Mesela diyebilirdi ki!

Abone Ol

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan kendisi ile ilgili olarak yazdığımız yazıyı cevaplarken konuyu çarpıtmak yerine pekala merakımızı giderecek bir iki kelam edebilirdi.

Mesela diyebilirdi ki:

Bu tamamen gönül işidir, ben onları sevdim onlar da beni!

Ya da diyebilirdi ki:

Arkadaş ben bir büyük gücün farkına vardım, buraya sırtını dayayan ihya oluyor, karşı çıkan ise perişan! Ben ihya olmayı tercih ettim!

Bu tür cevapları beğenmezse başka gerekçeler ileri sürebilirdi.

Ama Ahmet Hakan böyle bir cevabı tercih etmedi.

Konuyu saptırmayı, çarpıtmayı ve kendisi ile ilgili bir merakı, bir dine, bir ırka düşmanlık halinde takdim ederek kaytarmayı seçti.

Muhal bir Yahudi genci karşımıza geçirerek, O na sorular sordurup bizi yargılamaya kalktı!

Yahudilerle ilgili ne düşündüğümüzü gerçekten çok merak ediyorsa, kendisine herhangi bir Kur an-ı Kerim mealine göz atmasını tavsiye edeceğiz.

Orada Yahudilerle ilgili olarak ne deniliyorsa bizim görüşümüz odur!

Ne bir eksik, ne bir fazla!

Biz kendisi için doğrudan  "Yahudi dostu" gibi bir ifade de kullanmadık. Ama Ahmet Hakan köşesindeki resminin altına yazı başlığını "Yahudi dostu" diye koyarak doğrusu müthiş bir kompozisyon oluşturmuş!

Kendisine Yahudiler ile dostluk kurduğu için ağır eleştiriler de getirmiş değiliz!

Bizimkisi "Niye başkaları değil de Ahmet Hakan" diye sıradan bir merak işte!

Bu merakı gidermenin çok basit yolları varken, kaytarmak Ahmet Hakan gibi birine yakışıyor mu

Hani pek çok yazısında yaptığı gibi şıkları numaralayarak bir açıklama yapıp merakımızı giderebilirdi.

Ya da "Soru şudur" dediği gibi "cevap şudur ya da şunlardır" deyip bu sempatinin nedenleri konusunda bizleri aydınlatabilirdi!

Taa Hitler dönemlerine kadar gidip kendisine yapay mazeretler üretmeye çalışmasına gerek yoktu ki!

Utanma duygumuzun rafa kalkmadığı konusunda emin olabilir.

Ama aynı şekilde, kendi cenahlarında da utanma duygusunun hâlâ canlı ve diri olduğu konusunda bizi ikna etmelidir.

Ahmet Hakan ile sadece kullardan değil Allah tan da utanmak gerektiği konusunda hemfikir olabileceğimizi düşünüyoruz.

Evet, lafı böyle eveleyip gevelemektense "Bu bir gönül işidir" de diyebilirdi. "Bir büyük gücün farkına vardım" da diyebilirdi.

Hepsi de bizim için muteber olurdu.

Gönül işi dese, gönülden sevdalanmış der geçerdik.

Bir büyük gücün farkına vardım dese de mesele anlaşıldı der geçerdik.