Tam da milli iradenin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ( TBMM) açılacağı gün…
Başkent Ankara’nın göbeğinde, TBMM’ye de çok yakın bir bölgede, İçişleri Bakanlığı binasının önünde gerçekleşen terör saldırısı, patlama ne anlama geliyor?
Saldırının İçişleri Bakanlığı’nın hemen önünde meydana gelmesi ayrıca mânidardır!
Daha doğru soru şudur; mesaj kime?
* Biliyorsunuz, çocuklarımızı zehirleyen, nesli mahveden, ailelerimizi perişan eden uyuşturucu tacirlerine yönelik kapsamlı bir harekât başlatıldı… Polisiyle, jandarmasıyla, askeriyle, istihbaratıyla, güvenlik mensuplarımız bu zehir tacirlerine göz açtırmamaya başladı…
* Biliyorsunuz, Türkiye’nin hemen her köşesinde dolandırıcılık yapan, yasadışı gelir sağlamaya çalışan yeraltı dünyasına yönelik kapsamlı bir harekât başlatıldı…
* Biliyorsunuz, başından bu yana güvenlik mensuplarımız farklı terör örgütlerine göz açtırmıyor…
Tüm bu tespitlerin ardından sormak lazım; İçişleri Bakanlığı binasının önünde, TBMM’ye çok yakın bir bölgede, hem de TBMM’nin açılacağı gün meydana gelen bu terör saldırısında mesaj kime?
***
Türkiye yıllardır terör kıskacında…
Terörün her çeşidinin hedefi hiç kuşku yok ki ülkemiz ve milletimiz. Terörün amacı kaostur, yılgınlık oluşturmaktır, toplumu bölmek ve karşı karşıya getirmektir.
Farklı enstrümanlarla, farklı araçlarla, farklı hedeflerle, öldürmek, yakmak, yıkmak acaba hangi karanlık güçlerin hangi amaçlarına hizmet ediyor?
Terörün her çeşidine milletçe karşı durmamız şart…
İnsan haklarını korumak ve bilhassa yaşama hakkı kutsaldır. İnsan hayatına kast etmek yani adam öldürmek ve kan dökmek büyük günahlardan.
Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir.
Terör saldırılarına bu açıdan bakmakta da yarar var…
OĞUZHAN ASİLTÜRK, HANGİ BAKAN’IN BABASINI KARAKOLDAN KURTARDI!
* İmam hatip okulu mezunlarının üniversite ve yüksekokullara diğer lise mezunlarından ayrıcalıklı muameleye maruz kalmadan girebilmelerinin temin edilmesi…
* İmam-hatip orta kısımlarının behemehal açılması,
* İlk, orta ve liselere milli ahlak derslerinin konulması,
* Yurtdışında dini öğrenim gören öğrencilerin diploma denkliklerinin tasdiki,
* Binaları milletçe yapılan imam hatip okullarının derhal açılması,
* Okullardaki millî ve manevi hassasiyeti yüksek öğretmen ve idarecilerin görevden alınmalarına son verilmesi…
***
Yukarıdaki maddeler nedir diye soracak olursanız… Anlatayım;
CHP-MSP Koalisyonu dönemi…
Milli Selamet Partisi’ne (MSP) mensup milletvekilleri, CHP’li Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ’dan müştekiler. Bakan Üstündağ’ın icraatları sebebiyle, “Bir gün bu koalisyon Milli Eğitim Bakanı yüzünden dağılacaktır” noktasına geldiler.
Zira, MSP Grubu, yukarıda yer alan 6 maddenin ivedi olarak hayata geçirilmesini talep etmektedir. Kaldı ki bu maddeler koalisyon protokolünde de mevcuttur. Ama buna rağmen Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ ayak sürümektedir.
***
İşte tam da böyle bir atmosferde Adalet Partili Nahit Menteşe ve 9 arkadaşı, Bakan Üstündağ hakkında, eğitim politikasındaki tutumu, solcuları MEB’e yerleştirmesi, milliyetçi hocaları ezmesi vs. gibi gerekçelerle bir gensoru önergesi verdi.
AP’lilerin beklentisi, bazı MSP’li vekillerin de gensoruya destek vererek Bakan Üstündağ’ı Bakanlıktan düşürmek ve dolayısıyla CHP-MSP Koalisyon Hükümetini istifaya zorlamaktı.
Ama Adalet Partililerin bu planı akamete uğradı.
Gensoru önergesi, 202 kabul oyuna karşılık, 231 red oyu ile benimsenmedi.
Bu sonuçta MSP’nin taleplerinin Milli Eğitim Bakanı tarafından en kısa zamanda yerine getirileceğinin teminatının verilmesi ve Üstündağ’ın gruba gelerek bizzat bu teminatı verdiğini söylemesi etkili oldu.
***
Dönemin İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ ile ilgili bir hatırasında şu ifadeleri kullanır: “Kendisi de Konyalı, babası namaz kılan bir insan. Nereden biliyorum? Bir gün bana geldi ve ‘Sayın Asiltürk dedi, babam camiden çıkarken takkeyi başında unutmuş. Polisler almışlar, karakola götürmüşler.’ İçişleri Bakanı olarak derhal duruma müdahale ettim…”
ÇOK SES GETİREN KONUŞMA!
Yer; Birleşmiş Milletler 78'inci Genel Kurulu... Kürsüde konuşan Togo Dışişleri Bakanı Robert Dussey...
Konuşması salonda oldukça geniş yankı uyandırdı... Afrikalılar adına Avrupa ülkelerine seslendi... Peki, neler söyledi Bakan Dussey? Okuyalım;
* “Afrika ve Küresel Güney halkları kendilerini aşağılanmış ve insanlıktan çıkarılmış hissettikleri için hayal kırıklığına uğramış durumdalar.”
* “Bazen kendilerine 'Siz kim oluyorsunuz da bizim insanlığımızı bu şekilde küçümsüyorsunuz' diye soruyorlar. Siz kim oluyorsunuz da bizi bu şekilde hor görüyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz da bizi bu şekilde aşağılıyorsunuz?”
* “Biz sizin tebaanız değil, ortağınız olmak istiyoruz. Yabancı çıkarlara değil, halkımıza hizmet etmek istiyoruz. Bu yeni dinamik kimseye karşı değildir ve bunu tekrar tekrar söylüyoruz.”
* “Bu yeni bir Afrika'nın, Afrikalı bir Afrika'nın, çok sesli bir Afrika'nın, özgür, egemen, bağımsız ve kendi kendisinin efendisi olmak isteyen bir Afrika'nın ifadesidir.”
* “Halkımızın görüşlerini küçümsemenizden, halkımızı ve liderlerimizi hor görmenizden bıktık. Küçümseyiciliğinizden bıktık, kibrinizden bıktık. Bıktık, bıktık ve bıktık!”
***
Hülasa; çarpıcı mesajlardı, ama bu cümlelerin gereğini yapabiliyorlar mı? İşte asıl mesele bu sanki…