Mescid-i Aksa

Abone Ol

İsrailli kadın bakanın eteğine nakışladığı Kubbetüs Sahra motifleri ile verdiği mesajdan belli idi. Yakında gerilim düğmelerine, birçok kez olduğu gibi yeniden basacakları.

Nitekim bir anda Mescid-i Aksa da, tutsak mabetler arasına iteleniverdi. Bu soylu belde, Harem-i Şerif, ibadete kapatıldı.

Metal arama detektörleri ile her Aksa sevdalısına saldırgan bir üslup takınan İsrail polisinin bu tutumunu protesto için Müslümanlar vakit namazlarını mescidin kapılarında kılmaktalar.

Fakat İsrail polisi, Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu etrafı surlarla çevrili Kudüs’ün Eski Şehir bölgesine açılan kapıları da sıkı barikatlarla kapattı.

Yetmedi.

50 yaş sınırlaması getirerek gençleri, Aksa’dan uzak tutmaya çalışmakta.

Kudüslüler ise tüm camileri kapatarak Aksa’ya akmaktalar.

Sokaklarda namaz kılma eylemleri yapmaktalar. İsrail polisi ise uzak şehirlerden gelen Müslümanların şehre girmesini engellemeye uğraşmakta. Kudüslü cesur kadınlar, şiirlerle İsrail›e meydan okumakta.

Geçen hafta Cuma namazına kapatılan Aksa, bu hafta sevdalılarının, Cuma gösterilerinde; İsrail askerlerinin saldırılarına uğradı.

Sokaklar bir anda savaş alanına döndü.

İsrail polisinin plastik mermi, ses bombası ve göz yaşartıcı gazla müdahalesi sonucu onlarca kişi yaralandı.

Şehrin sokaklarında yoğun ambulans ve çatışma sesleri yükselmeye devam etmekte.

Filistin Kızılayı onlarca yaralı olduğunu ve yaralılara müdahalenin sürdüğünü açıkladı.

Kudüs›ün üzerinde polis helikopterleri sürekli uçmaya devam etmekte. Aksa’nın her taşından, her karesinden, her köşesinden etinden et koparırcasına gerilim fışkırmakta.

Çünkü bu nazlı belde, Harem-i Şerif, Müslümanlardan arındırılmaya uğraşılmakta. Kudüs yarım yüzyıldır tutsak, İsrail işgali altında.

Her seferinde, dünya Müslümanlarından biraz daha ilgi kaybına uğramakta.

İsrail ise işgal yanına kâr kaldığı gibi Kudüs’e vurulmuş İslam mührünün rengini, desenini, statüsünü değiştirmeye baş koymuş.

Siyonizm’in kurucusu TheodorHerzl’in önderliğinde 1897’de başlatılan Filistin topraklarında bir İsrail devleti kurulması hedefi, o zamanlar hayali bulunmuş fakat bu hayal, adım adım gerçekleşmiştir. 1948’in 14 Mayıs’ında, İsrail muradına ermiş, işgal ettiği Filistin topraklarında devletini kurmuştu.

Yetmemiş, eli armut toplamamış, işgalin hemen ertesi günü, Filistinlileri göçe zorlamıştı.

Nekbe, “Büyük Felaket”, 69 yıldır her 15 Mayıs’ta hüzünle anılmakta.

Mazlum Filistinlilere, kaktüsler arasında, sırtlarına başlarına alabildikleri eşyaları ile kendi topraklarından göç düşmüştü.

Gerçi Arap ülkeleri o dönemde, şimdiki gibi cılız kınamalarla bu işgali geçiştirmemişler desteklerini savaşarak göstermişler.

67 ve 73 savaşları ile sayıca küçük olsa da İsrail, batılı ülkelerin desteği ile kalabalık Arap güçlerini mağlup ettiği gibi, Doğu Kudüs’ü işgalini de, kâr hanesine yazdırmıştır.

Fakat zamanla her acıya biraz daha alışır İslam ülkeleri, Kudüs için ağıt yakmayı bırakıp kendi çıkarlarını başa alıp, iyice içine kapandı.

İsrail’le savaşacak kadar Filistin’e destek veren Mısır bile İsrail’i 1979’da tanıdı. Bugün Gazze’ye çekilen duvarlar, açılan tüneller, Mısır’ın Filistin davasına tamamen sırt döndüğünün kanıtı. Dün, başta AGD olmak üzere pek çok dernek, vakıf, örgüt; Kudüs’ün başına gelen acıları gösterilerle tel’in etti. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın canını yakarak, statüsünü değiştirme hedefi, umarız gerçekleşmez.