Meselemiz, meselesiz gençliktir

Abone Ol

Yirmi birinci yüzyıl medeniyetlerin çarpışacağı, siyasi, ekonomik ve teknolojik rekabetin zirveye çıkarak gerçek fikirlerin dünyaya yön vereceği bir yüzyıl olacaktır. Millet olarak bu yüzyıla girerken buna hazır olduğumuzu söyleyemeyiz. Sadece, her alanda ilerlememizi sağlayacak olan büyük bir gençlik potansiyeline sahibiz.

İnsan, göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindiği o "emaneti" yüklendi. Bize yüklenen bu sorumluluğun yerine getirilmesinde "gençlik dönemi" büyük bir rol oynayacaktır. "Genç"in yetişmesi, gelişmesi ve verimli olması için öncelikli olarak eğitim anlayışımızla işe başlanılmalıdır. Çünkü bütün zihinsel ve sosyal dönüşümler ancak eğitimle, o da; anlayışımızdaki farkla mümkün olacaktır. Biz bu farka mesele diyoruz. "Meselesi olmayan genç" bu farkı oluşturamaz, bu farkı oluşturmadan verilecek eğitim de yüklendiği sorumluluğu yerine getiremez. İşte geldiğimiz bu tarihi noktada gençliğimizin en büyük meselesi: eğitimsizliği değil, meselesizliğidir.

Aidiyet duygusunu kazanmış, ülkemizin geleceğini kendine dert edinmiş ve kendisini ilimle donatmış bir gençliği yetiştirecek millî bir meselemiz olmalıdır. Millî-manevî değerlerimizin rengini verememiş, altyapısını tamamlayamadan yaz-boz tahtasına dönmüş olan eğitim anlayışımız, bu milli meseleyi oluşturma yerine, ne yazık ki kendi sorunlarıyla boğuşan bir gençlik t-üretmiştir. Çünkü gençlerimiz meselesiz bırakılmıştır. İşte bütün mesele: gençlerin, (mesele sahibi) olmak ya da (mesele sahibi) olmamak arasındaki farkı anlamasıdır. Gerçek çözüm burada yatmaktadır.

Gençlerini dava şuuruyla yetiştirmek için çaba sarf etmeyen toplumlarda kuşaklar arası çatışmayı net olarak görmekteyiz. Evladının sadece dünyalık değerlere ulaşması için çaba gösterip özel okul, özel dershane arayışına girerek iyi bir okul kazanması için gösterdiği gayreti, iyi bir ahlak ve terbiye alması noktasında "mesele" etmeyen aileler, gençlerin milletimizin değer yargılarına sırt çevirmesine ve insan fıtratıyla çelişerek yabancı ve başkası olmasına zemin hazırlamaktadır. Son yirmi yılda idealleri ellerinden alınan (meselesizleştirilen) gençler, parayı, sevgi ve özgürlüğün önüne koymuş vaziyettedir. İnançlarından taviz vererek acizleşmiş, maddeyi ön plana almış ve yalnızca dünyası için yaşamakta olan gençler, davasının ve gayesinin ne olduğundan habersiz biçare kariyer peşindedirler.

Gençlik ömrün baharıdır. Heyecanın, cesaretin, zindelik ve gücün sembolüdür. İşte; zorlukları aşmak için zindelik ve güce, hedeflere yönelmek için de heyecan ve cesarete ihtiyaç duyulur. Milletinin varlığını tanımak ve bilmek, bu fikir ve meselenin, zihinlere ve gönüllere yerleştirilmesiyle gerçekleşir. Hikmetin esası; ferdin ve milletin kendi kendini bilmesi, başkası olmamasıdır. Bu ise dava adamı olmaktan geçer. Dava, Ebu Bekir gibi sadakat ister, yalnız Allah ın rızasını gözetir. Dava; yüz yaşında bile olsa Allah tan şehadeti dileyen Ebu Eyüb el Ensari gibi mücadele ve sabretmektir.

Gençlerin "mesele sahibi" olarak yetişmelerini sağlamak için;  sosyal faaliyetlere katılımı sağlanarak hem kabiliyetlerini kullanmalarını hem de tecrübe kazanarak sorumluluk sahibi olmaları sağlanmalıdır. Onlara; peygamberlerin, evliyaların ve tarihte başarılı olmuş büyük devlet adamları, iş adamları, bilim adamları ve yazarların; kısacası "dava adamları"nın hayatları anlatılmalıdır. Gençliğe, yön vererek fedakârlık ekseninde onların ufuklarını geliştirecek sivil toplum örgütlerinin önünün açılması, gençliğin önünün açılması, çalışma azminin kazandırılması demektir. Bu milli şuur ve heyecanı, sevgi ve kardeşliğin teminatı olan gençlerin oluşturduğu bu teşkilatlar gerçekleştirecektir. Çünkü bu gençler, fedakârlık yaptıkça genç kalacak, genç kaldıkça fedakârlık yapacaklardır. Böylece; "gençlik dönemi" hayatlarının tamamı olacak, emeklilikleri mezarda başlayacaktır. 

Büyük bir medeniyetin ve meselenin temsilcisi olan bizler 21. yüzyıla büyük umut ve hedeflerle girmek zorundayız. Meselesine vakıf olan gençlik, ülkemizin ve dünya insanlığının meselelerinin çözümüne de vakıf olacaktır. Çünkü tarihin bize yüklediği misyonu hakkıyla yerine getirmemizi sağlayacak gerçek fikirlere ve mesele sahibi büyük bir gençlik potansiyeline sahibiz.