Mevlâna Topraklarında Hoşgörüsüzlük

Abone Ol

"Merd ârif hoş demiş kim bu beyti kim

Yeme gel nân i etmek nâmerd ile"

İsmail Hakkı [Haksal] Efendi nin cönkünden

 İnsanımızın başını kabuğundan çıkarıp dışarıya bakmaya ürktüğü, insanın insana kuşkuyla, öfkeyle baktığı bir zaman süreci yaşanıyor. İnsanların arasına gerdirilen soyut perdelerle, insanın birbirine ulaşma güçlükler giderek artıyor. Kitabî bir milletin kitap ötesi, sevgi ötesi bir alana ve düzleme kaydığı görülmekte.

Kim halinden memnun, kim kendini tanımlayabiliyor. Kim kime nasıl bakıyor, birbiri hakkında ne düşünüyor Günlerdir ekilen gerilim tohumlarıyla herkes birbirine öfke sunmada. Öfke ekip biçenler, bunu gergin bir hâle getirenler hallerinden memnun olsa gerektirler. Uzaktan uzağa bakıp gerilim tohumları ekilirken kıs kıs gülmededirler. Onlar, kinden nefretten kendi paylarına çıkar devşirirlerken içinde bulunduğumuz durumun sonuçlarının nereye varacağı kestirilemiyor.

Geçmişin sosyal demokratları, sol aydınları, bulundukları yeri değiştirerek liberal rol üstlenmişler. Geçmişin radikal İslâmcıları, siyasal İslâmcıları da liberalleşmişlerdir. Müslümanlar bir yandan kuzulaştırılıp etkisizleştirilirken bir yandan liberal çizgiye yakın duruyorlar. Kimi cemaatler suya sabuna dokunmaz, özellikle siyasadan uzak durur gibi görünürken birden siyasanın en netameli yerinde yer alıyorlar. Semitik ruhun baskınlaştığı, Yahudi severliğin artık bir vecd haline geldiği, getirildiği bir zaman düzlemi. Yeryüzünde kırdırılan Müslümanlar için acı çekmeyenler Yahudilerin faziletlerinden dem vuryorlar. Kıyısından köşesinden insanlarımız bu alana hızla yönlendiriliyorlar. En keskin, katı, cübbeli, şalvarlı, çarşaflı cemaatlerin, radikal yani fundamentalist diye tanımlanan Müslüman kesimin abedeci bir düzleme kayışlarının hayreti yaşanmakta. Geçmişte siyaseti küfür olarak niteleyenlerin, Amerikancı siyasetçilerin olan haşir neşirliğini nasıl izah edeceğiz. Ne yandan bakarsak bakalım izahı mümkün olmayan açmazlar yumağı içinde bulunuyoruz.

Ortaya atılan tezlerin, kavramların insanları nasıl oyaladıklarının tanığıyız. Bu kavramlar etrafında bir düşünce geleneğinin nasıl çizgisinden saptırıldığını acıyla izliyoruz. Hedef tahtası haline gelen, getirilen kurumların, kişilerin artan nefreti karşısında nefret giderek artmada. İnsan kendisine yer bulamayacak kadar bir gerilimin ağına düşmede.

Sosyal demokrat liberaller, İslâmcı liberallerle kol koladırlar. Kim kimi kullanıyor, kim kimi ekecek bunu zaman gösterecek.

Geçmiş zamanda, İslâmcıları kollarına takıp oradan oraya koşturanların çoğu bir başka yerdedirler. Kollarına aldıkları kişileri nasıl maskaraya çevirdikleri ve etkisizleştirdikleri de.

Mevlânâ nın doğumunun 800. yılı. Bu yıl münasebetiyle sevgi, merhamet ve rahmeti altından olunması gerekir. Mevlâna desek kimse kimseye fırsat vermez. Masonundan liberaline, ılımlı Müslüman ından [Ne demekse bu!], birbirilerine kol ve omuz verenler bir yandan kin tohumları ekiyorlar. Mevlâna nın deyimiyle yola dikenler dikiyorlar. Bu dikenlere takılan herkesin sadece giysileri yırtılmıyor, ruhları da paramparça oluyor.

Evvelki akşam Kadıköy de eşim ile birlikte yürürken geç vakit, yollar, ortam çok tenha. Ben bir yana bakıyorken birden eşim üzerime doğru savruldu. Ne oldu diye dönünce iki kişi, yanımda eşime omuz atarak bir de özür dileyerek geçip gittiler. Bir Ramazan gününde, bir Mevlâna yılında, bin yıldır bu topraklarda birlikte yaşamakta olduğumuz halde, birden nefret ve kin tohumlarının kurbanı oluverdik. Öfkeli anda sabır silahını kuşanmasak bir cinayet çıkabilirdi. Radikal İslâmcısından ben bunlara paracı İslâmcılar-sekülerler diyorum-, jakoben laiklere ve sekülerlere kadar hemen herkes bundan sorumludur.

Arif olan mert adam bu beyti ne hoş söylemiş/ Mert olmayan adam ile ekmek yeme.