Mesele başkanlık sistemi mi, dikkat dağıtmak mı?

Abone Ol

Siyaset her şeye rağmen olmasa bile sonuç almaya yönelik bir alandır. Her ne pahasına olursa olsun sonuç alma üzerine bina edilmiş bir siyasi mücadeleyi desteklemek, ahlaki bulmak mümkün değil. Ancak, sonuç almak için her başarılı seçim kampanyasını yürütmek gerekir. Bunun yadırganacak bir yanı da yoktur. Meseleye bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyguladığı taktikler ve seçim kampanyaları ile milletin teveccühünü kazandığı ve Cumhurbaşkanlığı makamına kadar çıktığı bir vakıadır. Şimdiye kadar girdiği tüm seçimlerden başarı ile çıktığına göre kendisi açısından bir problem yoktur. Bu noktada sanıyorum sıkıntılı olan özellikle TBMM’de grubu bulunan muhalefet partileridir. Çünkü bugüne kadar sergiledikleri tutum ile Erdoğan’ın elini hep güçlendirdiler. Denebilir ki Erdoğan’ın başarısında en önemli etken sorunlara çözüm üretmeyen/üretemeyen sadece her şeye karşı çıkarak milletin desteğini alabileceklerine inanmalarıdır. Özellikle de CHP olduğu sürece Erdoğan’ın uygulayacağı strateji sonuç alamaya devam edecek demektir.

Bu ülkede uzun yıllar insanımız ya bir merkez sağ ya da CHP’ye oy vermeye mahkûm edildi. Çünkü toplum bu ikili tercihe mecbur bırakıldı. CHP’nin toplumun genel değer yargılarına ters düşen görüş ve uygulamaları sebebiyle millettin oyu ile iktidar olamayacağı çeşitli kereler görüldü. Böyle olunca merkez sağ partiler tek başlarına siyaset arenasında sahne aldılar… İktidar olma şansını sadece darbelerde gören CHP darbecilere arka çıkar bir görüntü verdi. Bu da merkez sağ partilerin işine yaradı. Çünkü bu milletin çoğunluğu ülkenin tepeden inme bir takım dayatmalarla değil, halkın isteklerine kulak vermesini ve buna göre yönetilmesini istedi/istiyorlar.

Bu hatırlatmanın ardından önümüzdeki genel seçimler öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başını çektiği başkanlık sistemi kampanyası üzerinde durmak istiyorum. Daha önce de konu üzerinde birkaç kez durmuş görüşlerimi açıklamıştım. Bu defa başkanlık sistemi isteklerinin seçim kampanyasının baş sırasına oturtulmasının gündem belirlemeye yönelik bir tavır gibi görünüyor.

Çünkü şu anda var olan sistemin başkanlık sisteminden çok farkı yok. Bu durum sadece AK Parti iktidarı içinde geçerli değil, Meclis’te tek başlarına çoğunluğu sağlayabilecek tüm partiler için geçerli. Meclis’te çoğunluğu sağlayan parti her türlü yasal düzenlemeyi yapabilecektir. Belki tek sıkıntı muhalefet partilerinin Meclis’ten geçen yasaları Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi olacaktır. Son denetim mekanizması olarak Anayasa Mahkemesi varlığını koruyacaktır. Kaldı ki, artık ortada eski AYM yapısı da yoktur. Eskiye göre daha tarafsız bir yapıya kavuşmuştur. Bu bakımdan seçim kampanyasında toplumun tüm dikkati yeni anayasa ve başkanlık sistemine odaklandırılarak ülkenin acil çözüm bekleyen sorunları gözden kaçırılmış olmaktadır. Meseleye bu açıdan bakıldığında başkanlık ve yeni anayasa tartışmaları toplumu yönlendirme stratejisi olarak görülebilir.