Mesut Yılmaz

Abone Ol

Birkaç kez başbakanlık ve bakanlık koltuğunda oturdu. Bir dönemin en çok konuşulan isimlerindendi; Mesut Yılmaz da bu dünyadan göçtü.
Dün devlet erkânının da katıldığı cenaze namazının ardından defnedilen Yılmaz, geride bir yığın siyasi anı, hatıra ve anekdot bıraktı. Birini hatırlatmak gerekirse;

Yıl; 1991… Aylardan Haziran…

Mesut Yılmaz ile dönemin başbakanı Yıldırım Akbulut’un yarıştığı Anavatan Partisi (ANAP) Kongresi...
Gergin ve gerilimli bir ortam vardı…
Kongreyi kimin kazanacağı son ana kadar belli değildi. Heyetlerin biri gidip biri geliyordu… Görüşmeler, temaslar… Hepsinden öte kulisler… Ama ne kulisler…
ANAP’ın önde gelen isimlerinden Cenap Gülpınar, kongreye kısa süre kala önce Başbakan, ANAP Genel Başkanı Yıldırım Akbulut’a gitti...
Kulislere yansıyan bilgilere göre Gülpınar, Yıldırım Akbulut’a, “Beni bakan yaparsan seni destekleyeceğim…” dedi...
Ancak Akbulut, böyle bir söz vermedi...
Gülpınar, bu kez Mesut Yılmaz’ın karargâhındaydı...
Benzer öneriyi Mesut Yılmaz’a yaptı.
Mesut Bey kulislere göre bu teklifi kabul etti...
Şanlıurfa’nın 23 delegesi o kritik kongrede oyunu Mesut Yılmaz lehine verince bir anda dengeler değişti.
Mesut Yılmaz, 21 oy farkla genel başkanlık koltuğuna oturdu...
Türk siyasetinde pek nadir görülen bir olay da böylelikle gerçekleşti; “Başbakan ve parti genel başkanı olarak, Yıldırım Akbulut hem başbakanlık hem de parti genel başkanlık koltuğunu” rakibi Mesut Yılmaz’a kaptırdı...
Eyüp Cenap Gülpınar da kongre sonrası kurulan Yılmaz kabinesinde devlet bakanı olarak görev aldı.
Ve bu kulis, yıllarca dilden dile dolaştı…

ŞAYET O MUTABAKAT SAĞLANABİLSEYDİ...

Mesut Yılmaz’la ilgili bir başka anekdot daha;
Kısa süre içinde efsane icraatlara imza atan Refahyol Hükümeti üzerinde karanlık, şer odakların baskı kurmaya çalıştığı dönemler…
Peki, böyle bir konjonktürde ne yaptı, Refahyol Hükümeti Başbakanı, Prof. Dr. Necmettin Erbakan?
Erbakan Hoca önce ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ı TBMM’deki odasında ziyaret etti ve şu teklifte bulundu: “Biz size gerek ülkenin geleceği gerekse Meclis çalışmaları konusunda yardımcı olalım. Siz de bize yardımcı olun...”
Erbakan Hoca, antidemokratik yasalar başta olmak üzere parti kapatmaların önüne geçilmesi için Anayasa değişikliği teklifi götürmüştü, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a.

Ancak Mesut Yılmaz'ın planları bambaşkaydı!
Yılmaz’dan hemen sonra da DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’i TBMM’de ziyaret etti, Erbakan Hoca. Çiller’e de, “Demokrasinin yerleşmesi ve Anayasa’da insan haklarına özgürlüklerine aykırı hükümlerin değiştirilmesi” için işbirliği teklif etti.
Bu görüşmelerinin ardından bir basın toplantısı düzenleyen Erbakan, Türkiye’de insan hakları, özgürlükler ve demokrasinin güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğunu belirterek, “Bunu Parlamento’daki bütün partilerin elbirliğiyle sağlamak amacıyla bu girişimi başlattığını” ifade etti.

