Mevlanadan sert çıkışlar ve kesin açıklamalar (1)

Abone Ol

Birçokları yazımın başlığına bakarak “Mevlana da sert

çıkışlarda bulunmuş mu ” diye düşünebilirler. Çünkü Mevlana Celaleddin Rumi hep

yumuşak taraflarıyla anlatıldı. Toleranslı (Müsamahakar) yönleriyle dile

getirildi. Ancak Mevlana acı da olsa, ağır da gelse birçok gerçeği olduğu gibi

anlatmış ve ümmet-i Muhammed’i uyarmıştır.

Aslında Mevlana’nın İslami gerçekleri olduğu gibi anlatması

sert çıkış olarak nitelendirilemez. Ancak çoğu kez tamamen yumuşak ve

müsamahakar ifadeleri gündeme getirildiği için bizim şimdi yazacağımız

mesajları sert gelebileceği için böyle bir başlık ile yazmayı gerekli gördük.

İşte Mevlana gerçeği:

Mevlana Mesnevi’sinin 9062 ve 9063. beyitlerinde Nuh

Peygamber’in masnu’a yani mahlukat veya kainata aşık olanlara kafir demesini

“Ya Rabbi ben senin sanatına aşıkım; kafirler gibi masnua (yapılmışa) nasıl

aşık olurum” şeklindeki sözlerini şiirine dökerek takdirle karşılamıştır. Yani

bir kimse “Ben tabiata aşıkım” dese Nuh (as)’a göre kafir olur. Mevlana da onu

benimsiyor. Gerçekten de kainattaki sanata ve dolayısıyla onun sahibine yani

Allah’a aşık olmak varken masnu’a (yaratılmışa) aşık olmak ince akıllıların işi

olamaz.

Birçokları Kur’an tefsirlerinde Nil nehrinin kan aktığı

yönündeki açıklamaları tevile kalkıştıkları halde Mevlana Mesnevi’sinin 15204

numaralı beyitlerinde “NİL RA BER KIPTIYAN HAK HUN KÜNED SIBTIYAN RA EZ BELA

MASUN KÜNED - Nil nehrini Allah Kıptilere kan eyledi ama Sibtiler (İsrail

oğulları) beladan korundu” diyerek gerçekten Nil nehrinin Firavun’a kulluk

yapan Kıptilere kan olduğunu kesinlikle ifade ediyor.

Yine Kur’an’da Karun isminde kafir bir zenginin diyarıyla

birlikte Hz. Musa’nın duasıyla yere batırılması bazılarınca tevil edilmeye

çalışılırken Mevlana Mesnevi’sinin 15218. beytinde: “ÇUN BEDANİŞ DANA VAKTİ

HASEF DER HAK KARUN Kİ KAHREŞ KERD NESEF - Bizi Karun’un yere geçeceği zaman

onu kapıp helak eden yer gibi vakıf bil..” ifadesinde bulunarak Kur’an’daki

anlatımı olduğu gibi kabul eder.

Yine birçokları ayın ikiye bölünmesi mucizesini tevil, hatta

inkar ederken Mevlana Mesnevi’sinin 15219 numaralı beytinde: “Çun Kamer Ki Emir

Bişünid Ve Şitaft / Pes Du Nime Geşt Ber Çarh Ve Şikaft - Kamer (ay) ki o emri

duydu ve acele etti / Sonra semada iki parça oldu” diyerek ayın gerçekten

Peygamberimizin işaretiyle iki parçaya bölündüğü mucizesini kabul ve ilen

ediyor.

Ağaç ve taşların Peygamberimize selam verdiklerini

müsteşriklerin reddetmeleri üzerine bazı İslam alimlerinin bu olayları da

tevile kalkışmaları yanında Mevlana 15220. beyitlerinde: “Çun Diraht Ve Seng Ki

Ender Her Makam / Mustafa ra Kerd Zahir Es Selam - Nerede bir ağaç ve taş varsa

Mustafa’ya açıkça selam verdiler” diyerek bu her iki mucizeyi de kabul ve ilan

etmiştir.

Namaz kılan her müslümanın günde birkaç defa okuduğu Fil

suresindeki “Ebabil” kuşlarının Habeşistan’a bağlı Yemen valisi Ebraha’nın

fillerle donattığı ordusunu ağız ve ayaklarında taşıdıkları birer taş ile helak

ettikleri de birçokları tarafından tartışılırken Mevlana Mesnevi’sinin 10201.

beytiyle: “MURĞ BABİLİ DU SEH SENG EFKUNED / LEŞKER-İ ZEFT-İ HABEŞ RA BİŞİKEND

PİL RA SEVRAH SEVRAH EFKKUNED / SENG-İ MÜRĞİ KÖ BE BALA PER ZEND - Ebabil

kuşları üçer taş attı ve Habeş’in kalabalık askerini kırdı. Semada kanat vuran

bir kuşun taşı fili (baş fili) delik deşik eyledi” ifadeleriyle fil ordusunun

kuşlar tarafından perişan edildiğini ilan etmiştir.

Mevlana’nın sert ve kesin çıkışlarını yazmaya devam edeceğiz

inaellah.