İnsanoğlu ne vakittir kendisini makine üzerinden tanımlayama başladı bilinmez ancak son dönemde en yaygın tanımlama araçlarından bir tanesi “metal” metaforu olmaya başladı. İnsan çalışır ve yorul da metalin yorulmasını ilk defa duyar olduk. Metal yorulur mu? Yoruluyor imiş. Metal teşbihinden anlaşılan; metal parçalarından oluşan bir yapının bir kısım parçalarının yıpranmaya başladığı olsa gerek. Yani yapı aslında bir metaller topluluğu… Aslında bir metal yığını…
Metal serttir halden anlamaz… Metal soğuktur huzur vermez… Metal ruhsuzdur şuur vermez… Hulasa yapı metal ise; o yapıdan ne kendine ne de başkasına fayda gelmez…
İşte böyle bir yorgunluk ve işte böyle bir yorgunluğu üzerinden atmaya çalışan bir yapı ile karşı karşıyayız… Neden yoruldular… Metal yığını olan yapının bazı parçalarının kalitesi mi yapının kendisine uygun değil? Yoksa artık yapı kaliteli parçaları taşıyamaz duruma mı geldi? Yahut yapının bir kısmını kurtarmak için önemli olmayan bazı parçaları yorgunluk gerekçesi ile mi tasfiye ediliyor?
VEYA
İnsanoğlu ne vakittir kendisini elde ettiği rant üzerinden tanımlamaya başladı bilinmez ancak son günlerde kullanılması gereken en önemli metafor kuşkusuz “meta” yorgunluğu olsa gerek. İnsan çalışır ve bu çalışması karşılığında bir kazanç elde eder. Ancak meta teşbihinden anlaşılan; meta peşinde koşan bir topluluğun bir kısım unsurlarının haddinden fazla “meta”lanması sonucunda ortaya çıkan oburluk yahut yorgunluk sanırım.
Meta haramdır… Meta kul hakkıdır. Meta huzur vermez. Meta ruhu kirletir. Meta fıtratı bozar. Hulasa yapı meta üzerine kurulmuşsa o yapı kendisinin ve insanlığın felaketi olur.
İşte böyle bir yorgunluk ve işte böyle bir yorgunluğu üzerinden atmaya çalışan bir yapı ile karşı karşıyayız… Neden yoruldular… Meta kavgasına mı düştüler? Yahut metanın büyük kısmını elde edebilmek için metada gözü olanlar devre dışı mı bırakılıyor?
VEYA
İnsanoğlu ne vakittir kendini tükenmişliği üzerinden tanımlar bilinmez ancak son dönemde kullanılması gereken en önemli metafor kuşkusuz “mental” yorgunluğu olsa gerek. İnsan çalışır ve yorulur. Bu yorgunluk “mental” olarak tıp açısından isimlendirilir. Mental teşbihinden anlaşılan; kişinin bir iş sırasında sürekli başarısız olması ve bu başarısızlığın kişide bir tükenişe sebep olmasıdır.
İşte böyle bir tükenişle bitme aşamasına gelmiş bir yapı ile karşı karşıyayız. Ne vakit hastalandılar yahut ne vakitten beridir mental hastalıklarını gizlemeye çalışıyorlar bilinmez ancak tükeniş ve bitiş mukadder görünüyor.
Bir yapı düşünün ki kurulurken iklim ve toprakla irtibatı sağlanamasın… Hesapları ve çizimleri bu coğrafyanın çocukları tarafından değil başka iklimlerin başka coğrafyaların insanları tarafından yapılmış olsun… Dıştan bakınca yerli mimariye benzer şekli, bakanları 15 yıl boyunca yanıltsın. İçine girince kullanılan bütün malzemenin soğuk metalden ve yabancı ürünlerden olduğu anlaşılsın. Bir yapı düşünün sadece makyajı yerli olsun… Bir yapı düşünün her gün sahip değiştirsin ve sahibine göre renklere, sahibine göre şekillere bürüsün…
Bir yapı düşün ki meta için dostlukları yok saysın. Bir yapı düşün ki meta kavgası artık yapının içine sığmaz olsun. Bir yapı düşün ki herhangi bir meselenin iyi ya da kötü olduğuna gelecek meta üzerinden karar versin. Metalar içinde yüzen yapı artık metaları paylaşamaz oldu. Artık meta yetmez oldu. Metanın ortak sayısı çoğalınca meta kavgası makam kavgası altında öldüresiye devam eder durumda… İstifalar, görevden el çektirmeler, defolu ilan etmeler hep bunun neticesi…
Bir yapı düşün ki bitkin. Bitmek kaderi olmuş. Bünyeye kibir belası girmiş. Bünyeye körlük, adaletsizlik girmiş. İşi ehline vermemek bünye için bir iş tutuş tarzına dönüşmüş. Kandırılmanın vermiş olduğu bitkinlikler, kandırılmanın vermiş olduğu yılgınlıklar ve niceleri… Kandırılmanın dahi kandırıldığı dönemler… Kandıranın kim, kandırılanın kim olduğunun anlaşılamadığı zaman dilimleri… Artık bitkinlik normal, mental yorgunluk hat safhada zira bir bitişin hikâyesidir bu…
İşte böyle bir yapı ortaya çıkınca kaçınılmaz olarak bir “mevt” beklemek gerekiyor. Artık iklim değişti, toprak, bu kadar sorunlu bir yapıyı taşıyamaz oldu. Artık sahipleri yapının bünyesi ile o kadar oynadı ki bünye artık kendini kaldıramaz oldu.
Yeni sahip yok. Yeni talep gelmez oldu. Vakit yapı için tamam. Son cümle son dem son an… Geliyor beklenmekte olan. Metal, meta, mental ve mevt… Son çırpınışlar son günlerde olanlar. Artık bitiş bitmiştir. Tükeniş tükenmiştir. Son yazısı çoktan gösterildi bu filmde, siz anlamasanız da dilinden.