Mesele kıyametin kopması değil, inançla ilgili

Abone Ol

Ramazan Bayramı nı geride bıraktığımız şu günlerde de kartel medyası nedense Bayram günlerinde kapanmış olan Ramazan Bayramı-Şeker Bayramı tartışmalarını gündemde tutmayı tercih etti. Hemen belirteyim ki birilerinin Ramazan Bayramı na Şeker Bayramı demelerini, bu hususta ısrar etmelerini fazlaca ciddiye alıyor değilim. Biliyorum ki bu hususta ısrar eden çevreler hemen her zaman dini konularda kendilerine göre ahkam kesmeyi, tüm topumun da kendilerine uyması gerektiğini savunanlardır. Bu çevreleri çok iyi tanıdığım içinde bu tür tartışmaları fazlaca ciddiye almıyorum. Ancak, bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Ramazan Bayramı na Şeker Bayramı denmekle elbette bazı sağcıların ifadesi ile kıyamet kopmaz. Bazı sol tandanslı yazarların ifadesi ile de Ramazan ya da Şeker Bayramı nitelendirmesi toplum olarak kucaklaşmaya ve ortak bir sevinç gününü kutlamaya mani değildir. İsteyen Şeker Bayramı diyerek bayramı kutlar, bayram sevincini yaşar, isteyen Ramazan Bayramı diyerek. Buna kimsenin bir şey dediği yok.

Olay ne kıyametin kopup kopmaması ne de Şeker Bayramı ve Kurban Bayramı ayrımı ile toplumda bir ayrışmaya yol açarak ortak sevinç gününün paylaşılmasını engellemektir. Ortada bir inanç meselesi vardır. Bayrama verilen isim böylesine kendiliğinden Şeker e dönüşmüyor. Bunun arka planı var. Ramazan Bayramı dini bayramlarımızdandır. Yani bu bayramın kaynağı dindir. O din de İslam dır. Dolayısıyla dini kavramları gelişigüzel değiştirmeye kalkışmak dini anlayışta da yozlaşmaya, bir başka ifade ile değişime yol açar. Dinde bir değişim ihtiyacı, daha doğrusu yeniden yorumlamaya ihtiyaç hasıl olacaksa buna karar verecek ve yeni yorumu gündeme taşıyacak olanlar din alimleridir. Yani bu konuda derin bilgiye sahip olanlardır.

Dini konularda öyle de olsa böyle de olsa olabilecek bazı uygulamalar olabilir. Ancak bu tür uygulamalarda bile kişilerin kabulleri belirleyici olur. Farkı yorumlar konusunda insanlar hangi yorumu kabullenmişlerse o yoruma göre hareket eder, uygulama yaparlar. Bu kabuller insanların ibadetini ve inancını belirlerler. Farklı bir uygulamayı tercih edenler, kendi uygulamalarını başkalarına dayatmaya kalkıştıklarında anlaşmazlık ortaya çıkar. Çünkü, herkes kendi uygulamasının doğruluğuna inandığı ya da o uygulamayı kolay bulduğu için tercih etmiştir.

Yıllar önce davetli olarak bir toplantıya katılmak üzere İran a gitmiştim. Yüksek tahsilini Türkiye de yapmış, Türkçeyi çok iyi konuşan bir arkadaş da bize hem mihmandarlık hem de tercümanlık yapıyordu. Toplantılardan boşta kaldığımız bir gün İmam Humeyni nin kabrini ziyarete gittik. Sıcak bir gündü. Hem ziyaretimizi yapacak hem de vakit namazımızı kılacaktık. Türbenin hemen yakınında bulanan çeşmede abdest alırken ayaklarımı yıkıyordum ki mihmandar arkadaş yarı şaka yarı ciddi, "Ağabey ayaklarına mesh ediversen olmaz mı " dedi.

O kendi anlayışını bana tavsiye ediyordu. Ben de ona "Bu sıcakda şarıl şarıl akan suda sen de ayağını yıkayıversen olmaz mı " karşılığını verdim. Sonunda o ayağını mesh etti ben de yıkadım. Çünkü, benim anlayışıma göre abdestimin tam olması için ayağımın yıkanması gerekiyordu. Onun anlayışına göre buna gerek yoktu. Şimdi birisi çıkar, sen de onun dediğini yapıverseydin kıyamet mi kopardı derse mantıksızlık sergilemiş olur. Çünkü, ortada kıyametin kopup kopmayacağı tartışması yok. Farklı anlayışların yansıması var. Ben arkadaşa arkadaş bana uyduğunda inancımızda bir başkalaşma gündeme gelecek demektir. Bu da laf olsun ya da bir başkasını memnun etmek için yapılamaz. Yapıldığı zaman inançta ciddiyetsizlik ortaya çıkar. İnançta ciddiyetsizlik olmaz. İnanıp inanmamakta herkes serbesttir. Bu hususta kimse kimseye karışamaz. Ancak, inandım dedikten sonra neye inanmış isen o hususta titiz olman gerekir. Lafı uzatmanın anlamı yok. Ramazan Bayramı-Şeker Baryamı ayrımı da benzer bir anlayış farklılığını gündeme getiriyor. Kimsenin benim gibi inanma mecburiyeti yoktur ama kendi anlayışını genel doğru kabul edip ikide bir benim Ramazan Bayramımı Şeker Bayramına çevirme hakkı da olamaz.

Bazı yazarların söylediği gibi Şeker Bayramı adını dayatanlar laikçiler midir bilemem. Eğer laikçiler ise beni de laikliği kendileri gibi anlamaya zorlayamazlar, buna hakları yoktur. Tartışmanın özü budur. İkide bir Ramazan Bayramı-Şeker Bayramı tartışmasını ısıtıp gündeme sürenler de kendileridir. Benim için bayramın adı bellidir. Bunu yaparken sadece bir bayramın ismini değiştirmek değil, inancı sulandırmak için bu konuyu gündeme getiriyorlar. Bu tartışmalar karşısında Bayramın adı Şeker olsa ne olur Ramazan olsa ne olur diyen sağcı tipler geçmişte de "Kızlar başlarını açıp üniversiteye gidiverirlerse kıyamet mi kopar" anlayışını sergiliyorlardı. Kıyamet kopmaz ama parça parça insan inancından uzaklaşmış olur. Bilmem derdimi anlatabiliyor muyum