241- "Ne kadar kâfir vardır ki, kendilerinde din sevdası mevcuttur. Onların  seddi de  şunun bunun kibri ve nâmusudur."

3312- "Şüphesiz  vahşileşmiş düşman kâfirlerin kanı da ok atanlara ve mızraklara karşı mubah olmuştur."

3594- "Taş, ateşle imtihan edildiği için kâfirlerin azabı ateşle olmuştur."

3595- "O taş gibi kalbe biz ne kadar nasihat eylemiş ve rifk u mülâyemetle söylemiştik de hakkı kabul ememişti."

3596- "Kötü bir yaranın damarı, kötü bir ilaç bulmuş. Ölmüş eşek kafasına köpek dişi yakışır."

3597- "Kötü sözler ve çirkin işler kötü kimseler içindir, kavl-i kerimi ayn-i hikmettir. Çirkinin çirkine eş olması yaraşır. Çünkü cinsidir."

4112- "Git, kâfirlere karşı şiddetli bulunan eshâb-ı kirâm meşrebinde ol. Yabancıların dostluğuna karşı toprak saç, yani onlardan yüz çevir."

4113- "Din düşmanları olanların başına kılıç ol. Sakın tilki oyununa ve onun gibi yaltaklanmaya kalkışma. Arslan ol ve arslan gibi heybetli ve cesâretli bulun."

4273- "O alçak kalpazanlar, yani, mürâiler, münâfıklar ve kâfirler; gündüzün, yani, kalbi münevver zevâtın düşmanıdırlar. Altın gibi olan hâlis ve muhlis mü minler ise gündüz gibi nurlu olan o zevât-i kirâmın âşıkıdırlar."

4476- "Kâfir de, mü min de Allah der. Fakat ikisinin arasında mühim bir fark vardır."

4477- "Bir dilenci ekmek dilendiği için Allah der. Bir mütteki ise tâ samîm-i rûhundan gelen bir ihlâs ve coşkunlukla Allah ı zikreder."

4478- "Eğer dilenci, söylediği sözün, yani, Allah lafz-ı şerifinin ne demek olduğunu hakkıyle bilseydi onun nazarında ne eksiklik, ne de fazlalık kalırdı."

4479- "O ekmek tâlibi, saman için Mushaf taşıyan eşek gibi senelerce Allah der."

4768- "Bütün kâfirler, peygamberlerin cevheri parıltısından, onların nûr-ı nübüvvetinden feyz almaya kendileri mani olurlar."

5559- "Kâfirler, Hz. Ahmed ve Muhammed Aleyhi  ve Alihi salevâtülehadi beşer gördüler. Çünkü ondan (inşakkalkamer)i görmediler."

5755- "Kâfirler görüp anlayacaklardır ki onlar, toprak kadar da cömerdliğe nâil olamamışlardır."

5756- "Kâfirlerin vücûdundan gül ve meyve yetişmedi. Bütün temizlikleri bırakıp  fesaddan başka bir  şey aramadı."

5757- "Onların her biri diyeceklerdir ki gidişimde çok geri gitmişim. Keşke ben de toprak olaydım."

5758- "Keşke Topraklıktan  sefer edip yükselmeyeydim, toprak gibi ben de dâne devşirip  onu meyve hâline getireydim."

5759- " Topraklıktan insanlığa sefer edince yol beni imtihan etti. Bu sefer de bulunmaktan yol hediyem ne oldu "

5760- "O, önünde bir fâide görmediği için gözü topraktadır."

5761- "Onun yüzünü geriye çevirmesi, dünyâya olan hırsındandır, gideceği yola teveccüh etmesi ise sıdkı ve niyâzıdır."

5762- "Yukarıya meyleden, yani, büyüyüp yükselen her otta neşv ü nemâ ve hayat fazlalığı  vardır."

5763- "Başını toprağa çevirince eksilir, kurur, noksan bulur ve  zarara uğrar."

5764- " Eğer rûhun meyli bâlâya, yani, Rabbi il- Âlâya olursa merci ve meâb ın da onun nezd-i Ulûhiyyeti olur."