Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî ve Görüşleri

Abone Ol

Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri, 1779 yılında Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin Irak’ın Şehrizor eyaletine bağlı Süleymaniye şehrinin Karadağ kasabasında dünyaya geldi. Babası Pir Mikâil ve annesi sûfi gelenekle yetişmişti. Soyu, baba tarafından Hz. Osman’a (R.A.) ulaştığı rivayet edilmektedir.

Efendimiz, büyüğümüz anlamına gelen “Mevlâna” ismiyle şöhret bulmuştur. Karadağ kasabasında ilköğrenimi ikmal etmiş, Berzenc ailesinden Şeyh Abdürrahim ve kardeşi Şeyh Abdülkerim başta olmak üzere bölgenin âlimlerinden ders almış, kelâm ve mantık ilmine ilgi duymuş, bölgedeki ilim merkezlerini dolaştıktan sonra Bağdat eyaletine gitmiş, Şeyh Abdülkerim Berzencî’nin vefatı üzerine Süleymaniye’deki medresesinin sorumluluğu üstlenerek burada bir süre müderrislik yaptı.

1805 yılında hacca gitmek için çıktığı yolculuk, hazretin tasavvuf yolculuğunun başlangıcı oldu. Bu yolculukta Mekke’de karşılaştığı bir zatın telkiniyle mürşidini aramak için yönünü Hindistan’a çevirdi. 1809 yılında Süleymaniye’yi ziyaret eden Mirza Rahîmullah Azîmâbâdî adındaki bir dervişin kendisine Hindistan’ın Delhi şehrindeki Nakşibendî şeyhi Abdullah Dihlevî’ye intisap etmesi konusundaki telkiniyle Hindistan yolculuğuna çıktı. Yol boyu uğradığı İran ve Afganistan’da bir süre kaldıktan sonra Delhi’deki Abdullah Dihlevî Hazretlerine mülaki oldu ve intisap etti.

Kısa sürede seyrüsülûkunu tamamladı; hazret tarafından halife olarak görevlendirilerek Süleymaniye’ye döndü. Mevlâna Hazretleri, Nakşibendiyye tarikanının yanında Kadiri, Sühreverdî, Kübrevî ve Çiştî tarikatlarında da irşada görevli kılındı.

Bağdat Valisi Said Paşa tarafından desteklendi. Paşa, Mevlâna Hâlid’in (K.S.) salih bir kişi olduğuna inanarak Hille Müftüsü Muhammed Emin Topukçulu’ya hazretin aleyhindeki suçlamalara reddiye yazdırdı. Yine Vali Mahmud Paşa tarafından kendisine Süleymaniye’de bir zaviye yaptırıldı.

Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî, irşad faaliyetlerini için Bağdat’a döndü ve talebe yetiştirmeye devam etti. Daha sonra Bağdat’tan Şam’a geçerek irşad faaliyetlerine burada devam etti. Şam’da Ümeyye Camii’ndeki Benî Gazzî Halvethânesi’ne yerleşti. Şeyh İsmail Gazzî’nin kız kardeşi ile evlendi.

Halifelerinden Abdülvehhâb es-Sûsî’nin bağımsız bir şeyh gibi hareket etmesi üzerine hilâfetten azletmesi ve Sûsî’nin Mevlâna hazret aleyhinde faaliyette bulunması üzerine son devrin büyük İslâm âlimlerinden İbni Âbidin’in Sellü’l-ḥusâmi’l-Hindî li-nuṣreti Mevlâna’ş-Şeyḫ Ḫâlid en-Naḳşbendî” adıyla suçlamaları reddetmesi, hazretin dirayetini göstermesinin yanında kendisinin kıymetini bilen büyük âlimlerin de olduğunu göstermektedir.

Melâna Hâlid (K.S.), ikinci hacc yolculuğu esnasında hastalanarak 9 Haziran 1827 yılında vefat etti. Şam’daki Kasiyûn Dağı’nın eteklerindeki Nur Tepesi’ne defnedildi. Allah-u Teâlâ rahmet eylesin. Bizlere de kendisinin bıraktığı ilim ve feyzinden istifade etmeyi nasip etsin.

GÖRÜŞLERİ VE ESERLERİ:

Hicrî 12’inci asrın müceddi Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri, Tarikat-ı Nakşibendiyye’nin Halidiyye kolunun başı olarak tanınmış, Ehl-i Sünnet dışındaki akımlarla ilmî tartışmalar yapmış; Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye tarafından desteklenmiş mümtaz bir âlim, mümtaz bir mutasavvıftır.

1-Divan: Farsça ve Arapça şiirlerden oluşan şiirlerini muhtevi bu kıymetli eseri Sadrettin Yüksel Hoca tarafından Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî’nin Divan ve Şerhi” adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir (İstanbul 1977).

2-Risale fî is̱bâti’r-râbıṭa: Rabıta hakkındaki bu risalesi İstanbul (1284), Kazan (1890) ve Şam’da (1289) basılmış; Tercüme-i Reşehât’ın kenarında Türkçeye tercüme edilmiştir.

3-Buġyetü’l-vâcid fî mektûbâti’l-Mevlâna Ḫâlid: Mevlâna Hâlid’in (K.S.) mürit ve halifelerine hitaben yazdığı bir kısmı Arapça ve Farsça mektuplarıdır. Mektubât-ı Mevlâna Hâlîd adıyla Türkçeye çevrilmiştir (Tercüme: Dilaver Selvi-Kemal Yıldız, İstanbul 1993).

4-Risale fi’ṭ-ṭarîḳ: Şerîf Ahmed b. Ali tarafından Türkçeye çevrilmiştir.

5-Risale fî âdâbi’ẕ-ẕikr: Bu eser, Buġyetü’l-vâcid fî mektûbâti’l-Mevlâna Ḫâlid içinde de yayınlanmıştır.

6-Risale fî âdâbi’l-mürîd ma’a şeyḫih.

7-Cilâʾü’l-ekdâr: Eser, Bedir gazilerinin isimlerini ihtiva eden bir manzumedir.

8-Ferâʾidü’l-fevâʾid: Meşhur Cibril hadisinin Farsça şerhidir.

9-Vaṣiyetü’ş-Şeyḫ Ḫâlid: (İstanbul 1284).

10-Risâletü’l-‘ikdi’l-cevherî fî’l-fark beyne kesbeyi’l-Mâtürîdî ve’l -Eş‘arî:

Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî’nin İrade-i Cüz’iyye’yi konu alan bu kıymetli eseri, Hicri 1259 İstanbul ve Hicri 1334 Şam’da basılmıştır. İmam Eş‘arî ve İmam Mâtürîdî’nin, kulların fiillerinin yaratılması meselesindeki görüş farklılıklarını konu edinen risalesi önemlidir. Zira Mevlâna Hâlid rahmetullahi aleyh gibi derin ilmiyle temayüz etmiş bir âlimdir. Onun bütün eserleri kıymetlidir.

Osmanlı’nın son şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’nin “Mevkîfu’l-Beşer Tahte Sultâni’l-Kader” eseriyle Mevlâna Hâlidi Bağdâdî’nin “Risâletü’l-‘ikdi’l-cevherî fî’l-fark beyne kesbeyi’l-Mâtürîdî ve’l-Eş‘arî” adlı risâlesi, kader hakkında önemli başvuru kaynaklarıdır.