Peki, sonra ne mi oldu?
Mesut Yılmaz, Erbakan Hoca’nın bu teklifini görmezden geldi.
* Ve, 28 Şubat darbesi döneminde yaşanan bildiğiniz bütün o antidemokratik baskılar, uygulamalar, zulümler, mağduriyetler yaşandı.
Başka mı?.. Refahyol’dan sonra kurulan Mesut Yılmaz’ın başbakanlığındaki hükümette;
* Bir gecede binlerce memurun ataması çıkarıldı. Adeta sürgün gibiydi bu atamalar...
* Milyonlarca kişi yasa dışı yollarla fişlendi...
* Binlerce memur yasalar hiçe sayılarak işlerinden edildi, atıldı...
* Yeşil sermaye denilerek Anadolu’nun öz evlatları iş dünyasından el çektirilmek istendi.
* Üniversitelerde ikna odaları kuruldu.
* İmam hatip liselerinin orta kısımları kapatıldı. Katsayı garabeti yaşandı... Başbakan Mesut Yılmaz bu süreçte, imam hatipli öğrencileri ‘yarasa’ya benzetti…
* Bunların da ötesinde seçilmiş, meşru bir başbakanın, merhum Necmettin Erbakan'ın antidemokratik yöntemlerle görevi bırakması için özellikle bu dönemde dış baskılar yaşandı... (Bknz lütfen; bu köşede yayımlanan “Kim bu Alan Makovsky?” seri yazısı…)

* Ne katakulliler… Ne ayak oyunları… Akla hayale gelmedik ne Bizans entrikaları… Daha neler neler...
***
Erbakan Hoca’nın bu önerisi, Mesut Yılmaz başta olmak üzere diğer siyasetçiler tarafından kabul edilseydi bambaşka bir siyasi tablo yaşanacaktı...
Sizce de öyle değil mi?

YILDIRIM AKBULUT - MESUT YILMAZ!

Yıl; 1995…
20. Dönem milletvekili seçimleri…
ANAP Genel Merkezi’nde milletvekili aday listeleri belirleniyor.
Siyasi partilerde şöyle bir teamül öteden beri vardır; partiye yıllarını vermiş, genel başkanlık yapmış, bakanlık yapmış ve ‘duayen’ olarak anılan isimler kendi memleketlerinden değil de İstanbul gibi, Ankara gibi illerde liste başı yapılırlar ki yerleri garanti olsun!
ANAP Genel Merkezi’ndeki liste çalışmasında Erzincan’a sıra geldiğinde, Yıldırım Akbulut’la ilgili şöyle bir kanaat ortaya çıkar; “Şu kadar yıl(lar) Erzincan’da siyaset yaptı, Yıldırım (Akbulut) Bey gitsin, memleketinden milletvekili seçilsin, gelsin!”
Önce soğuk bir hava eser salonda ama bu görüş benimsenir.
Neticede, eski Başbakan Akbulut memleketinden, ANAP listesinden milletvekili adayı gösterilir.
Ama köprünün altından çok sular akmıştır; ne Erzincan eski Erzincan’dır ne de Akbulut 1980’lerdeki Akbulut’tur… Üstelik başbakanken makamına gelen ve memleketleri için taleplerde bulunan hemşerilerine, “Ben sadece Erzincan’ın değil, tüm Türkiye’nin başbakanıyım!” diyen bir portre vardır!
Neticede Yıldırım Akbulut seçimi kaybeder ve memleketinden milletvekili seçilemez. 1995 seçimlerinde Refah Partisi (Naci Terzi, Tevhit Karakaya) 2, CHP (Mustafa Kul, Mustafa Yıldız) 2 milletvekili çıkarır.

ÇİLLER VE YILMAZ

Mesut Yılmaz denilince akla ilk gelen isimlerden biri kuşkusuz Tansu Çiller. Nam-ı diğer ‘Sarışın Güzel Kadın’. Hatta bir ara şöyle bir benzetme yapılırdı: “Yılmaz ve Çiller birbirini besleyen iki politikacı; birini çekip alırsan diğeri de gider!”
Nitekim, öyle de oldu. Çiller de tıpkı Mesut Yılmaz gibi 2002 seçimlerinden sonra siyasete veda etti, politikayı bıraktı.
Tansu Hanım siyasete bir girdi, pir girdi. DYP'ye genel başkan seçildi. Başbakan oldu. Mesut Yılmaz’la kurduğu ve kısa sürede dağılan Anayol Hükümeti başlı başına incelenmesi gereken bir dönem.