Mescid-i Aksa’da daha çok bulunmalı

Abone Ol

Bir fotoğraf düştü önüme…

Bugüne kadar belki binlerce kez yaşanan bir terör faaliyetini anlatan bir fotoğraf karesi…

Yer; bir İslam coğrafyası olan, bir İslam beldesi olan Kudüs-Mescid-i Aksa…

“Yerleşimci” denen esasen işgalci terör çetelerinin yine bir Mescid-i Aksa baskını…

Onlarca işgalci, sabah saatlerinde, işgal altındaki Kudüs’te mübarek Mescid-i Aksa’nın avlularına, işgalcilerin kontrolündeki “Meğaribe Kapısı” tarafından baskın düzenleyerek giriyor...

Sabah saatlerindeki baskınlar sırasında 99 işgalci, soykırımcı işgal güçleri ve onlara bağlı silahlı özel kuvvetlerin güvenlik koruması altında Mescid-i Aksa’nın avlularına pervasızca dalıyor…

İşgalciler, Mescid-i Aksa’nın avlularında -ne arıyorlarsa- dolaşıyor…

Özellikle Kubbetü’s-Sahra Mescidi’nin önünde ve Aksa’nın doğu tarafında ifsad edilmiş inançları doğrultusunda Talmudik ayinler…

Sonrasında da “Silsile Kapısı”ndan çıkıp gidiyorlar…

***

Nedir şimdi bu?

İşgalciler, Cumartesi (işgalde resmî tatil) ve Cuma günleri dışında hemen her gün, soykırımcı Siyonist terör örgütü koruması altında Mescid-i Aksa’nın avlularına baskın düzenliyor…

Peki, bu terör operasyonlarında asıl amaç ne?

Amaç şu: Mescid-i Aksa’yı zamansal ve mekânsal yönden bölme karanlık planı…

Ve bu karanlık planı devreye sokma amaçlı olarak provokatif bir şekilde Mescid-i Aksa’nın o kutsal beldenin hemen her noktasında dolaşma, taciz etme…

Kutsal mekânlarımız üzerinde yıllardan bu yana süren bu terör hareketlerinin Müslümanları alakadar eden bir -değil esasen çok daha fazla- sorumluluğu da var;

Mübarek Mescid-i Aksa’nın avlularında daha çok bulunmak ve nöbet tutmak…

Zira, o kutsal mekânları ziyaret ettiğimizde Filistinli kardeşlerimizin bizlerden bir talepleri de şu olmuştu:

* “Müslümanlar olarak Kudüs’e eskisinden çok daha fazla gelmelisiniz, ziyaret etmelisiniz. Burada yaşayan Müslümanlara destek açısından. Burada faaliyet gösteren Müslüman esnafa destek bakımından da bu ehemmiyetli. Siyonistler bu mekânların sahibi olduğunu bilmeli. Türkiye’den bu destek manasında gelecek bir adım Siyonistleri 10 adım geriletiyor…”

***

Yaklaşık 10 sene kadar önce şöyle bir proje hayata geçirilmek istendi; Diyanet İşleri Başkanlığı ve turizm şirketleri tarafından organize edilen "Kudüs Bağlantılı Umre" programları… Umrecilerin, Mekke ve Medine yolculukları öncesinde veya sonrasında ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmelerine imkân tanınması…

Bu proje devam ediyor mu acaba? İnşallah ediyordur…

BİR HANÇER AĞACI GİBİ BÜYÜYOR İÇİMDE ACI!

Tam da bu noktada…

Mübarek Mescid-i Aksa hatibi Şeyh İkrime Sabri…

İşgalcilerin ve terör örgütünün Mescid-i Aksa’ya bu karanlık ve kışkırtıcı baskınlarına yönelik…

Filistin halkını Mescid-i Aksa’nın avlularına gelmeye, oradaki varlıklarını artırmaya ve mescidi namaz kılanlar, ilim talebeleri ve nöbet tutanlarla mamur etmeye çağırdı.

Şeyh Sabri, “kalıcı ve istikrarlı varlığın bugün, işgalin mescit içinde yeni bir Yahudileştirme gerçekliği dayatmaya yönelik girişimlerini boşa çıkarmak için en güçlü savunma hattını ve güvenlik supabını oluşturduğunu” vurguladı.

Özellikle provokatif baskınların ve Talmudik ayinlerin icrasının artmasıyla birlikte, tırmanan Yahudileştirme planlarının artık mescidin kimliği üzerinde gerçek ve doğrudan bir tehlike oluşturduğunu açıkladı.

***

Mescid-i Aksa hatibi Şeyh İkrime Sabri’nin bu çağrısı, sahada eşi benzeri görülmemiş bir karanlık tırmanışla aynı zamana denk geliyor.

Nitekim geçen hafta 1.500 civarında işgalci mübarek Mescid-i Aksa’nın avlularına baskın düzenledi.

Aşırılıkçı Tapınak grupları bu baskınlar sırasında, Müslümanların girişine kısıtlamalar getiren terör örgütünün sıkı ve doğrudan koruması altında bir dizi geniş çaplı ihlal gerçekleştirdi.

İşgalciler, mübarek beldede pervasız ve provokatif bir şekilde taciz amaçlı dolaştılar…

***

Bütün bunların üzerine bir şey daha söylemeliyiz;

“… Evet bir hançer ağacı gibi büyüyor içimde acı

Dağlardan bir dağ gibi kabaran yüreğimde.

Kargaların sırtlanlarla anlaştığı bir günde

Bir yabancı fırtınaya tutulan yapraklarım

Kudüs'te Mescid-i Aksa'da

Belki bir batı karanlığında Topkapı'da

Yangına uğramışsa

Duymaz olmuşsa kulaklarım göklerin muştu sesini

Elbet kıracağım bir gün bu ihanet kelepçesini…” (Erdem Bayazıt)

TRT SPOR’LA İLGİLİ FARKLI MERAK!

Spor programlarını bir devlet TV kanalı olan TRT Spor’dan izleyen Fatih adlı okurum şöyle bir görüşünü ya da gözlemini ifade etti;

* “FIFA 2026 Dünya Kupası’nı genellikle TRT Spor kanalından takip ediyorum. Elbette ülkemiz tüm insanlarının olduğu gibi ben de A Millilerimizin turnuvadan erken havlu atmasından büyük ızdırap duydum. Keşke devam edebilselerdi. Yani Almanları eleyen Paraguay’dan daha kötü değil A Millilerimiz!”

* “Neyse… Müsabakalar canlı verildiği için ve de özetler hemen yansıtıldığı için bu kanalı takip ediyorum. Maçlardan önce ve sonra ‘Kupa Saati’ programları da oldukça kapsamlı.”

* “Ama bir hususu merak ediyorum; Kupa Saati programlarında sunucunun ve yorumcuların önünde neden 3 tane kupa koyuluyor? Hadi diyelim bir tanesinde su var, ki elbette olması lazım! Diğer ikisi neden? 3 kupa neredeyse tüm ekranı kaplıyor? Düşünebiliyor musunuz, ekranda 3 kişi olsa aynı anda 9 kupa! Bu kalabalıklık sanki iyi bir görüntü de vermiyor! Nasıl bir hikmeti olabilir? Niçin her kişi önünde 3 kupa birden; ben bunu çok merak ettim…”